Kime sorduysam, O’nu tavsiye etti.
Kiminle görüştüysem, ‘en doğru adres O’
Dedi.
‘Tamam bir deneyeyim’ dedim ve gittim. O zamanlar daha, yeni güzellik salonlarına taşınmamışlardı. Küçücük bir salonda, bir günde en az 30 müşterisine, büyük gayretle, nitelikli hizmet vermeye çalışıyorlardı.
Beni daha kapıda; kocaman gülümsemeleri ile karşılayan, mükemmel, iki insanla tanıştım önce….
Başak ve Nazlı… Sonra Sinan.
Uzatmayayım kimden bahsettiğimi.
Başak Güzellik Merkezi’nden, Sahibi Başak Yılmaz’dan, tatlı ve yetenekli kardeşi Nazlı Köpür’den ve İşletmenin her türlü yönetimini üstlenen, Sinan Yılmaz’dan bahsediyorum.
Bu işletmeden reklam mı aldım? Para mı verdiler bana da; böyle onları takdir ediyorum, övüyorum…
Zira siz yazıyı okuyunca öyle diyeceksiniz. ‘Para almıştır, reklam almıştır ki, yazdı. Yoksa niye yazsın durduk yerde? Enayi mi?’
Yooo… Hiçbir reklam anlaşmam yok, Başak Güzellik Merkezi ile. Para da almadım. Herhangi bir menfaatimde yok. Öyle bir menfaate ihtiyacım da yok.
Eeee. Durduk yerde niye bahsediyorum Başak Güzellik Merkezi’nden? Enayimi yim?
Yooo değilim.
Niye bahsediyorum?
Çünkü bu ülkede, bu şehirde müşterisini; evine veya günlük hayatına, mutlu mutlu uğurlayabilmeyi başarabilen esnaf sayısı çok az.
Müşterisine taahhüt ettiği hizmeti vermeye başarabilen esnaf sayısı da öyle… Az, zaman gittikçe de tükeniyor.
Ahilik kültürü ile yetişmiş ve bu kültürü devam ettirebilen esnafların ise nesli tükendi. Manisa’da 3-5 esnaf kaldı. Bunlarda biri de Başak Güzellik Merkezi.
O zaman esnaflık mesleğini doğru-dürüst yapabilen, müşterisinin istek ve taleplerini harfiyen yerine getirebilen, müşterisini ‘yolunacak kaz’ gibi görmeyen, kazandığı ile yine kendi mesleğine- işletmesine yatırım yaparak, müşterisine daha nitelikli-konforlu hizmet sunmayı şiar edinen bir esnafı veya esnafları takdir etmek; kime zarar verir?
Hiç kimseye.
Aksine doğru ve dürüst esnaflık yapan diğer sektör mensuplarının da, böyle ticaret yapmalarına vesile olunur. Esnaflarımızı gezdikçe, tanıdıkça, fırsat buldukça yazmaya, onları tanıtmaya devam edeceğim. Ancak bu şartları taşıyan esnafları. Müşterisini kazıklamakla nam yapmışları değil.
***
Gelelim Başak Güzellik Merkezi’ne, sahiplerine, profesyonel kadrosuna… Daha doğrusu; Başak Güzellik Merkezi’nin bu yazıyı hak etme nedenlerine.
Dedim ya yukarıda….
Küçücük bir salonda, yüzlerinde kocaman bir gülümseme, ağızlarında sepet dolusu iyi niyet cümleleri, ellerinde-parmaklarında yüzlerce marifetle karşıladılar beni…
Simsiyah saçımı ‘sarıya boyatmayı düşünüyorum’ dedim Başak’a… ‘Asla olmaz. Saçını yakarız. Buradan; ya keltoş, ya da Merinos Koyunu gibi çıkarsın. Hayır olmaz, saçın siyah kalacak’ dedi.
Oysa para kazanmak için bana doğrusunu-yanlışını anlatmadan, uyarmadan, ‘tabiii, hemen boyayalım’ diyebilirdi. Alırdı da parasını, önünü arkasını düşünmeden, koyardı kasasına. Kim kime, dum duma. Görevi mi ki sanki, müşterisini uyarmak, doğrusunu anlatmak. Yooo değil. O’nun görevi sadece müşterisinin isteği doğrultusunda, kuaförlük hizmeti vermek. Ama başak öyle yapmadı. Beni uyardı ve doğruya yönlendirdi. İşte orada Başak ve işletmesi bu yazıyı hak etti. Çünkü Başak ve işletmesi artık benim gözümde, “Ahilik kültürü ile hizmet veren Esnaf’ olmuştur. Ve buna çok önem veririm.
Esnaflıkta altın kural
- Daha fazla para kazanma pahasına, asla müşterinizi aldatmayın, kandırmayın, mağdur etmeyin.
- Müşterileriniz eğer size güveniyor ve sürekli sizden hizmet alıyorlarsa; müşterinizin konforunu düşüneceksiniz. Müşterinizi memnun edecek kaliteli malzemelerle hizmet sunacaksınız. Müşteriniz işletmenizin kapısından içeri girdiğinde kendini çok özel hissedecek.
- Müşterinize sunduğunuz hizmete; hile, hurda karıştırmayacaksınız.
- Müşterinizi sadece O gün cebindeki parasını alabilecek bir araç olarak görmeyeceksiniz. Müşterinizle kurduğunuz ticari ilişkiniz; esnaflığınız boyunca yüz yüze baktığınızda, başınız dik durabileceğiniz nitelikte ve seviyede olmalı.
