Söz… Yarından sonra köşe yazılarım 2 sütünü geçmeyecek. Bu günlük beni affedin. Meramımı anlatabilmek için, kuralları ihlal etmek pahasına sadece bugünlük bu kadar uzun yazmak zorunda kalacağım. Ama sözüm söz. Yarından itibaren köşe yazılarım 2 sütünü geçmeyecek.
Aslında her gerçek çok basit nedenleri içerir. Bazen gerçekleri biliriz ama menfaatlerimize uygun değildir, söyleyemeyiz, yazamayız- çizemeyiz. Bazen de gerçeklerden tamamen uzak, iftira niteliğinde senaryolar türetir ve menfaatlerimize uygun olduğunu düşündüğümüz için, bu senaryolar çerçevesinde bir tavır takınırız. Zira bazı gerçeklerin basitliği insanları korkutur. Mesela : Koç ailesi ürettiği arabaları satacak diye, Türkiye de Demiryolu ağı yapılamıyor. Niye? Çünkü güçlüler. Çünkü hiç bir politikacı veya güç Koç ailesine karşı duramıyor…
Bu durumu şu Atasözü daha net açıklayacaktır. “Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun,dardır yolun.
Şimdiii…Dünya ve beşeri düzeni öyle bir hal aldı ki gerçekleri olanca basitliğiyle telaffuz etmezseniz, onlar sonsuza kadar var kalacaklar. Hani bu Sivil toplum örgütlerinin, sendikaların…vs. alanlarda attığı bir nara var. Ney di ? hııımmm “Susma sustukça, sıra sana gelecek…” Artık dillere pelesenk oldu. Ama ben bu sloganı çok sevdim. Çünkü her kesimin hak-hukuku için, durumu bundan iyi tasvir eden bir slogan bulunamazdı. İyidir…iyi…
Tıraşı keselim…
Elinizde tuttuğunuz bu gazete, bu kentin gazetesi olacak. Bakın havanda su dövmüyorum haaa. İçi boş süslü laflar da etmeyeceğim.
Sloganı yayın ilkesi ile alakasız bir gazeteden de bahsetmiyorum. Ben eksikliğini yıllar boyunca yaşayarak gördüğüm, “harbi bir haber gazetesi”nden bahsediyorum.
Adı “MANİSA MANŞET”
Sloganı: “Okunan Gazete”
İmtiyaz sahibi Seyfettin Değirmenci. Seyfettin Değirmenci Birey Dershanesi'nin sahibi. Yani eğitim camiasının içinde yoğrulmuş insanlık hamuru Seyfettin Hoca'nın . Telaşı var, yarınlardan yana. Beni arayıp, niyetini açtığında il kurduğu cümle şuydu; “Manisa gerçekleri okuyamıyor, tüm haberleri sanki bir kişi yazıyor da, herkes O’ndan kopyala yapıştır yapıyor. Bu niye böyle Nurgül Hanım ? yok mu bunun bir çözü mü ?” diye sordu. “Var” dedim. “Cesaret, sorumluluk, sahiplenmek ve bilgi” Ve... bu düstur ile çıktık yola.
Kadromuz mu ? Fiziksel yapımız mı ?
Öyle dev bir kadromuz, şato bozması veya lüks bir gazete binamız yok arkadaşlar. Şimdilik nohut oda, bakla sofa misali fiziksel yapımız. son sistem teçhizat-mobilyalarımız da yok. Biz küçücük bir ofiste, küçücük bir beyin takımı kurduk Manşet için. Her haberi irdeleyecek, aslını araştıracak, cesaretle soru sorabilecek, öğrendiklerini cesaretle yazabilecek küçücük ama yaptıkları ile bu kentte devleşecek bir kadro.
Ben Nurgül Yılmaz. Gazetenin yazı işlerini ve her türlü sorumluluğunu üstlendim. 23 yıldır bu mesleğin içindeyim. Gazeteciliğimin yanında; ETV de uzun yıllar haber spikerliği, program yapımcı ve sunuculuğu yaptım. Manisa Sevdam var. Yarınlardan yana tasalarım var. Bu memleket menfaatleri için yıllarca çene yaptım. Bıkmadım mücadelemde, şimdi Manşet'te yazacağım. Memleket sevdam Manşet'te perçinlenecek.
