Sosyal Güvenlik Haftası kutlanıyor…
Sosyal güvenliğimiz var da, bir de haftasını kutluyoruz.
Kim kutluyor?
İktidar ve bürokrasi…
Sosyal güvenlik hizmetini alacak olan çalışan kesim?
Bi haber… Aaa o da ne? Yenilir mi, içilir mi? Nasıl bi şey O?
Neyi kutluyorsunuz kardeşim?
Çalışan her emekçi sigortalı mı?
De ki sigortalı. Sigortalı olup ta, sigortası yatırılın emekçinin primleri yatırılıyor mu? Kaç günden yatırılıyor? Araştırdınız mı? Takip ettiniz mi? Takip ediyor musunuz? Takip etmek sorumluluğunuz yok mudur?
Adam özel sektörde bir iş yerinde müdür, hem de üst düzey müdür sigortası asgari ücretten yatırılıyor. Primi yerlerde sürünüyor… İyi mi?
Eee, ben sorarım şimdi SGK’ya …
Devlet olarak tüm çalışanların kayıtları-kuyutları elinizde… Adam veya kadın… O işyerinde üst düzey yönetici olarak çalıştığını kayıtlarınızdan-kuyutlarınız dan görebiliyorsunuz….
Eee peki SGK kurumu olarak bu müdürün patronuna; “Üst düzey yönetici olarak çalıştırdığınız bu adamın sigortasını, asgari ücretten nasıl yatırabiliyorsunuz?” diye niye sormazsınız?
Bu çalışan üst düzey yöneticinin maaşının; kağıt üzerinde asgari ücretten gösterilmesinin hesabını nasıl sormazsınız?
Adam-kadın genel müdür. Bak bordrosuna. Asgari ücret… Yok yaaa… Yemezler.
Peki SGK niye yiyor?
SGK resmi bir takip ile patrona; “Genel müdürüne asgari ücret mi veriyorsun?” diye niye sormaz…
Eee SGK sormaz ise; patron enayimi… Niye 2 katı fazla vergi ve para ödesin. Elbette resmi girişlerde asgari ücretten gösterecek. Nasıl olsa hesap soran yok… Sorulursa da çalışan “hayır ben asgari ücretle çalışmıyorum. 1.500 TL maaş alıyorum. Ama patronum beni asgari ücretten gösteriyor. Hakkımı yiyor. Vergi kaçırıyor. Emekli olduğumda en düşük dereceden emekli maaşı alacağım. Ama patronum tınlamıyor. Şikayetçiyim” mi diyecek?
O biraz sıkar… Anında kapı önünde…Kıçına da bi tekme… Hatta tazminat alamasın diye de; kendileri de çıkarmaz. Yıpratma-yıldırma politikası veya bir sürü alevera-dalavera ile çalışanın kendisinin istifa etmesi sağlanır. Yalan mı? Yalansa biri çıksın ‘yalan’ desin. ‘Yanlışsın’ desin. ‘Öyle değil’ desin.
Zaten istifa ettin mi b…ku yedin. Hiçbir hakkın-hukukun yok kanun önünde. Kır dizini otur aşağı. Yoğurdunu ye. Emekmiş, yıllarını vermişsin, çok yetenekliymişsin, kıdemin varmış; bunlar fasarya…gider biriiii, gelir ötekisi… Mantık bu…
Adam beş vakit namaz kılar, Camiden çıkmaz, dinden-imandan-ibadetten dem vurur…Ama kul yemekten, haram yemekten, haksızlık-gıybet etmekten hiç korkmaz. ‘Günahtır’ diye el sıkmaktan korkar. Ama kaçırdığı vergiden, 12-13 saat çalıştırıp da mesaisini vermediği çalışanının kul hakkından, eşek gibi çalıştırıp eline tutuşturduğu 630 TL sadaka gibi maaşın Allah’a verilecek hesabından korkmaz. Çünkü O “ticaret bu. Patron çalıştırır. İsterse abat eder. İstemezse zulüm eder. Ben işverenim. İstediğimi yaparım. Kime ne?” mantığını gütmektedir.
