Şimdi herkes şapkasını bir önüne koysun ve Türkiye’de ana haber bülteni bitene kadar; televizyonun başında seyircisini tutabilmeyi başaran kanalın, hangisi olduğunu söylesin.
Bakın şu an bir anket yapıyor olsaydık; 79,82 milyon nüfuslu Türkiye’nin yüzde 85’i FOX Ana Haber Bülteni ve ‘aykırı sunucusu Fatih Portakal’ derdi.
Çok mu iddialı oldu?
Evet… İddialı bir kelamdı. Ancak ortada bir gerçek var, bu iddiayı hak edecek.
İddia şu; Türkiye haberi FOX’dan ve Fatih Portakal’dan izliyor.
Yani, durduk yerde niye böyle bir yazı yazıyorum?
Hani bir Atasözü vardır; “Bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü?” misali.
‘Sahip çıkmak’ için. Fatih gibi ‘dirayetli gazetecilerin yalnız olmadığını ve yalnız bırakılmayacağını’ herkesin gözünün içine içine sokabilmek için. ‘Fatih gibiler’ de olmazsa; ‘Şıracının şahidi bozacı’ haberciliğinin, Tüm Türkiye’de iyiden iyiye yerleşeceğini hatırlatmak için.
Biraz silkelemek, biraz tokatlayıp, ayıltmak için…
Bende kim miyim ? Ne hadle mi?
Tıpkı; rahmetli Uğur Mumcu, Fatih Portakal, Uğur Dündar, Yılmaz Özdil, İsmail Saymaz, İsmail Küçükkaya, Emin Çolaşan, Saygı Öztürk… gibi; Vatanına aşık, Türkiye’den başka gidecek yeri-yurdu olmayan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan bir gün olsun pişman olmayan, vatanı ve halkı için endişelenen vatanperver bir gazeteyim.
Yeterli mi?
***
Sevgili meslektaşım Fatih Portakal ve FOX TV Haber Merkezi, gerçekten zoru başarıyor. Biat alışkanlığı ve dayatmasının olduğu bu memlekette, bu kadar dik ve özgür-özgün habercilik ilkesi ile ayakta durabilmeyi başarmak; hem bir televizyon kanalı patronu için, hem çalışanları için çok zor. Masraflar, maaşlar, sigortalar, sürekli yenilenmesi ve sayısının çoğaltılması gereken teknik ekipmanlar, yazılımlar, telif hakları, uydu kiraları…vs.
Hepsi ‘para’ diye bağıran, binlerce kalem…
Dışarıdan çok havalı görünen bu mesleğin, televizyon haberciliğinin ve yayının devam edebilmesi büyük bütçeler gerektiriyor. Bu bütçeye sahip olamayanlar veya TV kanalını yönetemeyenler zaten patır patır dökülüyor. Üzücü, ama gerçek bu.
İnsanlar isimleri ile yaşarlar, insanların karakterleri isimleri ile şekillenir. Bu doğru, bilimsel bir iddia.
Fatih Portakal; adı gibi ‘bu mesleğin fatihi’ oldu.
Kolay olmadı tabi, bu mesleğin fatihi olmak. Elbette çok çalıştı, ama ödülünü aldı.
Halkın sevgisi ve güveni… Bundan büyük, başka bir ödül var mı ki?
Sevgili meslektaşım ve yaşdaşım Fatih; sadece haberi iyi anlatan bir ana haber spikeri değil, FOX’un lokomotofi. Fatih’in tüm baskı ve tehditlere rağmen; bu kadar dirayetli ve liyakatlı kalabilmesi bir mucize.
Zira bu memlekette ya diklenmeyip; TRT, A Haber…vs modeli televizyon haberciliği yapıp, iktidar yanlısı şirketlerden reklamları kapıp, ‘sen sağ ben selamet’ kapanma riskini de ortadan kaldırıp yolunuza devam edeceksiniz…
Ya da FOX Haber gibi liyakatlı ve dirayetli bir duruş düsturu belirleyip; reklam-meklam tasası olmadan gerçek televizyon haberciliği yapacaksınız.
