21.05.2011
Kürt Şair ve Ozanı Ahmed-i Hani'nin 'Mem-u Zin' adlı Kürtçe kitabı…
Geçen yılın başlarında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından; Türkiye kültürünü sahiplenmek, içselleştirmek, geçmişten bugüne ve geleceğe sağlam köprüler kurmak ve Kürt halkının kültürünü de yansıtmak için; Kürt şair ve ozanı Ahmed-i Hani'nin 'Mem-u Zin' adlı Kürtçe kitabı yeniden düzenlenerek, T.C kaynak kitapları arasına girdi.
Kitap Türk Bilim adamı Prof. Dr. Namık Açıkgöz tarafından yayına hazırlandı. Ayhan Tek tarafından da redakte edildi ve akabinde 2 bin 500 adet basıldı. Eser hem kütüphanelerde okuyucu ile buluştu, hem de satışa sunuldu…
Ne güzel… Kürt vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin kültürleri-yaşantıları belgelenmiş oldu… Halkın bilgisine sunuldu… Bakanlığın bu çalışması takdire şayan…
***
Gelelim düne…
Bir yorulmuşum, bir yorulmuşum. Ayaklarım zonkluyor. Gün boyunca ajansta dinleyememişim…Dedem Rahmetli öyle derdi haberlere. Ajans…
Serildim koltuğa akşam. TV’nin karşısındayım. Hep yaptığım şeyi yapıyorum. Haber izliyorum.
Haberlerde Sayın Başbakan. Van’da konuşuyor. ‘Politikadır, seçim arifesidir… Elbette normal, karşıt görüşler’ deyip, izlerim seçim nutuklarını hep… Ama dün akşam Sayın Başbakan öle bir şey yaptı ki… Dellendim…Çıldırdım… Saçlarımı yolacaktım neredeyse…
Bir dakika önceki konuşmasında ''Biz ayıranlardan, ayrıştıranlardan değil, kucaklaştıran, birleştirenlerden olduk. Mevlana'nın dediği gibi, bu dünyaya bölmeye, ayırmaya gelmedik, biz bölüneni birleştirmeye, kırılanı tamir etmeye geldik.” Diyor Sayın Başbakan… Bir dakika sonra ki konuşmasında da, elindeki belgeleri göstererek, belgeleyerek, maddeler halinde sıralayarak; Kürt-Türk Ayrımından bahsediyor.
'Biz bu sorunu çözeceğiz' dedik. 'Kürt sorunu bizim sorunumuzdur, bu sorunu çözeceğiz' dedik. Bunu söylemekle kalmadık, yıllardır acı çektiğiniz, yıllardır anlatamadığınız, yıllardır sağır duvarlardan geri dönen meselelerinize el attık, onları çözdük.'' Diyor Sayın Başbakan…
Nerden çıktı şimdi bu ? Seçime 23 gün kala…
Hem “bölmeye, ayırmaya gelmedik” diyor Sayın Başbakan, hem de sandığa 23 gün kala sırf oy avcılığı için; yola girmeye yüz tutmuş bir düzeni, hallaç pamuğuna çevirmeye cüret ediyor Sayın Başbakan…
Hani Bölmeyecekti Sayın Başbakan….
Hani ayırmayacaktı Sayın Başbakan…
Hani bölüneni birleştirmeye gelmiştin Sayın Başbakan…
Hani kırılanı tamir etmeye gelmiştin Sayın Başbakan…
Peki O zaman sorarım ben; benim de, Milletin de “Başbakanım” dediğimiz; Sayın Başbakanımıza…
“Van’da yaptığın o konuşma neyin, nesi Sayın Başbakan?
Sayın Başbakan hayrola? Nola? Neden ola, sandığa 23 ün kala?
O konuşma ile; siyasi hayatının en büyük hatasını yapmadın mı Sayın Başbakan?
O Konuşma ile; kabuk bağlamış Kürt sorununun kabuğunu kaldırmadın mı Sayın Başbakan?
O konuşmada söylediklerinle; irin bağlamış Kürt sorununu yeniden deşmedin mi Sayın Başbakan?
O konuşma ile; Sırf Doğu’nun ve Kürt vatandaşlarımızın oyunu kapabilmek için savunduğun bütün değerleri, tamir edilmeye çalışılan kırıklıkları yerle bir etmedin mi Sayın Başbakan?
O konuşma ile; seçimlere 23 gün kala Kürt vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin kafasını bulandırıp, yeniden harekete geçmelerini kafalarına sokmadın mı sayın Başbakan?
O konuşma ile; Bir Başbakan’a yakışmayacak Provakatif bir tavır sergilemedin mi sayın Başbakan?
O konuşma ile; T.C Başbakanlığı vasfının sorumluluğunu, birkaç bin oy için elinin tersi ile bertaraf etmedin mi Sayın Başbakan?
O konuşma ile; Sırf muhalefet partileri liderlerine sataşmak ve alt etmek maksadı ile “Kürt sorunu “ gibi çok önemli ve hassas bir konuyu bu derece kaşımak sence doğru muydu Sayın Başbakan?
O konuşma ile; sağlamayı iddia ettiğin barışı ve eşitliği, Kürt vatandaşlarımızın oyları için askıya aldığının farkında değil misin Sayın Başbakan?