Bir-iki lokma döktürür. Bir kurban keser, etini dağıtır. Kandillerde bir paket kandil şekeri, lokum dağıtır. Bir 2 çocuk giydirir başının-gözünün sadakası için…v.s. Oooo bitti. Bütün günahlarından arındı beyzadem…Melek oldu, melek… Uçacak, uçacakta…Bir tek kanatları yok…
Üç kuruşa adam çalıştırmış, sigortasını yatırmamış, veya 15-günlük, tabandan yatırmış, kul hakkı-haram yemiş, mesaisini, asgari geçim indirimini, yemeğini, tazminatını vermemiş….Aaa onlarda nola? Maaşını azda olsa alıyor ya, çalışan…Daha ne istiyor değil mi? Sokakta iş bulamayan, fellik fellik iş arayan bir dünya adam var. Buldu da bunuyor bu çalışanlar dimi…. Sayın Bakan da öyle demedi mi? “Daha ne istiyorsun…”
Yok artık bıçak kemiğe dayandı…
İhbarımdır…
Sayın SGK İl Müdürümüz Saffet Dinç;
Şu sisteminizdeki işverenlerinizi ve SGK’lıların kayıtlarını hele bir inceleyin. Organize Sanayi Bölgesinde hizmet veren bir kaç fabrika ve kurumsallaşmış, Allah korkusu olan firmalar hariç, tüm işyerlerinde çalışanların sigortaları tabandan yatırılmaktadır. Hepsi asgari ücret üzerinden işlem görmektedir. Allah için hiç aklınıza gelmedi mi, “bir müdür nasıl asgari ücret alabilir” diye? Veya köle gibi çalışan bir emekçi işçi veya çalışan asgari ücretten nasıl gösterilebilir diye?
İlla birinin kalkıp yazılı bir dilekçe ile şikayet etmesi mi lazım? Yok lazım. Dilekçesiz olmuyor abi. Bu nasıl bir hak-hukuk devletidir? O çalışan işyerini ve patronunu şikayet ettiği anda ekmeğinden olur zaten. Böyle bir riski emekçi nasıl göze alır? Eğer bu Devlet iddia edildiği gibi Sosyal bir Devlet ise... Çalışanının hakkını-hukukunu korumakla yükümlü bir devlet ise; şikayet dilekçesi, şahit, kayıt-kuyut aranmayacak arkadaş. Girecek SGK sistemine, bakacak adamın yaptığı işe ve aldığı sosyal haklara… Binecek işverenin tepesine.
Diyecek ki işverene;”sen bu adamı 8 -12-15 saat çalıştırıyorsun ama, bu adamı 15 gün sigortalı gösteriyorsun. Veya sigortasını asgari ücretten belgelendiriyorsun. Yapamazsın. Ne kadar maaş veriyorsan, o maaş üzerinden belgelendireceksin. Bu adam Genel Müdür veya Müdür pozisyonunda. Maaşı 630 TL. Ne iş? Bir Müdürün 630 TL’ye imza attığı nerde görülmüştür? Al sana şu kadar ceza ve belgelendirmenin düzenlenmesi…”
Böyle… Böyle arkadaş…Sosyal Devlet ise böyle…Hak-hukuk naraları atılıyorsa böyle arkadaş…
Niye yapmıyorsunuz?
Yapamıyorsunuz…
Zira böyük böyük müdürleriniz, Bakanlarınız, bakanlıklarınız “ille de belge, İlle de dilekçe” diyor… Şikayet olmadan, işlem yapılamazmış mış…. Şahit te lazım…Eee; gariban işçi nasıl olsa işinden olmamak için şikayet edemeyecek. Hiç kimsede şahit olamayacak aynı tasa ile…
Saldım çayıraaaa….Mevlam kayıraaa….Allah’a emanet…
Sayın Müdürüm…
Çıkın; idealist, Milletine sahip, SGK’lının hakkını savunan bir insan olarak ortaya… Bir taramadan geçiverin şu kayıtları… Bir takip ekibi oluşturun.
Sayın Müdürüm halk adına söz…Sırf bu adaletsizliği, hukuksuzluğu ve insanlık dışı uygulamayı ortaya çıkarıyorsunuz diye; sizi koltuğunuzdan edecek adamların karşısına, önce bu halk dikilecek. Emekçi dikilecek. Bu para babası baronlardan korkmayın. Bu iş adamlarından korkmayın. Genel Müdürlüğünüz den, Bakanlığınız dan, amirleriniz den, Başbakanınız dan korkmayın. Zira onlardan da büyük Allah var. Onlardan da büyük, size sahip çıkacak bir halk ve emekçi kesimi var arkanızda.
Basın şu tuşa da, emekçinin kul hakkını yiyen bu işverenleri bir bir dökün ortaya. Biz liste istemiyoruz, açıklayasınız diye… Sadece şunu yapın. Tespit edin, uyarın, yapmayanı da hem ağır para cezaları ile cezalandırın, yine yapmazlar ise basına deşifre edin… Bakın o zaman nasıl yaparlar…
Hem de paşa paşa yaparlar…Sıkıysa yapmasınlar…Vallahi bineriz tepelerine…
Ben buradayım…Allah’tan başka hiç kimseden de korkmuyorum…Aha da bu böylece biline…
Okuyucu mektuplarınız için: nurgulyilmaz45@hotmail.com