Ancak bu şartlarda, yani FOX gibi yayıncılık yapan bir televizyon kanalını, kapanmadan ayakta tutmak hiç te kolay değil. Televizyon kanalı yayınının sürekliliği sağlamak için; ya şirket veya kuruluşlardan reklam alacak ve bütçesini bu reklamlarla yönetecek. Ya da o televizyon kanalının arkasında, sermayesi çok büyük dev holdinglerin olması gerekir. Yoksa kısa sürede batan ve kapanan televizyonlar arasına girer.
***
Şimdi aslında iş, tam da burada fululuktan, netliğe kavuşuyor.
Nasıl mı?
İki türlü televizyon haberciliği vardır.
1-Televizyon haberciliğinin olmazsa olmaz gereği olan; içerik üretme, özgünlük-özgürlük, sokağın ve halkın dili, yorum, farklı bakış açısı, halk gibi düşünme, sürekli yenilenme, her gün vatandaşın beklentisini karşılayan, vatandaşı ilgilendiren haberlerin araştırılıp ekrana taşınılması ve takipçisi olunulması.
2- Sadece basın toplantılarını gidilerek, açıklama yapan kişi veya kurumun haberlerinin yazılması ve yayınlanması.
İkinci şıkkı zaten her haber kanalı ve gazete yapıyor. En kolayı… Ve en suya sabuna dokunulmadan, sorumluluk ve risk alınmadan yapılan habercilik bu. Zira savunmanız şu oluyor bu tür habercilikte. “Adam veya kadın çıktı kendi açıkladı, bende bir gazeteci ve yayın kuruluşu olarak yayınladım. Görevimi yaptım.”
Eee doğru.
Eğer bir basın açıklaması, bülteni veya basın toplantısında birileri; bir şeyler açıklamışsa, konuşmuşsa, ilan etmişse gazeteci bunun haberini yapar. Kimsede ‘niye bu haberi yaptın?’ diye hesap sormaz. Soramaz. Çünkü adam veya kadın zaten kendi iradesi ile basının karşısına geçmeyi göze almıştır. Sorumluluk kendisinindir artık.
Yineliyorum gazetecilikte bu, en basit ve risksiz habercilik yöntemidir. Ben birinci şıktan, risk ve sorumluluk alarak habercilik yapmak ilkesinden-yönteminden bahsediyorum
Yani FOX’un haberciliğinden. FOX Haber Merkezi ekibinden, FOX sunucularından, Fatih Portakal’dan bahsetmek istiyorum.
***
Türkiye’nin özlediği, beklediği haberciliği yapıyorlar.
Hani ağzınız dolu dolu, gözleriniz ışıl ışıl sevinçle ve ta yürekten; ‘helal olsun bea’ dersiniz ya…
FOX ekibi; vallahi helal olsun…
Eğilmiyor, bükülmüyor, biat etmiyor, ilkelerinizden vazgeçmiyor, ‘böyük böyük’ adamlardan-kadınlardan, ‘böyük böyük kurum ve kuruluşların’ tehditlerine pabuç bırakmıyor, nal toplatıyorsunuz ya…
Vallahi helal olsun.
‘Efendim biz onu demek istememiştik, ‘muhabir yazmış, haberim yok, hemen haberi geri çekerim’ salvolarıyla; iyi polis-kötü polis oyunlarına başvurup, günah keçilerini kaynar kazana atıp, seyre geçmiyorsunuz ya…
Vallahi helal olsun.
O belediyeden, şu firmadan, öteki vakıftan, falanca godomandan, filanca iş adamından reklam alabilmek için ‘tetikçi’ haberler veya söylemler gündeme getirip, gazetecilik-habercilik etiğini yerlerde süründürmüyorsunuz ya…
Vallahi helal olsun.
Veya reklam aldığınız firma- kurum ve kuruluşların, siyasi partilerin çene dişleri arasında; ezilmiyor, mideye gönderilmeye karşı tepki koyuyor, gerektiğinde reklam sözleşmelerini feshediyorsunuz ya…
Vallahi helal olsun.