O konuşma ile ‘kaşıkla sokup, sapıyla çıkarmadın mı Sayın Başbakan?
Ama bizim aklımız ermeeez…
Biz altı-üstü gazeteci müsfektesiyiz… Ne de olsa… Değil mi? Sırası geldiğinde fellik fellik aradığın, sırası geldiğinde fütursuzca.azarladığın…
Başbakan’a laf etmek haaa…Eleştirmek haaa… Derhal başı kesileee…
“Seni gidi deyyus gazeteci seniii” Böyle mi dersin, Sayın Başbakan?
Sayın Başbakanım…
25 yıllık gazetecilik hayatımda ilk defa bu kadar sinirlendiğimi hatırlıyorum…Hem de T.C’nin Başbakanı’na… Ne büyük kabahat değil mi? Özel timlerini kapıma diksen de, bildiğimi söylerim… Yazarım Sayın Başbakanım… Allah’a verecek bir tek can borcum var…
Sayın Başbakan’ım;
Dün Van’da yaptığınız o konuşma var ya, O konuşma… Recep Tayyip Erdoğan’ın değil siyasi hayatı, yaşadığı süre boyunca yaptığı; en tehlikeli, en yanlış, en vakitsiz ve en acemice konuşma idi.
Sayın Başbakan’ım…
Kürt sorunu konusunda sergilediğiniz tavır ve barışçıl çabalarınızı, dün tamamen çürüttünüz. Zira dünkü o konuşmalarınız ile; özünüzde Kürt sorunu hakkında samimi düşünmediğinizi kanıtlamış oldunuz….
Yahu İktidar etmek sevdası çok fena bi şey be dostlar…
Sayın Başkanım yememiş-içmemiş taaa 1763’lü yıllara kadar Kürt sorununu araştırmış ve kimlerin, hangi hükümetlerin Kürt vatandaşlarımıza nasıl bir zulüm uyguladığını ortaya çıkarmış aklınca…
Pekiii iyi, güzel… Hani iyi niyet…Hani barışçıl çaba…
007 James Bond Tayyip Erdoğan…
Bu sıkıntıları bilmeyen yeni nesil celallenmeyecek mi? Hesap sormayacak mı? Kaos yaşanmayacak mı? Peki bu kaosla yine senin polisin, askerin, vatandaşın baş etmeyecek mi? Yine kan, yine gözyaşı olamayacak mı ? Niye? Niye olsun?
Binlerce oy için mi?
Yazık…Çok yazık… Menfaat dünyası, ne yaparsın…Ama sende haklısın, Sayın Başkanım… 3. Döneme iktidar etmek için değer… Altta kalan ezilsin, sana ne… Vatandaştan sana ne… İktidar etmek, gönlünün rahat etmesinden daha elzem, anladım seni… Anladık seni…
Sayın Başbakan’ımın ekibi iyi çalışmış…
CHP’li Bakanlar, Zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü… İnönü’nün Kürt sorunu hakkında dönemin siyasi yaşam şekli nedeniyle aldığı yanlış kararları, bir bir araştırıp ortaya çıkarmış sayın Başkanımın ekibi… Tebrikler…İyi iş çıkarmışlar… Sıkı iş…
Evet hata diyorum… Zira gerçekte hata olduğunu düşünüyorum, Kürt vatandaşlarımıza yapılanları… Haksızlık olduğunu, yanlış olduğunu, bu konu hakkında beceriksizce iktidar edildiğini düşünüyorum. Ve savunuyorum.
Ama bu demek değildir ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin kos koca Başbakan’ına, sırf CHP’nin Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na Sarabilmesi için malzeme olarak; 67 yıl önceki Reisi Cumhur İsmet İnönü’nün yaptığı hataları malzeme olarak kullanmak hakkı verilsin…
1944-2011=67 yıl…
67 yıl öncesinden bahsediyoruz canım Türkiye’m…
O zaman elektrik bile yoktu be yauv… Millet ‘Lükmen’ denen şişelere soktukları gazlı bez parçaları ile evlerini ışıklandırıyordu… O da; gaz bulabilseler….
Cııık… Olmadı. Hiç Olmadı… Sayın Başbakan’a oy kapma hevesi ile yaptığı bu büyük hata hiç yakışmadı… Hiç oturmadı… Hiç şık durmadı…
Haaa bu arada…
İyi ki bu sefer Sayın Başbakan’ın Promterı arızalanmadı… Yoksa sayın Başbakan şaşırmadan ardı sıra o hesapları nasıl sorardı? Ama bir gazeteci, bir haber spikeri, bir televizyoncu olarak, Sayın Başbakan’ın metin yazarlarını tebrik etmek istiyorum… Çok başarılılar… Sayın Başbakan’dan, çok daha başarılılar. AK Parti eğer yeniden iktidar olacaksa, bu başarının sahibi partinin projeleri değil, sayın Başbakanımızın konuşma metinlerini hazırlayan çok değerli üstatlar, metin yazarlarınındır…
Ancak Sayın Başbakan Prompter operatörlerini değiştirmeli… Onlar biraz acemice kalmışlar…. Metin yazarı üstat arkadaşlarımın yanında…








