Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Fahrettin Koca; gerçeğe yakın Covid 19 vaka sayılarını neden açıklamak zorunda kaldı ?
Türkiye’de günlük Covid 19 vaka sayısı 25 Kasım 2020 Çarşamba günü 28 bin 351 olarak kayıtlara geçerken, yükseliş dün de sürdü. 26 Kasım 2020 Perşembe günü, günlük vaka sayısı 29 bin 132 olarak duyuruldu.
Bakalım bugün ne olacak? Bugün sayı 30 bin veya 40 bine çıkarsa hiç şaşırmayın...
Bu korkunç, ürkütücü ve geleceğe yönelik; ciddi nüfus azalışı tehlikesi anlamıma geliyor…
Kimse kusura bakmasın ve holiganca muhalefet yapmasın.
Bu durum resmen ve fiilen bir soykırımdır.
Vatandaş; sokakları, çöp kutularını, sokak demirbaşlarını ve Covid 19 virüsünü ağzının içindeki diliyle yalasa… Ancak bu kadar, bir bulaş hızı sağlanabilir.
Covid 19’un bulaş hızı böyle jet hızıyla artarak giderse, hem dünya hem de Türkiye nüfusu yarıya iner. Bu bulaş hızı mutlak ve mutlak, acilen durdurulmalı.
Çünkü Türkiye günlük vaka sayılarında; Dünyada 4’üncü, Avrupa’da 1’inci sırada.
Corona virüsü nedeniyle Türkiye’de toplam ölüm sayısı ise bugün itibariyle 13 bin 14’e çıktı. Yarın ne olur? Muamma…
Yoğun bakım üniteleri ful dolu. Sağlık personeli tedavilere yetişemiyor. Herkes çok yorgun, herkes çok bitkin. Hastalarda zatürre oranı %3.4. Ağır hasta sayısı 4.711, iyileşen hasta sayısı ise 388.771 oldu. Günlük vaka sayılarına göre, Türkiye dünyada en fazla olgu saptanan beşinci ülke konumunda şu an. Türkiye Cumhuriyeti halkı çok tedirgin ve panik.
Oysa bugüne kadar vaka sayıları tam gerçekliği ile açıklanmış olsaydı; sokaklarda, AVM’lerde, park ve bahçelerde, tatil yerlerinde, plajlarda, otellerde, eğlence yerlerinde, kafelerde, çarşı-pazarda …vs
Feldir feldir, hatta maskesiz, hatta önlemsiz gezen vatandaşlar, işin vahametini daha erken kavrayacak ve sokaklara akın etmeyecek, evlerine kapanacaklardı. Hatırlayın; yazın plajlar tıklım tıklımdı. Kafelerde, eğlence yerlerinde insanlar ağız ağıza, burun buruna idi. Zira algı “tehlikeli bir gidişat yok” yönünde yaratılmıştı. Hatta bakanlar turistik beldelere vatandaşı yönlendiren konuşmalar yapıyor, TV reklamları çatır çatır dönüyordu… Hala da öyle…
Allahı var, Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın halis niyetinden başından beri eminim. Çok tatlı, sevimli ve dürüst bir politikacı. Benim gibi tüm Türkiye sevdi O’nu. Her şeyden önce doktorluk sorumluluğunu taşıyabilen bir karakter. Ancak adamı kendine bırakmadılar. Bırakmadılar ki doğrusunu yapsın. İşine karıştılar, emirler verdiler ve sadece sözcülük yapmasına, işin basın ayağını yürütmesine müsaade ettiler. Ne Bilim Kurulu’nu ne de Sağlık Bakanı’nı dinlediler.
Kararları; Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı alması gerekirken, onlar kağıt üstünde göründü. Kararlara müdahale edemediler bile. Yanlıştı, büyük hata idi.
Sağlık Bakanlığı ve sayın Bakan Fahrettin Koca aldıkları emirler nedeniyle, 9 ay boyunca gerçek tabloyu kamuoyundan sakladı.
İşte; o gün yediğimiz hurmalar, günü geldi şimdi tırmalıyor…
Vaka sayılarının gerçekte kaç olduğunu bilmeyen vatandaş ise “saldım çayıra mevlam kayıra” misali, sokaklarda resmen fink attı. Gelinen noktada durum bu… Önceki gün 28 bin 351, dün 29 bin 132… Bugün, yarın… Belki de 40 bin.
Ben bu açıklanan rakamlarında doğru olmadığını adım gibi biliyorum. Gerçek vaka sayısı günlük 40 binin üzerinde… Bunu bilin arkadaşlar.
Çünkü PCR testinin doğruluk payının yüzde 60-70’lerde olduğu düşünülürse, bu dün test yaptıranlar içerisinde en az 40 bin civarında hastamız var demektir. Günlük 40 bin civarındaki olgu, hastalığın yayılması açısından çok ama çok büyük bir risk oluşturuyor.
Salgının seyri artık kontrolden çoktan çıktı arkadaşlar.
Sorun sadece; İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük kentlerin sorun değil. Türkiye çapında ciddi bir sorun.