Ekran yüzü muhabirler; Nazlı Yerebasmaz, Sevgi Şahin, Damla Yıldız Söken,
Meliha Değirmenci Hoş , Gülşah İnce Birsen, Beril Özcan, Şule Öztürk, Öznur Aslan, Öznur Turalıoğlu Seyhan, Yılmaz Emre İzkübarlas, Fatih Erener ve Ali Onur Tosun’u; FOX’un kendine has habercilik tarzıyla bütünleştirdiniz ve halka seyri bu kadar zevkli haberlere vücut buldurdunuz ya…
Vallahi helal olsun.
Halkı; sinemada her gece bir filmin prömiyerini izler gibi ekrana kilitmeyi başaran; haber fikirleri ürettiğiniz, daha doğrusu ‘içerik üretebildiğiniz’ için…
Vallahi helal olsun.
Türkiye’yi ve halkını bu kadar çok sevdiğiniz, Onlar için bu kadar çok tasalandığınız ve Onların gelecekleri için bu kadar çok debelendiğiniz için…
Vallahi helal olsun.
***
Uzun oldu yazı, biliyorum. Sıkıldınız. Ancak bilgi en büyük hazine. Sıkılmadan okuyacaklardır vardır, orada… Okumayı sevenler. Konuyla ilgili olanlar. Onlar okurlar. Hem de sonuna kadar…
***
Assolistler en son çıkar… Fatih’e biraz sonra değineceğim. Ancak şu ekran yüzü muhabirler konusunu biraz açmam şart.
FOX’un farkını ortaya koyabilmem adına…
Televizyon haberciliğinde haber spikeri kadar, ekran yüzü muhabirlerde çok önemli. Haber Spikeri dünyanın en yetenekli, bilgili ve donanımlısı olsa da; haberi sahada yapan muhabir; konuyu hakkıyla anlatamamışsa, o haber hem yayın kuruluşu, hem de halk değerlendirmesinde çöp…
FOX muhabirleri;
- Konuyu önce kendileri araştırıyor, anlıyor, kendilerini bilgiye doyuruyor, sonra mikrofonu ellerine alıp, kamera karşısına geçiyor. Zira bir haberi sunacak ve halka ‘bu haber doğrudur, inanabilirsiniz’ diyecekseniz, o haberin doğruluğundan önce sizin de emin olmanız lazım. Yani haberi halka servis etmeden önce, çek etmeniz lazım. FOX’un muhabirleri işte bunu yapıyor. Haberi araştırıp, çek edip, doğruluğundan emin olduktan sonra, vatandaşa servis ediyor.
- Sonra konuyu en iyi anlatacak anlık -hızlı görüntü planları senaryosu tasarlıyor; FOX muhabirleri ve kameramanları. Haber’in ekran yüzü muhabir tarafından giriş anonsu için yer tespit ediliyor, hemencecik oracıkta zihinde giriş anonsu için metin planlanıyor. ‘Rec’ tuşuna basıldığında muhabir kafasında planladığı giriş anonsu ve soruları; doğaçlama olarak ağzından döküveriyor. İşte en doğal ve gerçekçi haber bu… Bir muhabirin bu kadar rahat konuşabilmesinin tek yolu vardır… Oda bilgi... Ancak bilgi varsa, seyri zevkli haberler vücuda getirebilirsiniz. Bilgi yoksa 1 dakikalık anonsun, 57 dakikası tekrara düşülmüş cümlelerle geçer. Zaten ilk yarım dakikada seyirciyi kazanamazsanız, sadece o haberi değil, o haber bültenini de çöpe atarsınız. Neymiş ‘doğaçlama konuşabilmek’ yeteneği, gazeteciliğin en önemli şartı. İşte FOX’un muhabirleri bu yeteneğe fazlasıyla sahip, spiker muhabirler Onlar. Aslında hepsi birer, gazeteci spiker.
- Fox’un her haberi kısa bir film gibi. İzlenmesi zevkli, seyirciyi sıkmıyor ve o habere büyük emek verildiği barım barım bağırıyor.
