25 Haziran 2018
Kim ne derse desin. Recep Tayyip Erdoğan’da seçim kazanma alışkanlığı var. Girdiği bütün seçimlerde, bu geleneği sürdüren bir lider artık Erdoğan. Ancak bu seçimin kazananı her ne kadar Recep Tayyip Erdoğan görünse de, Cumhur İttifakı Ortağı MHP’nin aldığı yüzde 11.11 oy oranı, MHP’ye gönül vermiş seçmenin, asla başka bir siyasi görüşe kaymayacağını bir kez daha tescilledi.
Bu durumda; MHP’nin her şartta ve durumda istikrarlı seçmenin olacağını gösteriyor. Yani Cumhur İttifakı ortağı MHP bu seçimde de fire vermedi. Bu sonucun çıkmasında en büyük etken ise 19 Milyon genç seçmen. Genç seçmen MHP’yi tercih etti.
AK Parti ve MHP'nin oluşturduğu Cumhur İtifaki ile CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi'nin oluşturduğu Millet İttifakı'nın aldıkları oy oranları, bu seçimde aslına bakarsanız çok şaşırtmadı.
- Cumhur İttifakı (AK Parti ve MHP); 26 milyon 626 bin 445 oy (yüzde 53,65) oy aldı.
- Millet İttifakı (CHP, Saadet Partisi, İYİ Parti); 16 milyon 900 bin 181 oy (yüzde 33.96) aldı.
HDP yüzde 11.69 ile barajı geçti. 67 milletvekili çıkarıyor.
Peki partiler parlamentoya kaç milletvekili gönderiyor ?
CUMHUR İTTİFAKI: 343
AK Parti; 293,
MHP; 50
MİLLET İTTİFAKI: 190
CHP; 146,
HDP; 67,
SP; 0
İYİ Parti'nin 44 milletvekili mecliste görev alacak.
Seçime giren HÜDA PAR ve Vatan Parti mecliste yer alamadı. Meclise yeni dönemde 5 partili bir dönem olacak.
***
AK Parti ve CHP’nin liderlerinin aldığı oy oranlarına bakalım. O konuyu es geçmeyelim. Sonuçlara göre; Recep Tayyip Erdoğan yaklaşık 10 puan fark atmış oldu. Muharrem İnce ise 8 puan.
Bu sonuçlarda CHP’yi daha çok irdelemek lazım. Zira Muharrem İnce’nin aldığı oy oranı hiç te azımsanacak bir oran değil. Yüzde 33.96.
Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra CHP’nin başına gelen tüm liderlerde bir sosyolojik sınır problemi vardı. VE CHP seçimlerde hep bu sınıra takılıyordu. Alt limit yüzde 22’de, üst limit ise yüzde 27’de hep takılır kalırdı. Bugüne kadar Atatürk’ten başka CHP’ye liderlik yapmış hiçbir genel başkan bu problemi aşamadı. Lakin Muharrem İnce, bu sıkıntıyı ‘ince ince bertaraf etti.’ Yani İnce CHP’nin sosyolojik sınırını aştı.
Bu durum kötü mü? Yoo aksine mükemmel bir gelişme…
Peki CHP’nin bundan sonraki siyasi sürecini etkiler mi?
Etkiler.
Zira artık parti içinde ‘lider kim olmalı?’ sorularını sorduracak, bir Muharrem İnce faktörü var artık CHP’de…
Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir adayı ve lideri; terleten, zorlayan, CHP’li seçmenin gönlünde taht kuran Muharrem İnce’mi?
Yoksa Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’mu?
Yoksa Hem Kemal Kılıçdaroğlu, hem de Muharrem İnce’yi temsil eden, ancak CHP’li seçmen de yüzde yüz karşılık bulabilme donanımı ve karakteri olan; sevilen, tanınan, muhalefeti güçlü başka bir isim mi?
… Olmalı CHP’nin genel başkanı?
CHP’li seçmen bu soruları bundan sonraki süreçte; sürekli dillendirecek, temcit pilavı gibi sürekli koyup kaldıracak. Zira CHP’de AK Parti gibi itaat ve biat kültürü yoktur. CHP’li savunduğu ve olması istediği şey için mücadele eder, korkmadan cesaretle diklenir, “koltuktan-makamdan olurum, susayım” tasasına düşmez.
