Maymun gözünü açtı… Diline, gözüne, eline dikkat…
Şurada ne kaldı seçime?
Sadece 38 güncük… 38 gün sonra Türkiye’ye ya yeni bir siyasi görüş hükümet edecek, ya da eski görüş markasını tescilleyecek…
Bir telaş, bir telaş…
Amaaan da, amaaan.
Partilerin milletvekili adayları toprak arşınlıyorlar… Kimilerinin dolaşmaktan ayakları şişiyor, su tulumu çıkıyor… Kimisinin konuşmaktan, bağırmaktan sesi kısık. Kimisi seçim otobüslerinden, araçlarından, kimisi traktörlerden, kimisi balkonlardan…. Pazarda, sokakta, köyde, kahvede, işyerlerinde, mahallelerde, seçim bürolarında, orada-burada, her yerde. Her köşede. Seçildikten sonra yanlarına dahi yaklaşıp, elini sıkamayacağınız vekil adayları, başınızı kaldırdığınızda burnunuzun dibinde bitiveriyorlar.
El uzatıyorlar, el sıkıyorlar, sarılıveriyorlar. Konuşuyorlar… konuşuyorlar… konuşuyorlar… Anlatıyorlar… Habire anlatıyorlar… Hiç susmuyorlar… Bu zatı muhteremler, kendi partilerinin vaatlerini, seçim beyannamelerini hiç bıkmadan anlatıyorlar…
Bir şirinler, bir nazikler, bir efendiler, bir dürüstler ki sormayın…(?)
Bir zamanlar bir çizgi film vardı. Temel Reis. Ispanağı yediğinde düşmanını elinden tutar bir sağa atar yere serer, sağdan alıp sola atar yere sererdi. Hatırlarsınız o sahneleri…
Bizim Vekil adayları da o hesap… Atış serbest… Amaniiinnn… Sağdan- soldan… Sağa fırlat-sola fırlat…Karşı siyasi görüşün adayı yerin yedi kat dibine sokulup, çıkarılıyor… Gıybet, iftira hak getire… Onlarda neymiş? Amaaan, Onlarda dini kitaplarda hele bir duruversinler… Seçimden sonra iktidar naraları söylemlerinde nasıl olsa kullanılacaklar…
Kural şu;
İlk saldıran Üste çıkar
Saldırıya maruz kalan altta kalır
Saldır-Kazan.
***
İzliyorum gün geliyor uzaktan. Gün geliyor ta göbeğinde…
Hepsinin çıkış noktası aynı. Halk…
Hepsinin attığı naralar aynı. “Halkımız için varııız. Halkımızın menfaati için çalışacağıııız. Sizin haklarınız için oy istiyoruuuz.”
Hıh laf salatası… Tuzu paketiyle devrilmiş. Limonu kiloyla sıkılmış. Sirkesi şişesiyle boşaltılmış. Yağı zeytin ağacı ile birlikte tabağa yatırılmış… Malzemesi ise sap-saman…
Hadi buyur ye.
Yiyebilen yesin. Benim tabağım kalsın… Ben salatamı kendim yapacağım. Zira ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Aklım var. Fikrimde Allah’a şükür. Beni hiçbir seçim narası fikrimden vazgeçiremez. Hiç bir vaat; gördüklerimin, yaşadıklarımın, hissettiklerimin 24. Dönem hükümetinde değişeceğine beni inandıramaz.
Aha da şuraya yazıyor-cızıyorum…
Bu meydanlarda atılan naralar var ya, bu naralar… Bunlar 14 Haziran sabahı unutulacak. Bu vaatler, siyasi söylemler, hedefler. Hepsi, ama hepsi 14 Haziran sabahında İktidar edecek, iktidarın gündeminden inecek. Atatürk ve hükümetinden sonra gelen hangi iktidar yönetiminde insan vardı? Hangisinde hak-hukuk vardı? Hangisinde Sosyal Devlet vardı? Hangisi istihdam yarattı? Hangisi işsize iş verdi? Hangisi üniversiteden her mezun olan Türk gencine “hadi gel. Sen 4-5-6 sene okudun bu vatan için. Şimdi gel, vatanın için çalış. İşin hazır” denilebilecek, bir istihdam politikası güdebildi. Hangisi Türkiye’nin her şehrine , O şehrin ekonomisini kalkındırabilecek bir sektörel fabrika kurdu? Hangisi üretim sektörünü geliştirdi? Hangisi ithalatın önüne engel koydu, ihracatı destekleyecek politikalar türetti? Hangisi gavura sırtını döndü? Hangisi Gavurun malını carrrttt diye orta yerinden yırtıp, Türk malına sahip çıktı? Hangisi Türk öğrencisinin alması gereken asli eğitimin yükünü, ailenin sırtından alıverdi. Hangisi Özel okulların, dershanelerin çuvalla kaldırdığı haksız kazançların hesabını sordu? Hangisi çiftçinin ürettiği ürünün bedelini tüccara değil de, asıl emeğin sahibi çiftçiye verdi? Hangisi tayin sırası bekleyen memurun atamasını sınavı kazandığında yaptı? Hangisi öğretmene, hakkı olan öğretmen maaşını verdi? Hangisi asgari ücret denen bu illeti kaldırıp ta, insan gibi yaşayabilmek için gereken kazanç koşullarını sağladı.? Hangisi patronların, baronların, TSÜİAD’çıların 2 dudağı arasından çıkana kıçını döndü de, emekçinin yüzünü güldürdü? Hangisi, yozlaşmasını bu evrede tamamlamış Türk Kültürümüzün, yeniden özüne dönebilmesi için masaya yumruğunu vurup ta” durun len… Kendinize gelin. Biz Türk’üz. Bu ne hal…Türk gibi olun. Türk gibi yaşayın. Türk gibi düşünün.” Dedi.
