30.10.2019
Güldürmek en zor iştir. Ağlatmak ise en kolayı.
İnsanoğlu gülmekten ziyade genelde melankolikliği ve hüzünlü olmayı tercih eder. Bu karakter yapısı hem daha kolaydır, hem de sahibi olumsuz tepkilerle daha nadir karşılaşır. Sürekli gülen ve neşeli insan, toplum tarafından; “hafifmeşrep” sıfatıyla nitelendirilir.
Sanki gülen ve güldüren insanlar grubu: ağır başlılıktan uzak, ahlaki ve toplumsal kaygılar gütmeden, sadece eğlencesine, zevkine bakan tipler olarak gruplandırılır.
Oysa bu dünyadan göçmeden önce toplumu en çok güldüren sanatçılarımızdandı; Kemal Sunal, Levent Kırca ve Adile Naşit…
Bu değerli ve yeri doldurulamaz efsane sanatçılarımızın her filminde, her oyununda, her faaliyetinde; “toplumsal kaygılar ve insan” vardı…
Gülerek, güldürerek; topluma, siyaset ve kanun yapıcılara “MESAJ” verirlerdi.
Ruhları şad olsun, Allah topraklarını bol etsin.
Etrafımızda güldürecek, eğlendirecek o kadar az şey yaşanıyor ki… Parasızlık, işsizlik, geçim sıkıntısı, vergiler, ölümler, şehitler, kuduruk yabancı devletlerin Türkiye üzerindeki emelleri, beceriksiz devlet yöneticileri, hatta hainlerin eline terk edilen Türkiye…
Bu gidişatlar arasında toplum olarak; mutlu olmayı, umutlanmayı, gülmeyi, kahkaha atmayı, bırakın tebessüm etmeyi bile unuttuk.
Toplumun en çok da; umutlanmaya, mutlu olmaya, gülmeye, en azından tebessüm etmeye ihtiyacı var.
Vallahi İnternet debi dünya, bilgi, araştırma, eğlence ansiklopedisi.
Her şeyi bulmak, her şeye ulaşmak mümkün. Tarih, ekonomi, haber, bilinmeyen gerçekler veya üstü kapananlar… Eğlence, komedi, yeni yetenekler…
Bugün rastlantı sonucu “keşfetten gelenlerden” bir tanesine takıldım. Arkasından gittim, epey bir araştırdım.
Semiha Kani adında bir ev hanımı.
Facebook ve Youtube’de kendi çabalarıyla komik skeçler yapıyor. Öyle sürüklendim ki, öyle sürükledi ki beni emeğinin peşinden, izlemeye, araştırmaya doyamadım.
Ve düşündüm ki; milyonluk production ekipmanları ve profesyonel tiyatro oyuncuları ile halkı güldürmeye çalışan sanatçılarımızı çok takdir ediyoruz da…
Elindeki tek kamerası ile; kayınvalidesinden, bir arkadaşından, aile bireylerinden ve konu-komşusundan çekimler için “emek” yardımı alarak, günlük hayatın içinde ezilen ve sıkıntı çeken kesimi skeçleriyle güldürmeyi başaran, yüzlerde tebessüm, dudaklarda kahkaha tufanı oluşturan, doğal oyunculuk yeteneği ile hayran bıraktıran bu “emekçi ev hanımını” niye yazmayayım, niye takdir etmeyeyim, niye toplumun bilgisine sunmayayım…
Üstelik bu yaptığı işten hiçbir maddi kazancı yokken… Sadece yapmayı sevdiği işi, oyunculuğu… Tek başına, productionsuz, kazançsız yapmayı başarırken.
Semiha Kani iyi incelenir ve amacı özümsenirse aslında;
Skeçleriyle “toplumsal kaygılar ve insan” üzerine çalışıyor. Tıpkı Kemal Sunal, Adile Naşit ve Levent Kırca efsane ustalarımız gibi, ama daha amatör bir ruh ve çekim teknikleriyle… Gülerek, güldürerek; topluma, siyaset ve kanun yapıcılara “MESAJ” veriyor. Toplumsal kaygılarını, vatandaşın geçim sıkıntısı altında nasıl ezildiğini, aile içindeki günlük halleri ve gerçek Türk aile yapısını, süslemeden, allamadan-pullamadan, makyajsız yansıtıyor. Bu arada doğal yeteneği ile de; güldürüyor, eğlendiriyor, yüzlerde en azından tebessümler oluşturuyor.
