Dün Gece Ali Kırca’nın “Siyaset Meydanı” adlı programını koltuğa çakılı bir vaziyette izledim. Program konukları Ünlü Tiyatro sanatçıları Müjdat Gezen ve yeni dönem hiciv sanatçılarından Şahan’dı. İşledikleri konu beni öyle cezbetti ki sormayın…
Bakanlar, Milletvekilleri Politikacılar Türkiye de ne yapar? Daha doğrusu ne yapmazlar?
Hatta Programın bir bölümünde Müjdat gezenin bir skeci gösteriliyor. Elinde makasla sokak bi sokak gezen Bakan, ne açtığını bilmeden habire kurdele kesiyordu. Hem de İki lafı bir araya getirmekten aciz bir kompozisyonla.
İyi bir nokta yakalanmış, doğrusu tebrik ediyorum.
Evet bu bizim Bakanlarımız, vekillerimiz, Politikacılarımız ne yapar Türkiye de, açılışlara koşturmaktan başka. Parlemento da Türkiye yi sözde sırtlanmış bu insanlar ne yapıyor arkadaşlar? Şehir şehir gezip nutuk atıp, kurdele kesmekten başka!...
Sormadan geçemeyeceğim. Sayın Bakanlarımız, Sayın Vekillerimiz; kilometrelerce yol kat edip gittiği Şemdinli de attığı nutuğu, vatandaşa verdiği sözü Ankara’ya dönüpte o deri koltuğuna oturduğunda hatırlıyor mu acaba?
Sayın Bakanım veya Vekilim; “Ben Manisa daki Ahmet Efendi’nin istediği ürün fiyatını vereceğime söz vermiştim. Dur ben şu işi bir kovuşturayım. Elimi masaya vurup “Hayır arkadaşlar bu iş böyle olacak. Yeter artık vatandaşın sırtına yüklediğiniz bu ağır yük.” Diyor mu acaba?
Veya Sayın Bakanlarımız ve Vekillerimiz Kalkınmak adına attığı o nutukların hangisini uygulamak için canla başla çalışıyor, emek sarfediyor. Çok nadir…İşinin ve koltuğunun hakkını veren politikacılarımız parmakla sayılacak kadar az sevgili dostlar.
Şu bir gerçek… Politikacı demek; konuşan, ağzı laf yapan, nutuklar atan ve arkasını döndüğün de attığı nutukları, verdiği sözleri unutan kişi demektir. Bir koruma ordusuyla gelirler, aynı orduyla giderler. Sayın Bakan ve vekil’in gittiği yer sanki düşman ülkesi. Size kendi vatanınızda kim zarar vermeye kalkabilir ki, koruma ordusuyla geliyorsunuz memleketiniz? Ayıp vallahi. O halk sizi bağrına basmaya çalışırken, siz o Halktan uzak kalmak için etten duvar ördürüyorsunuz çevrenize. Sonra da Seçimlerde aynı halktan oy istiyorsunuz. Ve o düşman muamelesi yaptığınız halk yine tüm saflığı ve güveni ile oy veriyor sizlere. Veriyor ki bir daha memleketinize ziyarete geldiğinizde korumalarınızdan biri, kendisini bir dirsek darbesiyle yere sersin…. Neyse mesaj yerine ulaşmıştır sanıyorum.
Demem o ki; Sayın Böööyüklerim kürsüde, mikrofonlarda ve medya kuruluşlarında attığınız nutukların, verdiğiniz sözlerin takipçisi olun ve çözünüz. Konuşup, konuşup sonra “Ohh bugünü de atlattım. Yarın Allah kerim” deyip o deri koltuklarınıza gömülmeyiniz. Ağzınızdan çıkanı, kulaklarınız duysun efendim. Duysun ki ne dediğinizi hatırlayınız ve uygulanması için gruplarınızı, ilgili komisyonlarınızı, yetkili Bakanlıkları ve kuruluşların görevlendirilmesini sağlayınız. Veya Verilen sözlerin uygulanırlığı yoksa, bu sözleri vermeyiniz efendim. Bu halkın Sırf konuşmuş olmak için bol keseden atılmış sözlere değil, icraata ihtiyacı var. Halk icraat istiyor siz parlementerlerden, icraat….Boş laf değil…
Yarın ki sayımız da hangi milletvekili Manisa İçin ne yaptı O’nu irdeleyeceğim. Lütfen kaçırmayınız……