Murat Arar ve Muhammed Ali Edebali’de beyin takımızın fikir işçileri. Yani muhabirlerimiz. Onlar İzmir Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden yeni mezun oldular. Zehir gibiler maşallah. Leb demeden, leblebiyi anlıyorlar. Ve Manisa’yı tanıdıkça, sentezledikçe parmakla gösterilir muhabirlerin arasına girecekler, Manisa da emek veren sevgili gazeteci arkadaşlarımın da desteği ve sahiplenmesi ile…
“ Nasıl bir gazete olacak Manşet ?” sorusunu da cevaplayayım…
Yukarda bahsettiğim tasalar üzerine kurulan bu gazete, Manisa da gerçek habercilik kulvarında ki dev boşluğu kapatacak bu gazete arkadaşlar. “Manşet” Hiçbir siyasi parti-görüşün arka bahçesi olmayacak. Hiçbir ticari rant için de gücünü kullanmayacak.
Bu kent’in binlerce insanı; artık gerçek bir gazete istiyor. Okumak için, bilgi edinmek için, haberlerden haberdar olmak için bir gazete istiyor. Amedin, Memedin çıkarını korumak için çıkan bir gazete değil de, Amedin- Memedin gerçeklerini yazan ve yorumlayan bir gazete istiyor.
Dünya da ki tek bir insanın parmak izi, başka birinin ki ile aynı değil. Bunu biliyoruz. Aksi olsaydı Dünya da suçlular ile masumlar ters yüz olurdu. Yüce Rabbimin büyük bahşi, tekliğinin, gücünün göstergesi bu. Öyleyse neden iki insanın veya daha çok insanın ağızları ve kalemleri, bir birinin kopyası olsun. Vatandaş gazetesine para verip alıyor. Amacı gündemden haberdar olmak, farklı görüşleri bilmek. Daha doğrusu haberlerden bi haber olmamak. Peki Manisa da durum ne ? İçler acısı ve sinir bozucu. Birileri almış atın yularını eline, çek babam çek. Bi Allah’ın kulu da çıkıp demiyor ki; “Hoooppp orda dur bakalım. Sen her atın yularını çekemezsin. Haddini bil artık. Bu kent Amedin, Memedin özel malı değil. Bu kent herkesin. Bu kent 1 milyon 331 bin 957 Manisalı vatandaşın. Burası Dingonun ahırı da değil. Çok şımardın. Kır dizini otur artık. Hatta; otur da sadece yoğurdunu ye.”
İşin en sinir bozucu tarafı atın yularını çekenlerde, bu rakamın içinde nefes alanlardan. Haaa bazıları bu kentte yaşıyor, bazıları başka kentlerde. Ama Çizgi film karakteri Monkey D. Luffy gibi sanki kolları lastik beyzadelerin. Buraya kadar uzanıyorlar. Sen şunu yap, sen bunu yap. Sen şöyle konuş. Sen sus. Sen yok ol. Sen devleş. Sen bunu bana ver, sen şunu ona ver...v.s. Unutulan tek şey. Kefenin cebi yok baba… Daha sayayım mı? Herhalde gerek yok. Anlayanlar anladı. Satır hakkımı doldurmayayım boş yere. Herkesin bildiği şeyler nasıl olsa…
Bu kentin “benci” Orkestra Şefi’ne ihtiyacı yok. Bu kent’in toplumcu yönetici ve emekçilerine ihtiyacı var. Herkes asli işini yapsın. Bizde. İşte o kadar...
***
Gazetelerin asli işi haber vermektir. Vikipedi’ne göre Gazete şöyle tanımlanıyor: “Gazete , haber, bilgi ve reklam içeren, genellikle düşük maliyetli kağıt kullanarak basılan ve dağıtımı yapılan bir yayım olup halka güncel olaylara ilişkin bilgi verme amacı gütmektedir . Genel olarak yayınlandığı gibi, özel bir konu üzerinde de yayınlanabilir ve genellikle günlük ya da haftalık olarak yayınlanır.”
Neymiş efendim? Haber ve bilgi vermek amacı gütmek olmalıymış bir gazetenin. Fazla söze ne hacet… Yani gazetelerin asıl işinin haber vermek olduğu bir memlekette yaşıyor olsaydık, ben de bu kadar gevezelik yapmazdım. Demek ki eksik olan bir şeyler Manisa da. Nedir eksik efendim? Doğru ve haklının tarafında olmak haberciliği eksik Manisa da. Bağımsız, boyunduruk altına girmeden, demokrasinin işlediği bir gazetecilik anlayışı. Fikrimiz de, zikrimizde bu olacak…
***
Peki Manşet’in İlkeleri yok mu ? Var tabi...
