09.07.2012
Yine çıktı cımbızlık bir konu daha… Çekeceğiz elbet, irinleşmeden.
“Yılardır temcit pilavı misali gazetelerde yazılmasına, uyarılmasına ve yetkili makamların göreve çağrılmasına rağmen, Manisa merkez ve çevresinde sulama kanallarının, kanaletlerin, göllerin etrafında yerel yönetim ve devletçe alınması gereken önlemler her nedense bir türlü alınmıyor. 14 yaşındaki Mert İlçi 26 Nisan da Kırtık Mezarlığı'nın arkasında bulunan gölette, 16 yaşındaki Veli Zengintaş ise 5 Haziran da Turgutlu Atatepe mevkiindeki bir gölette boğulmuştu. Bunlar bu yaz, daha 2 ay içinde olan ölümler. 2012 senesi öncesindeki ölümlerin çeteresini yazmıyorum bile. Velhasıl sulama kanallarında bugüne kadar olan ölümleri açıklayabilecek hiçbir gerekçe yok. Daha geçtiğimiz hafta ise Kazım Karabekir Mahallesinde yaşayan küçük Hayrunisa Boğazlı neredeyse ölümden döndü. Zira Hayrunisa az kalsın açık olan sulama kanallında can veriyordu.
Mahalleli geçtiğimiz hafta taleplerini yetkililere bildirdi ve önlem alınmasını istedi Alınan önleme bakınız. İncecik inşaat demirlerinden kaynakla birleştirilip yapılan kafesler, sulama kanallarının bir kısmının üstüne yine kaynakla örtüldü. Türkçesi demirden kanaviçe. Demir hırsızı veya kötü niyetli şahısların pense veya benzeri bir araçla kolayca yerinden söküp, çalabileceği nitelikte baştan savma bir önlem. Geçici bir çözüm. Diyeceğimiz laf yok. Zaten açıklanmış. Geçici çözüm. E iyide bu tehlike bu senemi çıktı ortaya? Bu tehlike, bu ölüm kanalları yıllardır can alıyor. Bunca yıl aklınız neredeydi? Kurumlar yığma mühendisle dolu. Hiç birimi bir çözüm üretecek kapasiteye sahip değil? Bu mühendisler veya iş bilir kişiler o kurumlarda ne iş yaparlar?
Bu konu çözülene kadar Güne Bakış Gazetesi olarak Üslubumuzda yumuşama olmayacak. Rahatsız edeceğiz. Hem de çok rahatsız edeceğiz, biline…
Başlıyorum…
Dedik ki, bu sulama kanallarının üstünün kapatılabilmesi için Devlet ve yerel yönetim üzerine düşen sorumluluk ne ise onu yapsın. Üzeri betonla kapatılsın dedik; risk oluşturur savunması geldi. Üzeri çok kalın ve sağlam demir parmaklıklarla kapatılsın dedik, Kullanıla kullanıla temel bağlama demiri kullanıldı. O’da inşaatlardan çıkma, paslı demirlerle. Devletin parası mı yok, olası ölüm risklerini ortadan kaldırmak için? Yoksa niyeti mi? Devletin ve yerel yönetimin yıllardır çözüme kavuşturulması çok basit olan, ancak bir o kadar ciddi bu konuya, henüz çözüm üretememiş olması, açıklanabilir cinsten değil.
Devletin bula bula bulabildiği çözüm bumudur?
İncecik demirlerden kafes ha. Al eline penseyi, bir bükmede kopar yerinden. Bu devletin sulama kanallarını veya açıkta ölüm riski taşıyan göletlerini kapatabilecek, güvenliğe alabilecek çözüm üretebilecekleri mühendisleri, teknik zekası güçlü olan fikir sahibi adamları yok mudur? Bu kadar mı aciz kaldı devlet? ‘Devletin parası yok bu yatırım için’ savunması hele hiç kabul edilemez. Çeşitli boş yemek ve organizasyonlar için bütçe ayırabilen Devlet veya hükümet, ölüme atlanılan kanalların ve göletlerin kapatılması için çok rahatça bütçe planlayabilir. Mevzuatta yok muş, prosedür müş ? Yetki karmaşasıymış, unutkanlık mış, Öncelikli işler arasında değilmiş… Vatandaşı hiç ilgilendirmez. Vatandaş sonuca bakar kardeşim. Bu sulama kanalları ve göletler her yıl en az 3 çocuğa ve gence mezar oluyor mu? Oluyor. Ay Temmuz, 2 geç verdik ölüm kanallarına. Yaz sezonun bitmesine şurada kaldı 2,5 ay… Bu rakamın 4’e, 5’e veya 10’ a çıkmayacağının garantisini kim veriyor? DSİ’mi? Belediye mi ? Valilik mi? Özel İdare mi? Milletvekilleri mi? Veya o karışık mevzuatların ve prosedürlerden sorumlu bakanlıkların başındaki zevatlar mı?