Bu yazı öncesinde Semiha Kani’ye; ulaşmadım, konuşmadım, bilgi edinmedim. Dolayısı ile isimler ve teknik bilgiler konusunda yanlışlar yapabilirim. Dışardan bir izleyici gözüyle ulaştığım bilgileri sizinle paylaşıyorum.
Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlar, skeçler ve tercih ettiği konularından anladığım kadarıyla Semiha Kani’nin Skeçlerini yaparken; ne bir çekim ekibi, ne sahnesi, ne profesyonel oyunculuk eğitimi, ne de dekoru var.
Hatta mikrofonu bile yok.
Yine anladığım kadarı ile para biriktirerek aldığı yarı profesyonel bir kamerası var. Ya da çekimlerini telefonu ile yapıyor.
Çekimlerine de arkadaşlarından bir veya ikisi yardımcı oluyor.
Fakat o kadar güzel işler çıkarıyor, skeçlerini o kadar doğal oynuyor ki, dersiniz Haldun Dolmen öğrencisi…
İşlediği konular, Türk ekonomisi, sıradan bir Türk ailesinin günlük yaşam şekillerinin tiyatroya döndürülmüş hali. Hepsi Türk yaşam kültürüne cuk oturuyor.
Oynadığı skeçlerin ne yazılmış bir metni var, ne de önceden tasarlanmış bir kurgusu. Kameranın rec düğmesine basıldığı andan itibaren, her şey doğaçlama…
Skeç içinde; kurulan cümleler, mimikler, davranışlar…
Hepsi doğaçlama. Bir tek, konu önceden seçiliyor.
Ve Sevim Kani, skeçleri sırasında ortaya koyduğu ve kameraya aldığı tüm bu süreci; ünlü tiyatro oyuncuları kadar başarıyla harmanlıyor, üstesinden gelebiliyor.
Kısacası başlı başına, donanımlı bir yetenek. Tek eksiği; sevenleri, takipçileri ve gönüldaşları hariç, maddi destekçisinin olmayışı. Bu nedenledir ki; bir sahnesi, bir dekoru ve production ekipmanları yok.
O’nun için her yer dekor. Evinin içi, bahçesi, sokak, tarla, orman, fındık bahçeleri, otobüs, sokak…
Her yer, her alan.
Bu kadar kısıtlı imkanlara rağmen; sosyal medya takipçileri, izleyenleri, sevenleri O’na bayılıyor…O’nu severek, eğlenerek, gülerek, kahkahalarla izliyor.
Yazının en başında demiştim ya; “güldürmek en zor iştir, ağlatmak ise en kolayı.
İşte Semiha Kani, kısıtlı imkanları ve binlerce seveni ile en zorunu başarıyor.
Bunu nasıl başarıyor biliyor musunuz?
Çok zeki, çok doğal, çok içten, çok dobra ve çok dürüst, aklındaki neyse dilindeki o. Sosyal medyada fenomen olmak için kıçını başını ortalıklara sermiyor.
Aksine…
Bir Türk kadını nasıl giyiniyorsa, öyle giyiniyor. Bir Türk kadını nasıl yaşıyorsa öyle yaşıyor. Bir Türk kadını nasıl konuşuyorsa öyle konuşuyor ve öyle yazıyor.
Hatta bir eteği ve lastik paçalı donu var…
Tıpa tıp bizim kültürümüzdeki sıradan ailelerin ev hanımlarının giydiği türden. Hani Pazar işi deriz ya, Onlardan. Yani bizden, bizim özümüzden.
Erkeği- kadını Semiha’yı o kadar iyi benimsemiş, dürüstlüğünü ve ahlakını o kadar iyi çözmüş ki; hiç kimse internette O’na potansiyel av olarak bakmıyor. Kadını-erkeği O’nu sahipleniyor, koruyor- gözetiyor.
Hele bir canlı yayın açtığında dakikalar içinde; binlerce kişi, seveni, takipçisi yayınına katılıyor, mesaj yazıyor, görüşlerini beyan ediyor.
Bir kişide çıksa da sarkıntılık etse, hakaret etse, aşağılasa…
Etmiyorlar, yapmıyorlar. Çünkü Semiha Onlar’ın evlerindeki bacısı.
Çünkü Semiha kendini tipik Türk kadını olarak kabullendirdi, kanaat getirtti.
İşte Semiha Kani bunun için seviliyor.