- Müşterinize işletmenize girdiğinde; açlığını-tokluğunu, susuzluğunu sormak, ikramda bulunmak varlığınızdan eksiltmez. Aksine arttırır. O kapıdan nefsi doymuş olarak çıkan her müşteri, ömrü boyunca aynı sektörden başka hiçbir işletmeye gitmeyecektir.
- En iyi esnaf, alışkanlık yapandır. Kendini özletendir. Sadece hizmet almak için gelinen değil, iki lafın belini kırmak için de ziyaret edilendir.
***
Eee bu 6 maddeye baktığında; Başak Güzellik Merkezi, 6’sının da şartlarını yerine getirmiş durumda.
1-Aldatmıyor, kandırmıyor, pembe hayaller sunmuyor.
2- Müşterisin konforunu ve kendini özel hissetmesini sağlamak için; eski küçücük yerinden, muhteşem dekorlu yeni hizmet binasına taşındı. Bütün cihazlarını ve ekibini yeniledi. Ekibini en profesyonellerinden seçti. Zaten önem verdiği hijyeni, yeni binasında ikiye katladı. Kullandığı Profesyonel kuaförlük malzemeleri skalasına, yenilerini ekledi.
3- Hile-hurda desen, nedir bilmezler Başak Güzellik Merkezi kadrosu. Ayakları ve kafaları davul olma pahasına gece- gündüz, durmadan sadece çalışırlar. Çalıştıkları içinde hile-hurdaya hacet kalmaz. Zira kendi sektörlerinde öyle bir güven ve müşteri memnuniyeti mekanizması kurdular ki; müşteri zaten Başak Güzellik Merkezi’ni her gün hınca hınç dolduruyor. Hile-Hurdaya niye tenezzül etsin ki? İhtiyacı yok ki?
4- Müşterisini yolunacak kaz gibi görmüyor Başak ve Nazlı. Diyorlar ki; “bizim sunduğumuz hizmet kaliteli, hilesiz, hurdasız. Bunun bir de bedeli var. Bu bedeli karşılayabilene hizmeti sunarız, karşılayamayana ise çayımızı, kahvemizi ikram eder, uğurlarız. İllede cebindeki parayı almak için; yalana-dolana- hileye başvurup, kandırmayız.”
Diğer meslek mensuplarının tamamı, böyle yapıyor iddiasında bulunmuyorum. Ancak “aralarında çürük elmalar da var’ diyorum. Kimse de aksini iddia edemez. Beline kadar uzanan saçı ile kuaförlerin kapısından girip, 2-3 gün sonra süpürgeye dönmüş saçı ile kapı kapı dolaşıp, çare arayan müşterileri çok gördük, duyduk… Bu sadece bir örnek.
Ancak yineliyorum. Tüm meslek mensuplarını töhmet altında bırakmıyorum. Ben ‘merdiven altı’ diye tabir ettiğimiz; eğitimsiz, bilgisiz, yeteneksiz, sertifikasız, diplomasız, vergisiz, ‘kuaför veya berber’ diye geçinen, ticari unvanı dahi bulunmayan, sektörün parazitlerinden bahsediyorum.
5- Başak Güzellik Merkezi’nin kapsından giren müşteri önce çok nezih bir ortam, mükemmel bir dekor ve muhteşem bir ambiyans ile karşılaşıyor. Gelsin çaylar, gitsin kahveler, içecekler, ikramlar… Eeee daha ne olsun!
6-Esnaflığı ahilik kültürü ile almak isteyen ben ve benim gibi insanlar, gitmeyi alışkanlık haline getirdiği esnafları özler. Ara sıra o işletmeye; özlem gidermeye, çay -kahve içmeye, iki lafın belini kırmaya da gitmek ister.
***
Üstelik Başak Güzellik Merkezi Sosyal sorumluluk projelerine de hiç ara vermeden; ihtiyaçlı kişi, aile ve kurumlara ücretsiz hizmet sunuyor. Hem de gizliden gizliye. Kimseler bilsin istemiyor. ‘Hayırın makbulü, gizli, yapılandır’ diyor Başak. Ama ben yine de O’ndan izinsiz yazdım. Pozitif ayrımcılık yaparak, ihtiyaçlı kişilerin yüzlerinde kocaman gülümsemeler oluşturuyor. Onları mutlu ediyor. Ufak dokunuşlarla, küçücük yüreklerde, büyük coşkular yaratıyor Başak, Nazlı, Sinan ve Başak Güzellik Merkezi kadrosu.
İşte Başak Güzellik Merkezi tüm bunları aynı noktada yaşayabileceğiniz bir işletme. Bu nedenle Ahilik kültürü ile yetişmiş ve Ahilik kültürünü Manisa’da yaşatmaya çalışan nadir esnaflarda olan; Başak, Nazlı ve Sinan’ı bir köşe yazısına taşımanın nesi kötü?
Aksine bu tür olumlu örneklerden bahsedilmeli ki; dürüst ve nitellikli esnaf sayısının arttırılmasına, mevcutlarında ayakta durmasına katkı sağlanılabilsin.
***
- Ahinin üç şeyi bağlanır; Gözü haram olan şeylere, ağzı günah olan sözlere, eli zulümlere.
- Ahi’nin Üç şeyi açılır; Kapısı konuklara, kesesi ihtiyacı olana, sofrası bütün açlara…