Demedi.
Demezler…
Demeyecekler…
Derlerse kendi yedikleri çanağa pislemiş olacaklarda… O nedenledir ki demezler…
İşte bütün bunları yaşamış ve hala yaşayan bu halkın karşısına çıkıp ta, ne yüzle oylarını istediklerinin dahi cevabını veremeyenler, şimdi sokak bi sokak gezip, oy dileniyorlar.
***
Ama size bir şey diiim mi? Bu kendini politikacı zanneden cırcır böcekleri var yaaa… Her öttükleri yerdekileri kandırdıklarını, ikna ettiklerini, inandırdıklarını zannediyorlar ya… Ben böyle gülmekten ölecek gibi oluyorum. Karın kaslarım gerile, gerile bildiğin tef oluyor. Çalsan vallahi ses çıkartır.
Ahhh be vekil adayım… Ahhhh Vatandaş artık uyandı. Vatandaş artık gözünü açtı. Vatandaş senin şu an gittiğin yoldan, 60 keredir gidip-geliyor be vekilim… 60 defa senin ittiğin kuyuya düşen bu vatandaş, 61. Kez aynı kuyuya düşmeye niyetlenecek kadar kelek değil be mirim. Bu sefer, bu vatandaş kuyunun altını-üstünü, çapını-derinliğini, suyunu-çıkrığını, zehrini,çerini, çöpünü her bi şeyciğini biliyor artık….
O nedenden dir ki; bu millete vekillik edecek, sözde vekil adayım… Sen en iyisi mi söylemlerini daha temkinli tutasın. Öyle her aklına geleni, diline dolayıp, ağzından çıkarmayasın. Uzanamayacağın ete de, murdar demeyesin. Ya tutabileceğin sözü veresin. Ya da Verdiğin sözü tutasın. En iyisi mi sen hiç söz vermeyesin. Çünkü senin verdiğin söz seni bağlıyor be Vekil adayım, paşam… Genel Başkanın senin verdiğin sözü iplemiyor bile, bilesin… Sonra sen kalırsın; vekilliğine soyunduğun milletin ile baş başa… Hesap sorar sana milletin; ‘Hani iş, hani aş, hani yatırım, hani para, hani insan gibi yaşam’ diye… Ne diyeceksin o zaman Vekilim adayım, padişahım haaa ?
“Dün dündür, bugün bugündür’ mü diyeceksin Vekilim, horozum…
Ayağını denk al Vekil adayım, ciğer parem… Vekilliğine niyetlendiğin ve oylarını cukka ettiğin bu millet 13 Haziran sabahı… Cık. Hadi bir günde benden sana izin…. Yat dinlen, zira 12 Haziran gecesi sabahlayacaksın yaaa. Sandık bekçiliği yaparken, oy sayımına gözlerini dikerken…14 Haziran sabahı olsun… 14 Haziran sabahı Vekilliğine niyetlendiğin ve oylarını cukka ettiğin bu millet senden Dakka bir, gol bir hizmet bekleyecek… Bilüon demi… O meydanlarda, sokaklarda, kahvelerde, köylerde, tarla-tabanda verdiğin sözlerin her birini isteyecek millet’in bilüon demi… Bilmiyosan da öğren… Hani kızmayın haaa. “Koskoca milletvekili adayıyız. Kelimelerin ne anlama geldiğini bilmesek bizi vekil adayı yapmazlar” da demeyin, yazım tarzıma da karışmayın. Haaa bu arada bir yaşanmışlık bilgisi vermezsem çatlarım göbeğimden. Dedik ya 3 satır yukarda;” “Koskoca milletvekili adayıyız. Kelimelerin ne anlama geldiğini bilmesek bizi vekil adayı yapmazlar” dedik ya… Yalan… Küllüyen yalan… Önüne gelen vekil adayı olabiliyor. Hele parası varsa. Hele sosyal çevresi varsa. Hele bir de “orta da sıçan “ oyununu güzel oynayabiliyorsa…. Tecrübeyle sabit…anlatmaya ne hacet….
Vekil namzetlerine yineleyerek ancak şunu diyebilirim… Maymun gözünü açtı… Diline, gözüne, eline dikkat… Amaaan haaaa… Maazallah…. Neyse…








