İsmi Lazım değil, geçen gün bir siyasi parti kadın kollarının düzenlediği basın toplantısında bulundum. Gördüğüm resim içimi sızlattı. Şunu tespit ettim ki; bir siyasi partinin Kadın kolları misyonluğunu yüklenmiş aydın diyebileceğimiz bu arkadaşlarımız dahi, görevlerinin bilinci ve sorumluluğundan bi haber!...
Bunun nedeni nedir, bir irdeleyelim bakalım…
Siyasi partilerin tepe yönetimleri hep erkeklerden oluşuyor. Böyle olunca, gençler de kadınlar da politikada etkin olamıyor. Yurdumuz Anadolu, ama Meclis baba dolu. Erkek demokrasiden gerçek demokrasiye geçmenin zamanı geldi de geçiyor bile… Türkiye'de siyaset erkek egemenliğinde. Parti yönetimlerinden milletvekili aday listelerine kadar her kademe, genel başkan ve en tepedeki kurul tarafından belirleniyor. Böyle bir merkeziyetçi yapı var Türkiye de.
Her ne kadar demeçlerde; Kadının artık siyasette yeri vaaar!... Gençlerimize yol açtıııık!... Densede bu sadece laftan ibaret. Aksi uygulanıyorsa çıksın, kanıtlasınlar.
Siyasi Parti kadın kollarının kermes, yardım toplama, parti düzenleme, birbirleriyle yaptıkları kaynaşma toplantıları ve yemekleri dışında; Eğitim, İstihdam, kadının iş hayatında yer edinebilmesi, Siyasette aktif hal alabilmesi, çözümler üretip uygulamayabilmeleri anlamında tek bir icraatı var mı? Varsa çıksınlar; “Hayır yanılıyorsunuz. Biz şunları şunları yapıyoruz bu ülke ve insanı için desinler. “ Bende susayım. Diyemezler… Zira en tepedekiler kadını bu konuda yeterli görmüyor. Yeterli olan kadın siyasetçiye de ön açılmıyor. Kuyruk sancıları var ya… o nedenden. Kadının önü açılırsa erkek egemen toplumdan çıkarırız Türkiye yi korkusu var ya …
Partilerde sadece kadınlara değil, gençlere de yer yok. Siyasi partiler belli yaşın üzerindeki erkeklerden ibaret. Bu yapı içinde kadınların kendilerine yer bulması, çok zor. Mesela kadın kolları sadece partiye gelir getirici faaliyetlerde istihdam ediliyor. Bunun yanı sıra, seçim sırasında bütün kampanya çalışmalarını yürütüyorlar. Yani, evdeki mutfağı partiye taşıyorlar. Pastalar, börekler, tatlılar…vs. Ohhh… Bundan iyisi Şam da kayısı… Böyle bir tabloda kadın, partide kendisine gelecek göremediği için uzak durmayı tercih ediyor.
Batı ülkelerinde kendi partilerinde sıfırdan başlayıp yükselen kadın milletvekilleri ve yönetim kurulu üyeleri ağırlıkta. Batı'da kadınlar parti içinde entegre olmuş durumda. Değişik konumlardan yükselerek geliyorlar. Bizim kadınlarımız ise Partilerde vitrin olarak kullanılıyor. İki lafı bir araya getirip konuşamayan, siyasi bilgi ve deneyimi olmayan, hatta yazılı metni dahi okuyamayan kadınları alıyorlar, sonrada kadından siyasetçi olmaz deyip, çıkıveriyorlar işin içinden. Oysa çok bilgili, çok deneyimli, erkek siyasetçileri bile cebinden çıkarabilen kadın siyasetçilerimiz var. Girgin, tutuğunu koparabilen, toplumları peşinden sürükleyip, çözümler üretebilen, kadın siyasetçilerimiz var. Bunlar bulunup partilerde görevlendirilsin.
Basın toplantısına gidiyorsunuz, kendinizi komşunun düzenlediği altın gününde gibi hissediyorsunuz.
Gündem konusu dahi kağıttan okunuyor. O da okunabilse…Eee… kem….küm…Ve sen bir başkansın. Yok kardeşim, bu Türk kadın siyaset anlayışı değişmeli. Bu bile bile lades demektir. Uyanın arkadaşlar. Yüklendiğiniz misyonun hakkını verin. Kendinizi eğitin. Okuyun. Öğrenin. Toplumlar önünde konuşmayı, fikir ve çözüm üretmeyi öğrenin. Bu vasfa sahipseniz ve o koltuktaysanız, hakkını vermeme gibi bir lüksünüz olamaz. Sırf etiket için bulunduğunuz konuma ihanet edemezsiniz. Önce kendinizi eğitiniz arkadaşlar. Sonra Toplumları peşinizden sürükleyin. Toplumun menfaatine, kadının menfaatine, kadının tek başına ayakta durabilmesine yönelik icraatlar geliştirin ve uygulatın. Uygulama ve uygulatma insiyatifini elinize almayı başardığınız an, toplumda sizi kucaklayacaktır. Bağrına basacaktır. Kuaförlerden, evlerinizden, komşularınızdan çıkın artık. Ayşenin aldığı ayakkabıyı, Emine’nin yaptığı ekmek kadayıfını konuşmaya zaman ayırmak yerine parti çalışmaları sürecinde, İş bulamayan ve hiçbir yerden geliri olmayan bir ailenin vasıflı hale getirilip, istihdamının sağlanabilmesi için ne yapılabiliri konuşun, araştırın ve uygulayın, uygulatın. İşte o zaman o etiketin hakkını vermiş olursunuz. Ayrıca gece başınızı yastığınıza koyduğunuzda; “Ben bugün bir aile için çalıştım ve o aileye bu toplumda bir yer açtım.” Gönül huzuru ile tatlı bir uykuya dalmak kadar güzel bir his olamaz. Hadi bakalım kolay gelsin…








