Bir buruğum, bir kırığım, bir melankoliğim ki sormayın.
Özlemden yana şarkılar dinliyorum, şiirler okuyorum, kesmiyor…
Arayıp sesini duyayım dedim. Aradım kesmedi. Albümlere baktım dinmedi. Bilgisayarın karşısına geçtim, teknoloji kullandım, canlı canlı konuştum hafiflemedi.
Özledim, çok özledim.
Kilometrelerce uzakta anacağım. Kalkıp gitsen, imkan yok. Kalkıp, gelse ona da imkan yok.
Olsaydı burada. Olsaydım orada. Dizi, ayakları dibinde. Yumuşurdum kucağına. Gönül salıncağına…
Ana kucağı. Her yaşta ana kucağı. Yaş almış başını gitmiş… Yaş 42… kime ne… 82 de olsa ana kucağı. Kim aramaz, kim istemez, kim özlemez… 2 yaşındaki evlat için ana neyse, 22 içinde, 32 içinde, 42 içinde, 82 yaş için de aynı. Evlat hep küçük, ana hep büyük. Çok büyük. Hep çok güçlü. Hep sarmalayan. Hep koruyan-gözeten. Hep gözyaşı dindiren. Hep yastık, hep gönül salıncağı…
Erkin Koray’ı çok dinlerim. Pek de severim. O’nun Gönül Salıncağı şarkısını dinlerken hep anacığım, aşklarım gelir aklıma. Dün geceden beni bir takıldı ki dilime sormayın…
“Yanağım yanağında, dudağım dudağında
Salla beni sevgilim gönül salıncağında
Başım dönsün, her şey dönsün salla beni
Dünyam dönsün gönül salıncağında...
Aşkında varsa payım, söyle neler yapayım
Sallasana doyayım, gönül salıncağında
Başım dönsün, her şey dönsün salla beni
Dünyam dönsün gönül salıncağında
Gözlerimi kapayım derdimi unutayım
Salla beni uçayım gönül salıncağında
Başım dönsün, her şey dönsün salla beni
Dünyam dönsün gönül salıncağında
Aaaaa Gönül salıncağın da...”
Gönül salıncağı. Bugün dinleyin. Mutlaka dinleyin... Yoksa elinizde, benim facebook’umdan dinleyin...
Uzaktakini yakın etmek veya yakındakini hep yakında tutabilmek… Ana bu işte. Ne yoruluyor ana, ne bıkıyor, ne bir kerecik olsun öööfff diyor. Ananın tek serzenişte bulunduğu nokta, beklediği sevginin ve saygının bittiğini gördüğü veya hissettiği nokta.
İşte o zaman tükeniyor ana. Bütün o ertelediği, ötelediği, görmezden geldiği eziyetleri, uğraşları bir bir geçiriyor aklından. Sadece bir kez unutulduğunda, bir kez ötekileştirildiğinde, bir kez onuru kırıldığında, bir kez beklediğinde, bir kez bekleyip de gelmediğinde avladı… Tükeniyor ana. ‘Ben bunun için mi evladıma kendimi vakfettim’ diyor ana.
Ben bunun için mi; gönlümü dağladım, ben bunun için mi hayatımı adadım bu aşka diyor. Zira ananın en büyük aşkı yavrusu. Onun üstüne başka aşk yoook. Yoook…
Ana aşkından özel günlerde anımsanmayı beklemiyor beyleeer, bayanlaaar…Ana her gün, her an bekliyor o vefayı. Oğlu, kızı, gelini, damadı, torunu-torbası… Her gün, her an yanında-yamacında olsun istiyor. Gün gelsin gönül salıncağında O sallasın onları, gün gelsin; bebek olsun O sallasın istiyor, O gönül salıncağında…
Gönül salıncağı bu…
Herkesin sallanmayı tek istediği yer…
Anada, evlat da, torunda-torba da… Herkesin sallanmayı tek istediği yer…
Sadece bunlar mı?
Aşıklar, aşık olduklarının gönül salıncağında,
Aşkı arayıp da bulamayanlar, aşk antrenmanı yaptıklarının gönül salıncağında,
Sevgililer, birbirlerinin gönül salıncağında,
Sevgilisi olamayanlarda dostlarının, arkadaşlarının gönül salıncağında…
Hiç kimsesi olmayanlarda, yüce Rabbimin gönül salıncağında….
Lakin her kulun bir gönül salıncağı var az-çok be, dostlar… Öyle veya böyle, doyumlu-veya doyumsuz; sallanıyoruz işte o gönül salıncaklarında….
Var ya O gönül salıncaklarımız… Var ya sallayanımız… Var ya sallayacağımız…
Hamd olsun… Hep olsun… Herkesin olsun…
Gönül salıncaklarınızın urganı hep sağlam olsun.
Gönül salıncağınızı sallayanınız ve salladıklarınız hep hayatta, hep sağlıklı , hep var, hep yanınızda, yüreciğiniz de olsun…
Anneciğimin, tüm annelerin anneler gününü kutluyor; gönül salıncağı sahibi olabilenlerin, olmaya adayların salıncaklarının hep baki kalmasını diliyorum.
Seviyorum sizleri…Seviyorum sevgilerimi, aşklarımı… Seviyorum gönül salıncaklarımı…
“Dünyam dönsün gönül salıncağında...”
Not: Okur mektuplarınızı çok seviyorum. Hepsini teker teker, büyük bir mutlulukla okuyorum. Hepsini tek tek değerlendireceğim. Lütfen okur mektuplarınızı nurgulyilmaz45@hotmail.com adresime göndermeye devam ediniz. Sevgilerimle...