Biiir: Patronunun ticari bağlantıları da söz konusu olsa ilkelerinden şaşmayacak. Sermayedarımızdır. Saygımız var elbette. Ama kendisinin de isteği üzerine; gazetemiz asla bu tür kol dirsek ilişkilerinde var olmayacak.
İkiii: Reklam verenin kelepçelerini bileklerine takmayan
Üççç: Lafta değil uygulamada da; bağımsız, şeffaf, araştırmacı, belgeci, yaratıcı habercilik, ne doğru, kim haklı ise Ondan taraf olan,
Dööört: Sermayenin, gücü ve güçlünün yaltakçısı değil, emekçinin, mazlumun, ezilenin ve halkın yanında olan,
Beeeş: Okuruna, okurunun düşünce ve görüşüne sahip çıkan, vatandaşın sıkıntısını gün yüzüne çıkarıp; müsebbibinin yüzüne okkalı bir tokat misali vurabilen,
Altııı: Toplumun ortak duygularının işlendiği ve seslendirildiği,
Yediii: Dünya görüşünün içinde; doğanın korunmasının da olduğu, topluma yeni değerler katan,
Sekiiiz: Sanatı- bilimi yücelten, hakları dünya görüşü yapan (kadın, çocuk, özürlü, hayvan ve doğa hakları…vs.),
Dokuuuz: Yanlış yapıyorsa siyasi erke kafa tutabilen, doğru yapıyorsa da övgülerini esirgemeyen,
Ooon: Birliği, düzeni ve barış ortamını bozanın karşısında, birleştirici ve bütünleştiricinin yanında olan,
Onbiiir: Her türlü kabadayı kılıklı mafya bozmalarının tepesine binip, hesap sorabilen,
Onikiii: Vatandaşı ve okuruyla duygu birliği kurabilen,
Onüüüç: Doğrunun sonuna kadar yanında, eğrinin ise yok edilmesi aşamasına kadar karşısında dim dik durabilen,
Ondööört: Eleştiren, çözümler üreten, kıssadan hisseler sergileyen, insan, toplum ve doğa dostu olan, bir gazete ilkesiyle çıkıyoruz. Diyeceğimiz budur…
***
Manisa da yerel gazeteler çoğaldı. Bu güzel bir gelişme mesleğimiz adına. Her gazetenin yayın ilkesi farklı. Hepsine saygı duyarız. Hepsi kendi kulvarında yayın yapacak. Bizde...Manisa da ki bütün gazete sahiplerine ve gazeteci arkadaşlarıma sevgilerimi sunuyorum. Başarılar diliyorum. Sokakta yine hep beraber; sevgi ve saygı çerçevesinde çalışacağız. Sonuçta bu Manisa çukurunda bir avuç gazeteci, kendi savına göre en iyisini yapamaya çalışacak. Durum da budur...
***
Bugün bebeğimiz Manşet’i dünyaya getirdik. Bugün ilk nefesini aldı Manşet. Bugün elinizde agucuklar, gülücükler dağıtıyor. Elinizde tuttuğunuz Manisa’nın gerçek anlamda tek özgür ve kimseciklere diyet borcu olmayan bu gazeteyi büyütmek, siz okurlarımızın gücü ile olabilir ancak. Hiçbir siyasi erk ve gücün desteğini almadan ayakta durmaya ve rakipleri ile aşık atmaya kararlı bu küçücük bebeğe sahip çık Manisa. Manşet bebeğin gücü “sizlerin O’nu sayfa sayfa, satır satır, kelime kelime okuduğunu bilmesinden geçiyor. Manşet bebek kelime kelime en küçük milimetre karesinin dahi okunduğunu görüp, bildiğinde; daha bir şahlanacak, daha bir devleşecek. Çünkü halkının O’nu sevdiğini, okuduğunu ve istediğini anlamış olacak….Zira O “Halk için, Halk'la birlikte” Eeeee bundan başka ne isteriz ki?
Sağlıcakla kal Manisa…