- Muhabirler konuları anlatırken, anonslarını yaparken, sorularını sorarken; gerçekten ‘çok iyi tonluyor.’ FOX’un her muhabirinin ayrı bir anlatım tarzı ve ses tonu var. Güzel, çok güzel…
- Nazlı’yı… Nazlı Yerebasmaz. Nazlı’yı izlerken hikayesini anlattığı şahsın kalbine kadar inebiliyorsunuz. Habere konu olan O şahsı, sanki onunla birlikte yaşıyormuşçasına anlayabiliyorsunuz.
Birde çok naif, çıtı-pıtı, ama çok bilgili-donanımlı bir gazeteci Nazlı… Zaten bir gazeteci ekonomi-siyaset biliyorsa; O ‘Olmuş’ demektir. Nazlı’da, FOX muhabirlerinin tamamı da; ‘olmuş’ arkadaş…
Kıskananlar çatlasın…
Sevgi… Sevgi Şahin… Kıvırcık saçları, sevimli yüzü, özgün sunuşu ile FOX haberin mihenk taşlarından… Her yerde… Mantar gibi. Çalışkan, azimli, bilgili, donanımlı…
Başka bir ayrıntı daha… FOX haberin bültenlerinde izlediğiniz tüm haberleri; muhabirler kendileri seslendiriyor. Yani haberin VTR’sinde gördüğünüz muhabir, o haberin perforesini de kendisi yapıyor. 10 parmakta, 10 marifet. Daha ne olsun…
***
Tekrara düşelim bir seferliğine…
Nazlı Yerebasmaz, Sevgi Şahin, Damla Yıldız Söken, Meliha Değirmenci Hoş , Gülşah İnce Birsen, Beril Özcan, Şule Öztürk, Öznur Aslan, Öznur Turalıoğlu Seyhan, Yılmaz Emre İzkübarlas, Fatih Erener ve Ali Onur Tosun… Hepsi Türkiye’nin çok sevdiği, saygı duyduğu, yaptıkları işe hayran olunulan; tecrübeli- donanımlı televizyon gazetecileri.
Eee muhabirler ve spikerler haberin hakkını verince, izleyici de FOX’un hakkını veriyor. Zirveye taşıyor, FOX’un reytingleri tavan yapıyor.
Bir tespitim daha var. FOX’un muhabir ekibinin yüzde 90 kadın. Yani kadın gazetecilere, pozitifi ayrımcılık var bu kanalda.
***
Gelelim Assolist Fatih Portakal’a…
Bir kesim aforoz ediyor Fatih’i. Asıyor, kesiyor, hakaret ediyor, küfrediyor, ‘kovun gitsin’ diyor. Arkasında ‘kim var? O’cu, Bu’cu diyor.
Bir kesim çok seviyor, güveniyor, neredeyse televizyonu kucağına alıp, Fatih’i izliyor.
Gazeteci oldun mu durum bu. Hem çok sevilirsin, hem çok nefret edenin vardır.
***
Türkiye Cumhuriyeti’nin partili Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde Fatih için; "Birileri çıkmış portakal mıdır, mandalina mıdır sokağa çağırıyor. Haddini bil. Bilmezsen haddini, bu millet patlatır enseni" dedi.
Yalnız; hem portakalın, hem mandalinanın yemesi çok tatlıdır haaa. Herkes çok sever…
Bir önceki konuşmasında da yine Fatih için Sayın Erdoğan; “Boşuna bekliyorsunuz, bu yollara tevessül ettiğiniz zaman, bunun bedelini size çok ağır ödetiriz. Çıkmışlar sokağa davet ediyorlar. Bu ne terbiyesizliktir ya. Bir tanesi televizyon ekranından kendini bilmez, haddini bilmez, edep yoksunu, edep fukarası, bir tanesi çıkmış sokağa davet ediyor. Ahlaksıza bak, ahlaksıza bak. Zaten bunlara yargı gereken cevabı verecektir. Ben buna inanıyorum. Sen ne yapıyorsun? Burası Paris mi? Gezi olaylarında zaten herkes dersini aldı. 15 Temmuz'da zaten herkes dersini aldı. Bu ülkede bundan sonra bu tür olaylara girişenler bunun bedelini ağır öderler" demişti.