Ben size şunu diyebilirim ancak. Onların yaptıkları tek şey herhangi bir ölüm veya risk taşıyan bir olay olduğunda; çıkarlar ve geçmiş olsun mesajı verirler. Ondan sonrada normal hayatlarına dönerler. Ha belki mışıl mışıl uyumazlar, ama uyurlar yinede. Uykuları kaçmaz günlerce ‘ben önlem almadım da, o çocuk-genç öldü. Ailesinin ocağına ateş düştü. Demek ki uyarı ile olmuyormuş bu iş. Hele uyarı levhası ile hiç olmuyormuş. Benim Devlet, hükümet ve belediye olarak yapmam gereken bir şey olmalı. Sabah kalkıp hemen onu yapmalıyım hiç vakit kaybetmeden’ demezler.
Burada biz gazetecilere, gazetelere ve yayın organlarına çok iş düşüyor bu saaten sonra. Bu yaz bitmeden o kanallar nasıl bir çözüm bulunacaksa bulunacak, kapanacak. Bu da ancak basının 4. Kuvveti ile olabilecek anlaşılan.
Nasıl mı ? Şöyle ki… Sürekli rahatsız edeceğim. Sürekli dürteceğim. Sürekli yazacağım. Sürekli her gelen üst düzey zevata soracağım. İllellah dedirteceğim. Bıktıracağım. Nefret ettireceğim. ‘Iyyy yine o konuyu yazmış, yine o soru. Bıktık artık, bi ara ver, bir nefes al’ dedirteceğim. İşin özü Devleti, Belediyeyi ve bu sahadan sorumlu yetkili makam kim veya kimlerse epey bir rahatsız olacak. Ve hayırlısı ile ölüm kanalları veya göletleri kesin çözüm ile güvenliğe alınacak. Ondan sonra bende koca bir teşekkür yazısı ve manşeti ile susacağım. Bir daha tek satır geçmeyeceğim. Gıkımı çıkarmayacağım…
Yahu kesin çözüm yok demiştiniz değil mi? Mühendis değilim, ama benim bile bir çözümüm var bea… Mademki üstünün betonla kapatılması olası bir taşma, tıkanma veya sorunda el-kol bağlayacak. Ve madem ki kalın demir parmaklık kafeslerde yapılamıyor. Ve madem ki sulama kanalları tamamen kurutulup devreden de çıkartılamıyor. Alın size bir çözüm… Dar veya geniş ne ölçülerde sulamam kanalı olursa olsun, bir mühendisin projelendirmesi ile; bütün sulama kanallarının çevresi en az 2 metre yükseklikte duvarla örülür, üstüde kalın demir parmaklıklarla kapatılır. Veya aynı yöntem kalın demir parmaklıklarla da uygulanabilir. Bütün kanal boyu kalın demir parmaklı sağlı sollu ve tavan dahil olmak üzere örülür. Her iki yöntemde de 50 metre ara ile müdahale anında açılabilmesi için demir kapaklar oluşturulur. Görevliler bu demir parmaklıklara dan gerektiğinde kanalın içine girer ve görevini yapar. Yılın diğer zaman süreçlerinde de bu kapaklar sürekli ve kesin olarak kapalı tutulur. Hem uzun süreli dayanabilecek, hem de ölümlere kesin ve net bir çözüm olur. Nasıl? Çok biliyorum değil mi? Ne kadar ukalayım değil mi? Ne gülünç öneriler sunuyorum değil mi?
Veya varsa siz yetkili zevatın bir çözümü ivedilikle hayata geçirin kardeşim. Yoksa bu iş kanaviçe benzeri bir demir kafesle olacak iş değil. Bizden söylemesi. Bir önceki yazımda söylemiştim. Bir ölüm daha olursa; yetkili zevatın tepesine bir çıkar, bir daha inmem ona göre… Amaç rahatsız ve ifrit etmekti…Yeterince ettim sanırım. Bu kadın şimdilik kaçar, birkaç gün sonra yeniden bi daha, bi daha rahatsız etmeye gelecek. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana değil 8 sayfalık gazeteyi, matbaayı gözüne soksan az… Söz; uymasa da, zoraki uydurduk. Sulama kanalları sorunu yaz çözülecek, ya çözülecek. Ekşirim başınıza dedik, ekşiyorum…‘Ben yaptım oldu.’ Herkesçikler ‘Ben yaptım oldu’ diyebiliyor da, ben kamu menfaatine desem kıyamet mi kopar… Var mı sözü olan… .Varsa söylesin, Onu da yazarım, söz…”