CHP’nin bu tutumu da sık sık, parti içinde huzursuzluklara neden olur. Bunun adına da ‘CHP yine kavga etti’ denir. Oysa bu kavga değil, ‘demokrasi’ dir.
***
9 ay sonra yapılacak yerel seçimler düşünüldüğünde, Muharrem İnce’nin bu seçimdeki başarısı ‘lider kim olsun?’ tartışmasını kesinlikle gündeme getirecek. Bu kesin. Bakalım CHP lider değişikliğine gitmek için, yeni bir hamle yapacak mı? Veya Genel Başkan Kılıçdaroğlu’ndan radikal bir hamle gelecek mi? Çünkü; ‘bir genel başkan değişikliğinde CHP kazanabilir’ psikoloji, şu an tüm CHP seçmeninin kafasına yerleşti bile.
Bugün Muharrem İnce basın toplantısında bir muhabirin, "CHP genel başkanlığına aday mısınız?" sorusuna bile, ince bir siyasi nezaketle cevap verdi.
Dedi ki İnce, "Mücadele etmek için illa milletvekili olmak gerekmez. 16 yıl vekillik yaptım zaten. Siyasi kadrolarda bulunmuş bir insan onun yolunu bulacaktır."
Zeki adam vesselam…
Ne demek bu cevap?
Şu demek: “zaten süreç oraya doğru yönelecek, eninde sonunda şartlar bunu gerektirecek.”
***
Başka bir konu da şu…
Bu seçimde partiler arasında oy geçişi değişkenliği hat safhadaydı. Öyle ki belirleyici rol oynadı bu geçişler, yönlenmeler. Mesela; AK Parti’li bir çok seçmen MHP’ye oy verdi. İYİ Parti ise hem MHP’den, hem de CHP’den oy aldı. İddia edildiği gibi bir ‘dip dalga’ değil bu. Ama hatırı sayılır bir ‘politik dalgalanma’ yaşandığı gerçek. Bu dalgalanmalarda sandığa, ‘diğer partiye yönelme’ olarak yansıdı.
***
Pekiii…
Parlamenter sistem tarih oldu. Başbakanlık lağvediliyor. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk, Türk tarihinin ise 13. Cumhurbaşkanı oldu. Ve 'Türk tipi başkanlık' oylamasının ise, seçilen ilk Başkanı olarak tarihe geçti.
Şimdi ne olacak? Kısa kısa ilk yapılacaklara bakalım.
- TBMM Genel Kurulu, 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'ne ilişkin kesin sonuçların açıklanmasını takip eden üçüncü günde saat 14.00'te çağrısız olarak toplanacak. TBMM’de ki ilk birleşimde, öncelikle milletvekilleri ant içecek.
- CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal TBMM’nin en yaşlı üyesi sıfatı ile meclise başkanlık edecek. En genç altı milletvekili de, geçici olarak katip üyeliği yapacak.
Sonrasında da alınan yeni kararların uygulanmasına ve yeni icraatlara başlanacak. Neydi Bunlar kısa kısa hatırlayalım…
- Başbakanlık makamı kaldırılacak ve yürütmeye ait tüm yetkiler Cumhurbaşkanına verilecek.
- Yeni sistemde hükümeti, TBMM dışından isimlerle cumhurbaşkanı kuracak.
- Yeni sistemde milletvekili olan bir kişi, bakan olamayacak. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Bakanlıkları kurarken; bazı milletvekillerinin istifa isteyecek ve ardından onları bakan olarak atayacak.
- Bakanlık kurma ve kaldırma yetkisi de yeni sistemde cumhurbaşkanına geçecek. Bakanlık sayısı 21’den, 16’ya düşecek’
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yetkisi sınırsız. Erdoğan; bakanları, üst yargının birçok üyesini, üst düzey çok sayıda bürokratı ve sayısı belirtilmeyen Cumhurbaşkanı yardımcılarını atama yetkisine sahip olacak.
