‘2006 İslam Kültür Başkenti’ Ünvanını kazanan ve Tarihi MÖ 3000'li yıllara uzanan Halep; Mezopotamya devletlerine, Roma İmparatorluğu’na, Bizans İmparatorluğu’na, Arap hakimiyetine, Emeviler’e, Abbasiler’e, Hamdaniler’e, Mirdasiler’e, Ukayliler’e, Büyük Selçuklu Devleti’ne ve Osmanlı İmparatorluğu’na ev sahipliği yaptı. I. Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı İmparatorluğu'nun ortadan kalkmasıyla, Halep’te Suriye Devleti kuruldu. Halep Suriye’nin Başkenti Şam’dan sonra; en büyük ve en köklü tarihe sahip, sürekli ticaret ve üretim merkezlerinden olan şehri.
Tüm ülkelerden Halep’i görmeye giden turistler eskiden gıpta ile anlatırdı Halep’i…Tarihi eserlerini, kültürünü, ekonomisini, özellikle de altın çarşılarını, ipekli dokumalarını, meşhur sabunlarını, Halep Kalesi’ni, hanlarını, hamamlarını, camilerini ve halılarını… Hatta Arap harfleriyle ilk matbaanın İstanbul'dan önce, Halep'e uğradığı yazar tarih kitaplarında.
Şimdi…
Şimdi Halep’te Kan var! Vahşet var!
Cinayetler, tecavüzler, intiharlar, açlık, yoksulluk, korku var! Ölüm var ! Ölüm…
Bebekler, çocuklar, gençler, yaşlılar, kadınlar, erkekler…
Fakirleri de öldürülüyor, zenginleri de…
Esad’ın ölüm zebanileri; çocuk, yaşlı demeden herkesi öldürüyor. Kaçabilenler sadece canını kurtarabiliyor. Kaçamayanlar ise…
Halep öyle uzak bir nokta değil. Hatay ve Gaziantep’ten el sallasanız, Halepli ‘eyvallah!’ diyebilecek yakınlıkta.
1970'ten beri Suriye’nin başında olan Baas Partisi’nin lideri Esad ailesinin bireyleri tarafından yönetilen Suriye, önce baba Hafız Esad şimdilerde ise; oğlu Beşşar Esad tarafından yönetiliyor. Yani Suriye Devleti tek partili yarı başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Devlet Başkanı da Beşşar Esad. Bir Başbakan var tabi Suriye’de. Adı da İmad Khamis. O’da Esad’ın sözünden çıkmıyor.
Osmanlı şehirciliğinin klasik bir örneği olan Halep’te bugün sadece viran olmuş evler, kan kokan sokaklar var. Şehir insanı ile birlikte yok oldu.
Suriye’de 15 Mart 2011’de başlayan İç Savaş, bugün hala devam ediyor. İç Savaş’ın nedenleri ise; ailesiyle birlikte 1971 yılından beri iktidarı elinde tutan Beşşar Esad'ın istifa etmesinin istenmesi ve 1963 yılından beri ülkeyi idare eden Baas Partisi'nin iktidarı bırakmasının talep edilmesi. Arap Baharı, mezhep çatışması, etnik yapı, Sünni-Alevi meselesi, Kürt faktörü ile bölünme tartışmaları ise; iç savaşın görünen ve savunulan yüzü.