Herkes bekledi Sayın Erdoğan’ın bu çıkışlarından sonra; ‘Fatih ne diyecek, ne cevap verecek?’ diye…
Ama… Fatih; bütün bu ağır hakaretlere ve tehditlere tek kelam etmedi.
Sayın Erdoğan’ın; “bu millet patlatır enseni, bunun bedelini size çok ağır ödetiriz, bu ne terbiyesizliktir, ahlaksıza bak, bu tür olaylara girişenler bunun bedelini ağır öderler.” Tehdit ve hakaretlerine cevap vermedi.
Sadece; Türkiye’nin içindeki ekonomik sıkıntıların ve Türkiye’ye dışarıdan gelen baskıların önüne geçmek için, milli birlik ilkesi ile yayın yapmaya çalıştıkları vurgusu yaptı Fatih… Ve Dedi ki Fatih; “Acaba ne diyecek Fatih, acaba kendisi hakkında söylenen sözlere cevap vermeyi düşünüyor mu, düşünmüyor mu? Hayır, kesinlikle. Eğer böyle bir şey bekliyorsanız ne bugün duyarsınız ne de gelecekte duyacaksınız. Biz burada sadece Türkiye'nin gerçek haberlerini paylaşıyoruz."
***
Bu duruş önemlidir. Bu duruş aslında basın yayın, gazetecilik ve iletişim fakültelerinde ders gibi okutulmalı bana göre…
Geleceğin gazetecileri haberciliği ve gazeteciliği bana göre FOX’tan öğrenmeli.
FOX kadrosu üniversitelerde, seminerlere davet edilmeli.
Zira Türkiye’de; Uğur Mumcular, Emin Çölaşan’lar, Uğur Dündar’lar, Yılmaz Özdil’ler, Fatih Portakal’lar, İsmail Küçükkaya’lar, İsmail Saymaz’lar, Saygı Öztürk’ler kolay yetişmiyor.
Uğur Mumcu’nun kıymeti; öldürüldükten sonra daha bir iyi anlaşıldı. Çünkü sağken yazıp çizdikleri, öldürüldükten sonra tek tek yaşandı Türkiye’de…
Yahu; Emin Çölaşan ve Necati Doğru ile gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz'ın da aralarında bulunduğu 5 kişi hakkında, FETÖ'ye üye olmamakla beraber, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldı. Uğur Dündar ve Saygı Öztürk hakkında ise takipsizlik kararı verildi. İnsanın aklı almıyor…
Yani.
Yani, kalemi güçlü muhalif yazarların hepsi, çeşitli bahanelerle, bertaraf edilmeye çalışılıyor. Bu yazarlar Fetöcü-metöcü değil. Fetöcü kisvesi ile al aşağı edilmek istenen, sesi kesilmek istenen; Türkiye’nin en saygın ve en doğru yazan-konuşan gazetecileri…
***
Sayın Cumhurbaşkanı bu tehditleri Fatih’e savururken; İsmail Saymaz hariç, çıkıp bir Allah’ın kulu Fatih’e sahip çıkmadı.
O yüzden bu yazıyı yazıyorum… Sahip çıkmak için, gazetecilerin gazetecilere arka çıkması gerektiği görüşünü hatırlatmak için.
***
Sayın Cumhurbaşkanı ya metin yazarlarını güncellemeli, ya da bakış açısını.
Ben Fatih Portakal'ın sözlerinde ne bir hukuksuzluk, ne üslupsuzluk, ne de saygısızlık tespit ettim. Fatih sadece bir durum tespiti yaptı. Haksızda değildi.
Ama Fatih; Fransa'daki ‘Sarı Yelekliler’ eylemleri sırasında Türkiye'de de halkı sokağa davet ettiği iddiasıyla, iktidara yakın medya tarafından hedef haline getirildi.