Salgının bu seyrini hemen, şimdi, bugün şu saatten itibaren baskılayamazsak, durduramazsak, frenleyemezsek; bulaşma hızı artarak devam edecek. Hasta sayısı ve ölüm oranları da bu anlamda yükselmeye devam edecek.
Bunun için “KOŞULLARI OLUŞTURULMUŞ TAM KAPANMA,
HEMDE ACİLEN ŞART.”
Uzmanlar ve siyasiler TAM KAPANMA İÇİN 14 gün diyor…
Yetmez…
En az bir ay (30 gün), hatta 40 gün tam kapanma şart.
Aksi takdirde ölüm oranları ve ağır hasta sayıları giderek artacak.
Peki Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Fahrettin Koca; gerçeğe yakın Covid 19 vaka sayılarını 9 ay aradan sonra neden açıklamak zorunda kaldı ?
Onu da söyleyelim…
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yüksek vakalara sahip ülkelere aşı önceliği verecek. Doğrusu da budur. Vaka sayılarının yüksek olduğu ülkelere öncelik verilmesi mantıklı ve olması gereken bir uygulama. DSÖ "Aşıları olgu sayısına göre dağıtacağız" deyince, Sağlık Bakanlığı gerçeğe yakın sayıları açıklamak zorunda kaldı. Aksi takdirde Türkiye gerektiği kadar aşı alıp, vatandaşına dağıtamayacak, salgının önünü alamayacaktı. Çünkü son açıklanan ve hala gizlenen vaka sayıları ile birlikte Türkiye’de salgın ciddi boyutlara ulaştı. Dünyada vaka sayıları en yüksek 5. Ülkeyiz.
Oysa Türkiye’nin bir Bilim Kurulu var. Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri ile hareket edilseydi, bu gün bu 90 derece çarklarla ve ters yüz açıklamalarla halk endişeye sürüklenmeyecek, panik havası oluşmayacaktı.
Artık bu işin lamı cimi yok…
Bugünden tezi yok en az bir aylık, mümkünse 3 aylık, sürekli ve tam kapanmalı sokağa çıkma yasağı getirilmeli. Yoksa Türkiye bu illetten temizlenemeyecek.
Önceki dün 28 bin 351, dün 29 bin 132, Bugün, yarın… Belki de 40 bin…
Korkunç bir rakam.
Bu gidişle neslimiz kırılacak. Çocuklarımıza bırakacak, güvenli bir gelecek olmayacak.
BU BİR SOYKIRIM OLUR, haberiniz var mı?
Halkı ha sıraya dizip silahla kurşuna dizdiniz, ha TAM KAPANMALI SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI İLAN ETMEYİP, milletin elden ele, ağızdan ağıza virüsü birbirine bulaştırmasına ortam hazırladınız…
Ne fark eder?
Birinde ateşli silah var, diğerinde virüs var…
Aynı şey değil mi bu? BU VİRÜS BİYOLOJİK SİLAH YERİNE GEÇMİYOR MU ŞİMDİ?
Bu bir soykırım değil de nedir?
Duruma bir de, bu bakış açısı ile bakınız.
Acil tedbir alınmalı.
Yoksa tarih sizi hiç te; iyi satırlarla, cümlelerle, kitaplarla, belgesellerle anlatmayacak.
Sadece hafta sonları ve geceleri sokağa çıkma yasağı nedir Allah aşkına? İstanbul, İzmir ve Ankara’da gece hayatına düşkün şöhretli ve zenginler hariç, üç kuruş maaşla geçinmeye çalışan herkes gece zaten evinde. Türkiye İstanbul, Ankara ve İzmir’in gece hayatının yoğun olduğu sokaklardan ibaret değil. Bu alınan karar sadece bu üç ildeki gece hayatına düşkün insanları evlerine tıkar. Tamam iyi olur. Gece hayatı düşkünlerini eve sokmak isabet karar.
Siz asıl Türkiye’ye bakın… Kışın, yani bu mevsimde halk zaten saat 19.00 dan sonra evine kapanıyor. Sokaklarda in cin top oynuyor. Zaten millette para yok ki, gitsin bir yerde otursun, eğlensin. Herkes evinde ailesi ile vakit geçiriyor.
Gece sokağa çıkma yasağı da nedir Allah aşkına… Laf olsun torba dolsun işlerinden vazgeçin. Halkın bu boş siyasi manevralara değil, gerçekten radikal ve verimli kararlara ihtiyacı var.
Halkı gündüz eve sokun, gündüz. Hava, deniz, karayolu ve tren seferlerini iptal edin. Türkiye'yi dış dünyaya kapatın. Sınırları kapatın.
Bir aylığına kendi kabuğumuza çekilelim, ölmeyiz ya...
Marifet bu olur. Her türlü siyasi ve ekonomik kaygıyı bir tarafa bırakın, Sorumluluk alın, duyurularınızı, hazırlığınızı yapın, halkta kendi hazırlığını yapsın…
Halkı bir ay boyunca, gündüz ve gece eve sokun. Aşı gelse de; bu salgının durdurulmasının, başka çaresi yok
Sırf TİCARET ÇARKI DÖNSÜN DİYE, GELECEK VERGİLER SEKTEYE UĞRAMASIN DİYE, sokağa çıkma yasağı sadece hafta sonları gece uygulanıyor. Akşam 20.00- Sabah 10.00 arası.