Asıl neden ise petrol ve doğalgaz rezervleri, enerji kaynakları. Suriye’de geri kazandırılmayı bekleyen 3 bin petrol kuyusu mevcut. Ancak iç savaş nedeni ile petrol kuyuları yeniden açılamıyor. Suriye'de iç savaşın başlamasından önce Rimelan kasabasındaki petrol sahasında bulunan kuyulardan çıkarılan petrol; boru hatlarıyla Suriye'nin Banyas ve Humus kentlerinde bulunan en büyük iki rafineriye taşınıyordu. Savaş başladıktan sonra boru hatları da saldırıya uğradı ve Rimelan'da sayıları 1300'ü bulan petrol kuyusu çalışamaz hale geldi. Geçen yaz Haseke'deki mevcut yönetim, petrolü çıkarıp işlemek için ilk girişimlere başladı. 150 petrol kuyusu tekrar çalışır hale getirildi. Günlük petrol üretiminin 600 bin varili bulabileceği Suriye’de batılı petrol şirketlerinin menfaatlerinin olduğu ap açık ortada. Bu şirketlerde şimdi terör örgütlerini kullanıyor, kandan ve ölümden medet umuyor. Zaten Kuzey Irak'ta bu işbirliği açıkça uygulanıyor. İşin özü bakir olan Kuzey Suriye petrol sahaları, iç savaş ve terör ile batılı şirketler tarafından ele geçirilmeye çalışılıyor.
***
Suriye'deki iç savaştan kaçıp komşu ülkelere sığınan Suriyelilerin sayısı 4 milyon 185 bini aştı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, 7 milyon 600 bin kişinin de ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldığını açıkladı.
Canım Ülkem Türkiyem ise; 3 milyonu aşkın mülteciye kucak açtı. Onları, hayatta tuttu, ölümden kurtardı. Barındırdı, karınlarını doyurdu, sağlık hizmetlerini üstlendi, iş buldu, aş buldu. Yani Türk Türklüğünü yaptı.
Yetmedi… Hemen hemen her hafta Türkiye’nin çeşitli illerinden hınca hınç yardım malzemesi doldurulan tırlar, Suriyelilerin imdadına yetiştirildi. Bu yardım tırlarının en yüklüsü Manisa’dan gönderildi.
Şehzadeler Belediyesi, Yunusemre Belediyesi ve İHH Manisa Şubesi, 'Haydi Manisa Halep'e el ver' sloganı ile; Halep’te ki savaştan kaçarak, Türkiye’ye sığınan Halepli vatandaşlar için yardım kampanyası başlattı.
- 23 Kasım 2016’da Akhisar'dan Suriye'ye 50 ton un yardımı yapıldı.
- 15 Aralık 2016’da İHH Manisa Temsilciliği; 150 kişilik bir ekip ve yardım tırlarıyla Reyhanlı’ya gitti.
- 31 Aralık 2016 tarihinde AK Parti Akhisar İlçe Kadın Kolları; 16 bin lira tutarındaki 300'er adet mont ve bot, Türk Kızılayı Akhisar Şube’sine teslim edildi.
- 5 Ocak 2017’de Manisa Akşemseddin İlkokulu öğrencileri; topladıkları yardım malzemelerini Şehzadeler Belediyesi’ne teslim etti.
- 7 Ocak 2017’de Kula’da faaliyet gösteren Özmumcu Gıda, Yunus Emre Belediyesi aracılığıyla Halep’e 2 TIR gıda malzemesi gönderdi.
- 1O Ocak 2017’de Kula’dan 3 TIR dolusu yardım, Suriye'nin Halep şehrine gönderildi.
- 12 Ocak 2017’de AK Parti Manisa Kadın Kolları; 2 TIR ve Manisa İl Müftülüğü 8 adet TIR ile topladıkları yardım malzemesini Halep’e gönderdi.
- En son dün ise (13 ocak 2017) Manisa’da İHH koordinatörlüğünde; Şehzadeler ve Yunusemre belediyelerinin destekleriyle toplanan 13 TIR dolusu yardım malzemesi, Halep’e dualar eşliğinde gönderildi.
İnsani Yardım Vakfı (İHH) Manisa Şube Başkanı Necmettin Okumuş, Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik ile Yunusemre Belediye Başkanı Dr. Mehmet Çerçi’yi bu bütünleşmeye ve yardım akımına önder oldukları için, hasletli refleksleri için yürekten kutluyorum. Şehrimin liderleri, milletim, ülkem başka… Düşenin elinden tutar, açın karnını doyurur, çıplak ayağı giydirir. Bu hasletler hangi ülkede ve insanın da var ki?