Ne dedi Fatih; "Hadi bakalım barışçıl bir eylemle zamları, doğal gaz zamlarını protesto edelim. Hadi bakalım, yapalım. Yapabilecek miyiz? Kaç kişi çıkacak korkudan endişeden sokağa? Kaç kişi çıkar sokağa Allah aşkına söyler misiniz? Bireysel ve toplumsal muhalefeti baskı altına almaya ve yıldırmaya çalışıyorlar. En doğal hak ama uygulanamıyor. Fransa olmuş, Türkiye olmuş çok da fark etmiyor açıkçası."
Tekrarlıyorum; Fatih burada kimseyi sokağa çıkmaya çağırmadı. Bir durum tespiti yaptı. Ve dedi ki kısacası Fatih; “halk, hakkı için sokağa dökülmeye korkuyor. Çünkü halkı korkutuyorlar.”
Eee haksız mı?
Hayır haklı. Bende aynı kanıdayım. ‘Halkı, işçiyi, memuru, çiftçiyi… Hatta kendi milletvekillerinizi, bakanlarınızı bile korkutuyorsunuz. Kendi il ve ilçe teşkilatlarınızı, il-ilçe başkanlarınızı, partililerinizi bile korkutuyorsunuz. Kimi koltuğundan, kimi prestijinden, kimi havasından, kimi işinden-aşından, kimi de alacağı ihaleden olacak diye, tiril tiril titriyor.
Gıklarını çıkartamıyorlar. Konuşamıyor, söyleyemiyorlar, yazamıyorlar. Parti içinde, kan gövdeyi götürüyor, herkes birbirinin arkasından konuşuyor, herkes bir diğerinin koltuğuna göz dikmiş… Ama basına ve kamuoyuna; ‘iyiyiz-hasız’ tiyatrosu yapıyorlar.
Yemiş gibi görünelim de, ‘yemiyoruz’ biline…
***
Sayın Erdoğan Gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı Türkiye’de öldürten; Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'a, o kadar tepki gösteren konuşmalar yaparken;
Fatih Portakal için savurduğu; “bu millet patlatır enseni, bunun bedelini size çok ağır ödetiriz, bu ne terbiyesizliktir, ahlaksıza bak, tür olaylara girişenler bunun bedelini ağır öderler.” Tehditleri nasıl yorumlanmalı?
Rahmetli Cemal Kaşıkçı’da gazeteciydi, Fatih’te gazeteci. Bu durumun yorumunu da, sizler yapın artık.
Ama ben bu sözleri Sayın Cumhurbaşkanının; bilerek, isteyerek söylemediğine inanıyorum. Sayın Cumhurbaşkanının konuşmalarının geneli, metin yazarları tarafından yazılır. Doğaçlama konuşmayı pek tercih etmez. Zira Cumhurbaşkanlığı makamının önemini ve ağzından çıkan tek kelimenin ciddiyetini bilir. Konuşmalarını genelde yazılı metinlerden yola çıkarak yapar. Bence Sayın Cumhurbaşkanı; kendini böyle zor durumlara düşüren metin yazarlarını güncellemeli. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanının kendisi de bu açıklamasıyla, zor duruma düştü. Bir devletin Cumhurbaşkanı, böyle zor duruma düşürülmemeli kanımca.
Yoksa Sayın Cumhurbaşkanı gazetecileri tehdit edecek kadar, düşüncesiz değil. Haaa azarlar, ama tehdit etmez. Bu hata Sayın Cumhurbaşkanının değil, metin yazarlarının olsa gerek…
Doğrusunu söylemek gerekirse, bu görüşe inanmayı tercih ediyorum.
***
Fatih Portakal gibi; gazeteci haber spikerleri bu ülkeye lazım. Çünkü Haber Spikeri sadece; promptera yüklenen haber metinlerini okuyan kişi değildir. Öyle olsa sokaktaki sesi güzel; yakışıklı bir erkeği veya güzel bir kadını koyun kameranın karşısına, hepsi haberi karşıdan okur. Önemli olan haberi; promterdan okumadan anlatabilmek, doğaçlama konuşabilmektir. Haberi anlatabilmek içinde; gazeteci olmak, bilgili olmak, ekonomiyi, siyaseti…Türkiye’yi bilmek lazım.
