Manisa 2-3 yıl önce tanıştı Onunla… Kendine has üslubu, çevre aşkı, toplumları sürükleyiciliği, eylemleri, yürüyerek Türkiye’yi arşınlaması ve verdiği mesajları ile … İnsanlığa verdiği mesajları ile tanıdı.
Sırtına aldığı sırt çantası ve Pazar arabası ile kilometrelerce yol yürüdü…Tasası vardı Ülkesi için, Milleti için… Amacı küresel ısınma ve çevre kirliliğine dikkat çekmek, insanları bilinçlendirmek, silkelemekti. Bu amaçla Türkiye’yi Batı’dan doğuya kat etti. Önce Manisa’dan Ankara ve Edirne’ye 1 ay yürüdü Cuma Hoca. Bin kilometre yol yürüdü. Kapıkule deki askerleri selamladı. Çaylarını içti. Anlattı. Anlattı. Anlattı.
Türkiye’nin iç Anadolu’sunu, batısını ve Marmara’sını uyandırdı. Silkeledi. Sonra Doğuya taktı kafayı. Öyle ya Doğu’ya da gitmek lazımdı. Bir yıl sonra rotasını Hakkari’ye çevirdi. Günde 40 kilometre yol yaptı. Araçla fala değil haaa…Tabanvay… Kimseciklerin düşünmediklerini düşündü. ;Kimseciklerin yapmadığını yaptı. Yürüdü…Yürüdü…Ayakları su topladı. Aç kaldı. Yol kenarlarında konakladı. Hasta da oldu. Ama yılmadı. 60 gün sonra Hakkari’ye ulaştı.
Bazıları güldü yaptıklarına, bazıları takdir etti. Bazıları kale almadı. Bazıları ‘şöhret olmak için yapıyor’ dedi. Bazıları ‘hiç bir halt edemez, yürüdüğü ve eylemeleri ile kalır. Unutulur gider. Cuma Hoca’mı Türkiye’yi kurtaracak’, bazıları da ‘ne uç adam’, bazıları da ‘salla… Şov yapıyor’ dedi. Herkes bir şey dedi. Ama O, kulak tıkadı. Bildiği yoldan şaşmadı. Her gittiği yerde şaşkınlıklarla, coşkuyla karşılandı. Hürmet gördü. Saygı-sevgi gördü. Tasasını , amacını paylaştı. Hedefleri için anlattı, anlattı, anlattı…Bıkmadan anlattı. Kafalara Türkiye’yi bekleyen tehlikenin sinyallerini soktu.
Veee… Bugün gelinen noktada, Manisa’nın bir Cuma Hocası var. Manisa’nın Tarzan’dan sonra bir çevre aşığı, neferi var.
Derelerimiz - nehirlerimiz aksın, denizlerimizde balıklar oynaşsın, Çaldağı’nda kesilen ağaçlar kesilmesin, Gediz nehrinin suyu ile çay demleyebilsin, Manisa sokaklarında çekirdek çöpleri yerine, krizantem saksıları olsun, nefes alabilelim diye cebelleşti Cuma Hoca.
Duruun daha bitmedi Cuma hocamızın yapacakları. Önümüzdeki sene Manisa’dan Artvin’e yürümeyi planlıyor. Tam 2 bin 500 kilometrelik bir yol. Ben Trabzonluyum çok iyi bilirim o yolu. Otobüsle 23 saatte gidersiniz. Tehlikeli bir yol. Geceleri buz kesersiniz. Ama Cuma Hoca Önümüzdeki yaz Artvin’e yürüyecek. Tam 2,5 aylık bir serüven. Tabanvay…
Veee Hoca’nın en son hedefi dünya turu. Çanakkale, Cebeli Tarık Boğazı’nı yüzerek , Avrupa, Asya, Afrika’yı gezerek geçmek istiyor. Tüm Dünya’ya Türk’ün adını altın harflerle 3 defa yazdırmak istiyor.
Böyle bir adam Cuma Hoca. Atatürk’ün çizdiği, Tarzan’ın gösterdiği yolda sonuna kadar yürümeyi düşünüyor. Çevre sevdası bitmiyor bu adamın. O çevreye, tabiata, varlıklarına ve yaratıcısına aşık…O bir gönül adamı…
Bu adam aykırı
Şimdiii bu ruhaniyette bir Cuma Hocamız var bizim. Belli bu adam bir aykırı. Yaptığı işler, amaçları, hedefleri hep aykırı. Adam aykırı. Herkes gibi öğretmen maaşını alıp, kendi zevkleri ve ihtiyaçları için kullanmak yerine, gidip bir fidan alıp, toprakla buluşturan bir adam bu. Birde üşenmeden gidip sulayan, sevip okşayan, büyüten bir adam bu. Adam aykırı…
Cuma Hoca küpe takmış kulağına…Ortalık ayağa kalktı. Öğretmen hiç küpe takar mı? Hani memur ya…Ondan…Ayol niye takmasın? Nesi kötü bunun?
Cuma Hoca Küpe tak dı da ne oldu? Birinin tavuğuna kışt mı dedi? Rüşvet mi aldı ? Devletin parasını horolop, şurolop cebine mi indirdi ? İhalelere girip, devleti zarara mı uğrattı ? Dolandırdı mı? Öğretmenlik mesleğini kötüye mi kullandı ? Öğrencilerine karşı olan sorumluluğunu unuttu da, lay lay lom mu yaptı ? kötü bir rol model mi oldu Manisa’ya, öğrencisine, okuluna, velisine, öğretmen arkadaşlarına, eğitim camiasına ? Evet bu ve aklıma gelmeyen daha nice soruya cevap ne olur dersiniz ? Cevabı bence; Öğrencilerinden, velilerinden, öğretmen arkadaşlarından alın… Onların; Cuma Hoca’nın küçücük küpesine kafayı takanlara okkalı bir cevapları var… ‘Dokunmayın Cuma Öğretmen’e’
Bu adam aykırı düşünüyor ve aykırı yaşıyor belli. Siz Cuma Hoca’nın küpesine takılacağınıza, arkasından takılın…Öğrettiklerini didikleyin. Tasasını sentezleyin. Hatta tasasına müşterek olun. Daha isabetli işler yapmış olursunuz.
O küpe bir sembol. Aykırılığın ve Cuma Toygar olabilmenin meşakkatinin sembolü. O Küpeyi her babayiğit takamaz. Cuma Hoca’nın küpesine ve memuriyet kurallarına kafayı takanlar, Önce Cuma Hoca’nın görev yaptığı Okulu, bir dahaki baskın yağışlarda selden nasıl kurtaracaklarını düşünsünler. O’n a biraz kafa yorsunlar. Cuma Hoca’nın Okulu Necatibey’in bilgisayarları şu an ancak leğen olarak kullanılabilir. Niye biliyor musunuz ? Geçen günkü yağmurda Necatibey İlköğretim okulu yağmur sularına kucak açtı. Okulda bir çok demirbaş zarar gördü. Cuma Hoca’nın küpesini bırakında, daha elzem işlerle uğraşın. Cuma Hocalar ister küpe takar, ister kravat. Kime ne ? Bizler Cuma Hocaların kafalarına taktıkları ile ilgileniyoruz. Kulaklarına veya boyunlarına taktıkları ile değil. Tavsiyemdir. Sizde öyle yapın. Belki rol model şahsiyetlerimize ‘lanet olsun. Kimse beni anlamadı. Vazgeçtim’ dedirtmezsiniz, dedirtmeyiz…