Özümüzden, bizden, içimizden olduğu için.
Sen yapmazsın ama… “İnsanoğlu şaşar-beşerdir” diyelim ve ekleyelim…
“Bir gün gelirde sosyal medya fenomeni olmaktan çıkıp, şöhret basamaklarını tırmanır veya çok şöhretli bir fenomen olursan Semiha…
Değişme sakın emi. Özünü, toplumda bıraktığın "güvenilir" algısını sakın ha değiştirme Semiha.
Aksi olursa; yalnız kalır, bu canı gönülden katıksız sevenlerin, takipçilerin seni yalnız bırakır emin ol. Hep böyle, bizden, iyi niyetli, yardımsever, faydalı, toplum için tasalanan, içimizden biri olarak kal Semiha. Toplum seni böyle sevdi, böyle kalmaya devam et Semiha. Para hırsına kapılma, karakterini para kazanma uğruna değiştirme.
Kimseye hakaret etme, kimseden rant sağlamaya yeltenme. Youtube kanalını, takipçilerini ve sevenlerini şahsi menfaatlerin için kullanma. Eğer yolunu ve karakterini değiştirir, diğerleri gibi sosyal medyayı rant kapısı olarak görür ve iyi niyetli takipçilerini diğer sosyal medya içerik üreticileri gibi kullanır, üzersen, ilk başta ben habercilk desteğimi geri çekerim senden biline. Buna da buradan kendi adıma söz vermiş olayım. Zira benim ilkelerim; toplum yararına fayda getiren kişi ve işleri haberleştirmektir. Aksi olduğu anda; buz gibi soğur ve soğuturum. Buda biline. Toplumun ve takipçilerinin bu sevgisine ve güvenine layık kalacağını umut ediyorum. Yanlış işler yapmayacağını, topluma faydalı içerikler üreteceğini umut ediyorum.
Semiha’nın birde aynı doğal oyunculuk yeteneğine sahip tatlı mı tatlı bir kayınvalidesi, Sevim (gerçek adı bu mu bilmiyorum, skeçlerde ismi böyle geçiyor) adında da bir arkadaşı var. Onlar’da maşallah oyunculuk eğitimi almış gibi rol yapıyorlar.
Kayınvalidenin ismini öğrenip yazacağım buraya da…
Yahu teyze çok komik. 87 yaşında, oyunculuk konusunda eğitimsiz ama... Dersin Yıldız Kenter.
Bunlar aile boyu çok komik ve hazır cevaplar.
Bir tatlı, terbiyeli, yardımsever, vicdanlı mı vicdanlı oğlu, Mustafa...
Birde tontişmi tontiş sevimli oğlu, Semih var.
Skeçler sırasında her şey olağan akışı içinde, senaryosuz, metinsiz, kurgusuz, doğaçlama ilerliyor yaaa. Asıl güldüren ve eğlendiren nüans bu işte.
Hele o Semiha’nın arkadaşı Sevim… O tam bir baş belası. Oyunculuk eğitimi almamış bir ev hanımı, bu kadar doğal nasıl oynayabilir? İşte bu konuya bir başka örnek de, Semiha’dan sonra Sevim…
Kayınvalide ve Sevim; sık sık Semiha’nın skeçlerinde yardımcı oyuncu olarak rol alıyor. Kameranın arkasında kim var, O emek kime ait O’nu henüz bilmiyorum. Ama söz Onu da öğreneceğim.
Yani nereden baksanız her konu hem çok takdirlik, hem de çok bizden.
Semiha’yı bu cesaretinden ve doğal-başarılı performansından dolayı tebrik ediyorum.
Duyan duymayana haber versin. Semiha’yı takip edelim ve Türk aile kültürünün hallerini gülerek izleyelim…
Nereden, nasıl mı?
İnstagram adresi: https://www.instagram.com/semiha_kani/
Facebook Profili: https://www.facebook.com/semiha.kani.5
Eski Facebook sayfası: https://www.facebook.com/Her-Daldan-G%C3%BClelim-661925000905803/
Yeni Facebook sayfası: https://www.facebook.com/Semihaca-101239047982705/?__
Youtube hesabı : https://www.youtube.com/channel/UCc8gPnrw3CGSmNrzw9ykraQ
#SemihaKani #youtubesemihakani #semoş #seosyalmedyafenomeniSemihaKani #youtube #instagramsemihakani #tiktoksemihakani