Halk bu kararınızı şöyle okuyor, iyi anlayın.
“Siz hafta sonu sabah 10.00 dan akşam sekize kadar gezin dolaşın, para harcayın, ticaret aksın, virüsü akşama kadar herkese yayın, sizde evinize getirip çoluk çocuğunuza bulaştırın. Akşam sekizden sonra oturun evinizde aşağı.
Covid 19 size de gelirse, bakın başınızın çaresine, kendinizi evinizde karantinaya alın.
Sadece hafta sonları ve sadece gece sokağa çıkma yasağı virüsü bitirmez.
Gündüzde sokağa çıkma yasağı da olması gerekir. Hatta bu ülkeyi virüsten tamamen temizlemenin tek yolu 3 aylık tam kapanmalı sokağa çıkma yasağıdır. Meslekler ve sektörlere göre yeni birer karar alınıp, sokağa çıkabilecek meslek mensupları belirlenmeli. Haftada bir gün belirli saatlerde alışveriş serbestliği uygulanmalı. Haftanın 6 günü serbest bırakılan meslekler hariç, herkes ama herkes sokağa çıkmamalı. Tam kapanmaya geçilmeli.
3 ay boyunca da devlet halkını karınca kararınca desteklemeli. Sınırlar kapatılmalı, ülkeye giriş çıkışlar yasaklanmalı. Yabancı ülkelerden Türkiye'ye girişlere kesinlikle engel koyulmalı.
Bu iş zor mu? Yooo hiç zor değil. Devletin başı şu an çıkıp “YAPTIM” dedi mi, iş biter.
Kimseciklerde bu doğru karara gıkını çıkartmaz. Emin olun muhalefet bile siyasi rantı bir kenara bırakıp bu doğru kararda karşınızda değil, yanınızda olur.
Haaa ekonomik faturası yüklü olur. Ama 3 ayda da ülke piri pak olur. Virüsten temizlenir. Ondan sonra bakarız başımızın çaresine. Şimdiki alınan bu göstermelik tedbirler, tedbir değil, zorunlu siyasi hamlelerdir.
İngiltere’nin Pandeminin başında yaptığından ne farkımız var?
"ÖLEN ÖLSÜN, KALAN SAĞLAR BİZİMDİR" tercihi değil mi bu, bizim ülke yöneticilerinin yaptığı?
Valla kim ne derse desin. Kim tepki gösterirse göstersin umurumda değil. Biz ülke olarak batıyoruz. Her açıdan. Sağlık, ekonomik, adalet, sosyal ve ahlaki.
Türkiye Cumhuriyeti halkı adına;
Bir vatandaş olarak ve bir gazeteci olarak bir daha, bir daha yineliyorum.
Bu ülkeye hemen bugünden itibaren en az 30 (bir ay) gün süreli, mümkünse de 90 gün (3 ay) süreli tam kapanmalı sokağa çıkma yasağı şart…
Sayın Cumhurbaşkanından halkın talebi budur.
Devleti yönetiyorsanız, bir bedeli var.
Siz halka sahip çıkarsanız, halkta size sahip çıkar.
Sayın cumhurbaşkanı…
Siz bir aylık tam kapanmalı sokağa çıkma yasağı ilan edin. Size bu konuda muhalefet eden kim olursa olsun, bir vatandaş ve bir gazeteci olarak karşısında olmazsam namerdim.
Herkesi bir aylık sokağa çıkma yasağı istemeye davet ediyorum. Herkesin sosyal medyadan bu talebi dillendirmesi, bu konuda yetkili kurumları etiketleyerek post ve tweet atması, artık bir vatandaşlık sorumluluğu olmuştur.
Ben bu işi tek başıma da olsa, kendime görev ediniyorum. Benimle aynı kanıda olan var mı?
Varsa hadi iş başına…
Bu ülkeye hemen bugünden itibaren en az 30 (bir ay) gün süreli, mümkünse de 90 gün (3 ay) süreli tam kapanmalı sokağa çıkma yasağı şart…
BİR AY SÜRELİ VE TAM KAPANMALI SOKAĞA ÇIKA YASAĞI GETİRİN…
Salgının bu seyrini hemen şimdi; baskılayamazsak, durduramazsak, frenleyemezsek; bulaşma hızı artarak devam edecek. Ve Türkiye bir soykırım yaşayacak !
#sorumluvatandaşol
#süreklisokağaçıkmayasağıgelsin
#biraylıksokağaçıkmayasağıgetirilsin
#coronavirus #covid19 #covid19aşısı #pandemi #pandemic #sokağaçıkmayasağı #fahrettinkoca #içişleribakanlığı #cumhurbaşkanlığı @drfahrettinkoca #süleymansoylu @suleyman_soylu
#türktabipleribirliği
#TedrosAdhanomGhebreyesus
#who
#Ghebreyesus
#dünyasağlıkörgütü
#dunyasaglikorgutu








