“Yahu kardeşim bu nasıl iştir anlamadım. Sabahın köründen, gecenin bir yarısına kadar köle gibi çalışıyorum. Ay sonu gelince elime geçen para 350 milyon. Eve gitmeden kuş olup uçuyor bu para. Faturalarımı, ödemelerimi, pazarımı, ev ihtiyaçlarını karşılayamıyorum. Bir başıma bunca yükü nasıl çekeceğim. Bize bu parayla geçinin diyorlar. Ev kirası, en iyi hali ile 200-300 YTL arası, Manisa da. Çocukların okul masrafları, yeme, içme, giyinme işlerini düşününce insan çıldırıyor. Mesailere kalıyorsun mecburen. Biraz daha fazla para alalım diye. O zaman da adamın posası çıkıyor. Eve ölü gibi gelip, gidiyorum. Bir de işyerlerindeki kötü muamele. Tabii iş bulamayanların hali daha zordur mutlaka. İşi olan da, olmayan da aç bu memlekette. Bu işin sonu nereye varır bilemiyorum! Bizi 350 milyona çalıştıran meclisteki o kodomanlar geçinse ya, bir ay boyunca bu parayla. Geçinseler de alsalar boylarının ölçülerini. Öyle 5-6 milyarlar alarak Anakara dan ahkam kesmek kolay oluyor tabi….”
Bu sözler, organize-küçük sanayide veya asgari ücretle çalışan onbinlerce işçilerin ortak duygusunu ifade ediyor. Hatta, tüm ülkede asgari ücret ya da o civarda ücret alan işçilerinin ortak sözleri bunlar. 2006’da 1 yıllık süre için belirlenecek asgari ücretin yüzde beş artırılacağı söyleniyor.
Hükümet hazırlıklarını böyle yapmış. Aslında IMF ve patronlar böyle istedi desek daha doğru olacak. Bu oyunu her yıl yeniden bu şekilde sahnelemek hükümetin işine geliyor.
Olan çalışana oluyor tabi. Milyarları cebine indiren hükümet parlementerlerinin tuzu kuru tabi. Her zam dönemi beklediği zammı alamayınca ya da zam yapılmayınca daha iyi koşullarda iş arayan işçiler, dönüp dolaşıyor aynı koşullara mahkum oluyor. İşverenin öttürdüğü düdüğe üflemekten başka ne yapsın işçi. İşçi derken Organize sanayide çalışan emekçiden bahsetmiyorum sadece. Özel sektörde çalışan herkes aynı davula tokmak vurmak zorunda bırakılıyor. En zengin işadamından tutunda, orta halli iş adamına kadar her sektör de çalışan elamana 350 milyon dayatılıyor. Aksi uygulanıyorsa çıksınlar ve; “Hayır ben elamanıma hakkını veriyorum. Mağdur etmiyorum. Emeğini, alınterini hakkıyla alıyor.” Desin.
Asıl kabahat hükümetle Asgari ücret görüşmelerinde Aşk yaşayan sendika ve işçi temsilcilerinde. Sus payları verilince Susan o çok bilmiş sözde insancıklarda.
Muhtemelen yeni asgari ücret belirlenip uygulamaya geçildiğinde de homurdanmalar, küfürler olacak. Hükümet asgari ücreti açıkladıktan sonra, görüşmelere katılan sendika, “böyle olmaz” diyecek. “AKP Hükümeti tek taraflı belirledi” diyecek. “Milyonlarca işçinin kaderi ile böyle oynanmaz” diyecek. Herkes kendi cephesinden söyleyecek birkaç söz bulacak ve yazılı açıklamalar yapacaktır. Günlerce medya da boylar gösterilecek. Sataşmalar yapılacak. Gözler boyanacak. Senaryo yazılmış bir kere ya!...
Peki değişen ne olacak? Sıfıra sıfır elde var sıfır….
Ne diyelim. Sendikalar sendika olsa da sorumlu oldukları milyonların hakkını arasalar. Ama nerde….
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” Politikası varken, kime ne çalışanın ay sonunu nasıl getirdiği!...
Asgari ücret meselesi; Sadece örgütsüz çalışan işçileri ilgilendiren bir mesele değildir arkadaşlar. . Örgütlü, örgütsüz, sendikalı, sendikasız, sigortalı, sigortasız, kamu emekçileri, sözleşmeli çalışanlar, emekliler, tarımda çalışanlar... tüm işçileri ve kamu emekçilerini ilgilendiren bir süreçtir. İşçisine az verip, memuruna çok veren bir durum olmadığına göre, sorunun çok kapsamlı olduğunu görmek gerekir. Böyle düşünüldüğünde, sendikalar bu sorunun baş sahipleridirler. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılan sendikanın sorumluluğu az değildir, ama bu katılmayanların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Buna kamu sendikaları da dahildir. Birleşilsin ve toplu mücadele verilsin. Aksi takdirde yukarılarda(Ankara da) alınmış bencilce kararlar; çalışanın aleyhine, işverenin lehine gerçekleşecektir.
Hatta tespit edilen ücret (ki çalışanın hak ettiği ücret olmayacağından kesinlikle eminim.) iş bırakma ve ücret konusunda anlaşılııncaya kadar işe gitmeme eylemleri şeklinde protesto edilmelidir. Birlik olunsun ki, sonuç alınsın. Çil yavrusu gibi dağılınırsa karın tokluğuna talim etmeye mahkum edilir emekçi….Kafanızı soktuğunuz kumdan çıkarın arkadaşlar. Bakın poponuz açıkta kalmış….