Tıpkı Fatih Portakal gibi… Tıpkı Nazlı Çelik gibi, Gülbin Tosun gibi.
Ancak Fatih Portakal bu işin lokomotifi. Kimse alınmasın, darılmasın. Ortada bir gerçek varsa, herkes kabul edecek.
***
İsmail Küçükkaya…
Allah aşkına kim hafta içi her gün sabahın 04.00’ünde; İstanbul trafiğinde yollara dökülür de, yayın hazırlığını tamamlar ve daha gün tam olarak ağarmadan; 07.15 ‘te yayına girer, saatlerce canlı yayın yapabilir. Hem de kusursuz, sabahın o saatinde bile dipdiri seyircinin karşısına geçebilir? Dolu dolu, izlettiren bir program sürdürebilir. Hem de yıllarca…
İsmail Küçükkkaya ve cefakar ekibi… Hafta sonu ise İlker Karagöz aynı cefakarlığı gösteriyor.
***
Kısacası; habercilikte FOX Haber, televizyon yayıncılığında ise TV 8 Türkiye’nin izlenmede zirveden inmeyen iki lider televizyonu. Kimse kusura bakmasın.
Bu ödülün mimarı sadece FOX Haber Merkezi değil. FOX’un habercilerini özgür ve özgün bırakan; Haber Genel Yayın yönetmeni Doğan Şentürk, Haber Koordinatörü Murat Keskin, Ankara Temsilcisi Tülay Ünal Öçten, Haber Merkezi Direktörü Kubilay Tümen, Haber Merkezi Direktörü Enis Ersoy, Haber Planlama Müdürü Ercan Gün, Ezgi Gözeger ve Murat Güloğlu’nun.
Yurdun dört bir tarafından, FOX Haber Merkezi’ne servis edilen haberlerin başarısı da İllerin Haber Müdürlerine ait. Kimler onlar; Özgür Çakmakçı, İstanbul Orkun Öz, Ankara Engin yılmaz, Dış Haberler Müdürü Önder Ayaşan, Yurt Haberler Müdürü Ogün Yıldız, Spor Müdürü Elvan Arat. FOX TV Sorumlu Müdürü İbrahim Onur Kumbaracıbaşı, Editörler; Serdar Ertuğrul, Hasan Aydın, İstihbarat Şefi Fersun Yelken, Şef Prodüktör Murat Taşkıran, Yönetmen Serdar Erdoğan ve Ersan Karaoğlu ve İzleyici Temsilcisi Osman Atasaral.
Ve… İsimlerini bilemediğim; kameramanlar, stüdyo, reji, ulaştırma ve diğer hizmet mensuplarının…
Hepsi birer; teşekkürü ve minnettarlık söylemlerini hak ediyor.
Ne gerek vardı bu isimleri saymaya, yazmaya diyorsunuz değil mi? Bu isimleri bulabilmek için bu kadar vakit harcamaya değil mi?
Zaten her yazar böyle düşündüğü için; ekrandaki ‘en şöhreti’ ön plana çıkarır. Oysa O şöhretin zirveye oturmasına destek olan ekibi görmezden gelirseniz; hem haksızlık yapmış olursunuz, hem de onların çalışma şevkini kırarsınız.
Bakış açımdaki farklılık, bu noktadan başlıyor. Sadece zirvedekileri parlatanlar, tarzlarına devam etsin. Benim tarzımda bu. Emekçiyi de parlatmak…
Bana göre Fatih Portakal haftada bir gün, Cuma olabilir… Ekibini ekrana çıkarmalı ve onlarla haftanın panoramasını yapmalı, onları halka daha yakından tanıtmalı. Buda FOX Haber Merkezi’ne, benim önerim olsun.
Fatih Portakal ve FOX Haber Merkezi…
Televizyon haberciliğini; bu kadar doğru, bu kadar hızlı, bu kadar özgür ve özgün yapabilmeyi başardığınız, Türk Halkı’na haber izleme keyfini yeniden hatırlattığınız için;
Teşekkürler…








