Yahu yazmayacağım diyorum. Ama yine olmuyor. Öyle konular çıkıyor önüme ki yazmasam, şeytan dürtüklüyor.
Haftalardır Mesir'le yatıp, Mesir'le kalkıyoruz. Eeeee şurda ne kaldı. 21-26 Mart tarihlerinde Mesir Şenlikleri kutlama haftasına giriyoruz. Hal Böyle İken Tam Mesir Şenlikleri Arifesin de Manisa'yı ve Mesir'i tanıtma Derneği Başkanı Yavuz Özgün, son anda bir U dönüşü yaparak İstifa etti. Yerine Ufuk Tanık getirildi. Umarız Vatan'a, Millet'e hayırlı olur. Neyse. Bu yetmedi. Şimdi bir de; 466 Yıllık Mesir Şenlikleri adı "466.Uluslararası Manisa Mesir Festvali" olarak değiştirilsin, önerileri gündemi meşgul edip duruyor. Allah Allahhhh....."Kırk Yıllık Kani, nasıl Olur Yani"
Dün Üstad Mustafa Pala da aynen böyle söylemişti. Kent Konseyi Toplantısında, tepkisini dile getirmişti. Toptan Fasfoot kültürüne itelenirken, birde Dilimiz deki; "Pardon Yâni"liğe olan eğilimi ve kaymayı da maalesef engelliyemiyoruz. Sevgili Üstadım, abim Mustafa Pala Kent Konseyi Toplantısını okuduğu bir şiirle Öyle farklı bir boyuta taşıdı ki konuyu sormayın. Pala Mesir Şenlklerinin adının değiştirilmek istenmesine koyduğu tepkiyle yola çıkarak, "Karamanoğlu Mehmet Bey taaa 1277 yılında yayınladığı fermanla Kendi dilini ve kültürünü hor görüp başka kültürlere özenilmemesini, Türkçe den başka bir dil konuşulmasını yasaklamıştı. Ve Şöyle Demişti.
"BUGÜNDEN SONRA DİVANDA, DERGAHTA, BARGAHTA, MECLİSTE VE MEYDANDA TÜRKÇEDEN BAŞKA DİL KULLANILMAYACAKTIR." Karamanoğlu Mehmet Bey Bu güzel buyruğu 729 yıl önce, 13 Mayıs 1277 tarihinde vermiş. Şimdi ne alaka diyeceksiniz...Şu alaka... Sayın Pala Bir Şiir yazmış. Türk Dilinde ki bayağılaşmaya karşı. Hani Şu "Pardon Yani" ler, "Olduuuu gözlerim doldu"lar, "Maaaanyaksın ya" lar, ve Türkçe kullanımları olmasına rağmen, yabancı kelimeleri terch edilen züppe telaffuzları var ya, onlardan bahsediyorum. Yani Avrupa yalakacılığı yapan, fotokopi züppe tiplerin, yarı yamalak özentilerin den bahsediyorum. Pardon Yâni........
Üstad Mustafa Pala Şiirine başlamadan Önce de aynen şöyle diyor."Yedi asır önce Türkçeye verilen değeri günümüzde görememek aşağıda okuyacağınız şiirdeki gibi sizlerinde yüreğini sızlatıyorsa artık dilimize sahip çıkmanın zamanı gelmiş demektir. "
Üstadın Şiiri Şöyle;
Arıyorum
Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayımlamıştı;
Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda, Türkçeden başka dil konuşulmaya diye, Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını, Çarşıyı, pazarı köyü, şehri Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim, Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker, Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey, Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkânın store, bakkalın market, torbasının poşet, Mağazanın süper, hiper, gros market,Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard, Bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon, Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı, Beldelerin girişinde wellcome, Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın body-guard, Sanat ve meslek pirlerinin, duayen, İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Seki’nin, alanın platform, merkezin center, Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final, Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria, Sergi yerlerimizi center room, show room, Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast-food, Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde, Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks, Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre, Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik, Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya, Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezintisini picnic,Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag, Pekâlayı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı?
Çarpıcı, önemli haberler flash haber, Yaşa, varol sevinçleri, oley oley, Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık dağının tepesindeki köyde, Cafe-show levhasının altında, Acının da acısı, nes-kahve içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken, Dilimizin çalındığını, talan edildiğini, Özün, el diline özendiğine, içi yananınız varmı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk, Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik. Türkçemiz elden gidiyor,
dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum, Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayınlamıştı.... Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız varmı?
Dün gece, Karamanoğlu Mehmet Bey'i gördüm rüyamda.. Çok kızgındı. Çok üzgündü. Çok sitem etti bana..
Unutmuşum kendi dilimi. Başkalarının peşinden koşar olmuşum.. Vedalaşırken " bye " , onay verirken " okey " Türkçemizin güzel sözcüğü şenlik yerine “festival” diyormuşum.. 13 Mayıs 1277’de " Bugünden sonra divanda, dergâhta, bergâhta, mecliste ve meydanda Türkçe'den başka dil kullanılmaya.” emriyle alay eder gibi ikinci bir dili, kendi dilimden üstün tutuyormuşum.. Konuşamaz olmuşum.. Yazamaz olmuşum.. Şarkıları başka dilden söyleyip, masalları farklı anlatır olmuşum.. Türk'e has olan her şeyden kaçar olmuşum..
Kendimden kopmuş, birkaç yabancı kelimeye esir olmuşum. Karamanoğlu Mehmet Bey “mezarımda kemiklerimi sızlatmayın, Türkçe olan “şenlik” yerine Fransızca olan “Festival” demeyin dedi. “kendinize güldürmeyin dedi. 466 yıldır şenlik dediniz de ne yitirdiniz “festival” diyerek ne kazanacaksınız dedi. Milletler dilleri ve gelenekleri ile yaşarlar dedi. Dilinizi ve geleneklerinizi koruyun dedi. " Efeeendim. Üstadımın ağzına sağlık. Ne güzel de söylemiş. Başka Söze ne hacet. Ana tema zaten verildi. Bundan gayrisi, Boş laftan ibaret. Meclis toplana, karar alına....