- Bütçeyi hazırlama ve Meclis'e gönderme yetkisi de artık Recep Tayyip Erdoğan’ın. Meclis'in, Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanan bütçe tasarısını reddetmesi hâlinde ise bir önceki yılın bütçesi yürürlükte kalacak. Ancak Meclisin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütçe tasarısı reddetmesi söz konusu bile olamaz. Aksi takdirde Erdoğan’ın liderlik otoritesi, göz ardı edilmiş olacak. Yada bir kaç çatlak ses çıksa da, Erdoğan’ın sunduğu bütçe tasarısı her halukarda meclisten geçecek.
- Meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimleri artık aynı gün yapılacak. Erken seçime gitme kararı da hem Meclis, hem de cumhurbaşkanı tarafından alınabilecek.
- Milletvekili sayısı 600'e yükseltilen Meclis, 360 milletvekili ile birlikte seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek. Bu durumda genel milletvekili seçimi ile cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılacak.
- Yeni sistemde Meclis'in cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açma yetkisi olacak. Ancak üst yargının birçok üyesini kendisi atayan Cumhurbaşkanı (Başkan) Erdoğan’ı hangi yargı mensubu yargılamaya cesaret edebilecek? O da meçhul… Bana göre hiç biri… Haaa Muğla’daki yazlığında veya köy evinde ‘inzivaya çekilebilirim’ kararı veren gözü pek bir hakim veya savcı çıkarsa, babalar gibi… Belki… Eğer öyle bir örnek olursa da ‘Türkiye Adalet, hak-hukuk ta çağ atlamış’ olacak. Ancak bunun hiç yaşanmayacağını; artık hepimiz öğrendik, biliyoruz ve tecrübe etmeye devam edeceğiz. Zira bu muazzam yetkileri avucunda toplamış Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a diklenebilecek, tek bir ‘deli yürek’ çıkmayacak, bu biline… Umarım gerek te kalmaz.
- Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla 301 milletvekilinin (TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğu) vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilecek. Bu durumda Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşecek ve 360 milletvekilinin (üye tamsayısının beşte üçü) gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilecek.
***
Diyeceğim O ki;
Yetki sınırsız…
Eğer Türkiye, Türk milleti, Türk ekonomisi, Türk demokrasisi adına; doğru, kalıcı ve huzur-istikrar getirici hamleler yapılırsa; bu ülke çok güçlü olacak.
Ben Sayın Erdoğan’ın geçmişten yeterince ders çıkardığına ve bu yeni sistemle, ‘yargıya müdahale haricinde’ doğru işer yapacağına inanıyorum. Tabi etrafındaki yanlış kişileri ayıklarsa… Ancak yargının yine kendi elinden, avuçlarının arasından kayıp gitmesine asla müsaade etmeyeceği görüşünü hala savunuyorum ve bu konuda asla çelişmeyeceğim.
Şimdi kesinlikle değil ama, belki ileri de (?) ‘yargı’nın da olması gerektiği yerde durmasına imkan verecektir Sayın Başkan. Şartlar olgunlaşınca…
Bir kere daha güvenmek lazım…
Sayın Erdoğan’ın 81 milyonun; günahını, vebalini, sorumluluğunu üstelenmiş etten kemikten yapılmış, Allah’ın bir kulu olarak… Yeni veballerin, yeni günahların altına girmeyeceğine inanmak lazım.
Bir kere daha eskiye kırmızı çizgi çekip, yeni de yol almasına şans vermek lazım.
Yanlışa gidiyor mu?
Huzur-barış-istikrar ve demokrasi için gerçekten debeleniyor mu?
Bir kere daha tecrübe etmek lazım.
Cevaplar ‘hayır’sa… Ancak o zaman muhalefete başlamak lazım yeniden…
Ancak bu saatten sonra muhaliflikle vakit öldürmek boş, faydasız…
Bir kere daha şans vermek lazım….
Önümüze bakalım…
Bundan sonra vatandaşın beklentisi; hizmet, terörle mücadele, yerlerde sürünen ekonomiye radikal çözümler, verilen vaatlerin çok ivedi bir şekilde yerine getirilmesi…
Yapmazsa, ‘yandı gülüm keten helva.’
Yaparsa sloganında olduğu gibi, ‘Güçlü Türkiye.’








