Nurgül Yılmaz -ManisaGlint Herbal Clean Kimya A.Ş. ile Glint Manisa Basket yönetimi, son dönemde kamuoyunda yer alan haber ve değerlendirmelere ilişkin Manisa Organize Sanayi Bölgesi'ndeki üretim tesisinde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda şirketin büyüme süreci, üretim kapasitesi, ihracat faaliyetleri, ürün içerikleri ve Glint Manisa Basket'e yapılan yatırım hakkında açıklamalarda bulunuldu.Glint Herbal Clean Kimya A.Ş. kurucusu Şahin Tuna Vardar ve Yönetim Kurulu Başkanı Huriye Yılmaz, kamuoyundaki tartışmalara yanıt verdi. Huriye Yılmaz ile Şahin Tuna Vardar, kamuoyunda gündeme gelen konulara ilişkin tüm süreçleri bilgi ve belgelerle paylaşmaya hazır olduklarını ifade etti.

"90 bin satış noktasına ulaştık"
Glint Herbal Clean Kimya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Huriye Yılmaz, şirketin son yıllarda hızlı bir büyüme ivmesi yakaladığını belirterek, ürünlerinin Türkiye genelinde yaklaşık 90 bin satış noktasında yer aldığını söyledi.
Üretimin Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde gerçekleştirildiğini ifade eden Yılmaz, fabrikada kadın istihdam oranının yüzde 84'e ulaştığını belirterek, kadın istihdamını artırmayı öncelikli hedeflerinden biri olarak gördüklerini dile getirdi.
"35 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz"
Şirketin uluslararası pazarda da büyümeye devam ettiğini belirten Huriye Yılmaz, Glint ürünlerinin bugün ağırlıklı olarak Avrupa ve Orta Doğu olmak üzere 35 ülkeye ihraç edildiğini söyledi.
Günlük üretim kapasitesinin 300 bin şişeye ulaştığını ifade eden Yılmaz, Avrupa'nın büyük perakende zincirleriyle yeni iş birlikleri için görüşmeler yürüttüklerini kaydetti.
Ürün içeriklerine ilişkin açıklama
Ürünlerin tamamen bitkisel içerikli temizleyiciler olarak geliştirildiğini belirten Yılmaz, kullanılan hammaddelerin sağlık açısından zararlı olarak sınıflandırılmadığını savundu.
Glint ürünlerinin evde birçok farklı alanda kullanılabildiğini ifade eden Yılmaz, tek ürünle farklı temizlik ihtiyaçlarının karşılanmasının tüketiciler açısından ekonomik avantaj sağladığını dile getirdi.
Dev firmalardan baskı ve tehdit !Huriye Yılmaz yaşadıkları zorlu süreci anlattığı konuşmasında; “Dünyadaki ve iç piyasadaki diğer büyük firmalardan ne tür bir tehdit ve baskı gördüğümüze gelirsek; yasal süreçlerimizin tamamını şirket avukatımız Muhammed Akif Alshora ile birlikte yürütüyoruz. Biz Türkiye’de bitkisel temizleyici pazarını ilk defa açan firmayız. Daha öncesinde Türkiye’deki market raflarında bitkisel içerikli temizleyici kategorisinde satılan hiçbir ürün yoktu. Ürünümüz formülasyon gereği gerçekten çok iyi çalıştığı ve yüksek performans gösterdiği için kısa sürede çok ciddi bir büyüme yakaladı.” dedi.
“Türkiye'de hiç olmayanı yaparak yeni bir kategori yarattık”
Huriye Yılmaz firmanın gelişim sürecinide anlattı. Yılmaz; “Gelişim sürecimizi verilerle ve belgelerle konuşmak gerekirse; geçen sene ocak ayında bu işe ilk başladığımızda sadece Trendyol platformu üzerinden satış yapıyorduk. Kısa sürede Trendyol’da günde 102.000 kargo çıkartan tek firma olarak platform tarihine geçmeyi başardık. Bu rekor başarımızın ardından Trendyol yönetimi bizi Twin Towers’taki genel merkezlerinde pasta keserek ağırladı ve tüm CEO'larıyla birlikte ayakta alkışladı. Trendyol’da ulaştığımız bu muazzam satış rakamlarının ardından ulusal zincir marketlerin dikkatini çektik ve marketler ürün tedariki için doğrudan kendileri bizden talepte bulundular. Dünyanın kabul ettiği ve market çıkış fişlerini analiz ederek gerçek satış adetlerini raporlayan bağımsız araştırma kurumu Nielsen’in raporuna göre; geçen sene ocak ayında pazarda %0,3 olan pazar payımız, aynı yılın (2025) mayıs ayı itibarıyla %31,5’e yükseldi. Sektördeki toplam satış payının neredeyse üçte birine erişmiş olmamız, doğal olarak 100 yıllık dev rakiplerimizin pazar paylarından aldığımızı göstermektedir. Sektörde başarılı olmak için ya hiç olmayanı yapacaksınız ya da var olanın en iyisini yapacaksınız; biz Türkiye'de hiç olmayanı yaparak yeni bir kategori yarattık.” ifadelerine yer verdi.
“Yasal ve operasyonel zorluklar yaşıyoruz” Karşılarındaki rakiplerin çok güçlü olduğunu, bakkal veya küçük dükkan sahipleri olmadığını dile getiren Huriye Yılmaz; “Ancak bir işi ilk defa yapmanın getirdiği en büyük yasal ve operasyonel zorlukları da ilk yapan olarak biz göğüslüyoruz. Şu anda devletimizin mevzuatında bu yeni kategoriyle ilgili henüz bir yönetmelik dahi bulunmamaktadır. Karşımızdaki rakipler basit bakkal dükkanları değil; bu işin tüm açıklarını, yasal prosedürlerini ve lobiciliğini çok iyi bilen 100 yıllık küresel firmalardır. Bizler formülü bulan, ürünün pazarlamasını üstlenen ve el ele vererek bu noktaya ulaşan üreticileriz.” diye konuştu.
“Olumsuz veya eksik haberler dev rakiplerimizin değirmenine su taşıyor”Huriye Yılmaz; “Basında hakkımızda çıkan olumsuz veya eksik haberler de ne yazık ki bu dev rakiplerimizin değirmenine su taşımış ve onları nemalandırmış oluyor. Bizim buradaki asıl mücadelemiz yerli bir üretici olarak ayakta kalabilmektir.” görüşlerine yer verdi.Hayalleri; tüm dünya genelinde bir Türk markası yaratmakKendilerine gelen tekliflerden ve hayallerinden bahseden Huriye Yılmaz; “Uluslararası firmaların üzerimize çökmeye çalışıp çalışmadığı ya da firmayı kendilerine satmamız yönünde tehditler alıp almadığımız konusuna gelirsek; bu yönde süreçler ve teklifler kapımıza geldi. Türkiye’deki birçok fabrikanın veya bankanın yabancıların eline geçtiğini biliyoruz. Ancak Kurucumuz Şahin Tuna Vardar’ın 13 yıldır, benim ise son 3 yıldır ortak olduğum büyük bir hayalimiz var. Şahin Tuna Bey’in hayali; bir Türk ve Müslüman markası olarak dünyada, özellikle Amerika’da ödüller almak ve tıpkı bir Malcolm X, bir Muhammed Ali gibi tüm dünyaya hitap eden büyük bir konuşma yapmaktır. Çünkü dünyaya baktığınızda temizlik sektöründe hep Alman, İngiliz, Fransız veya Amerikan markalarını görüyorsunuz; küresel ölçekte tanınan bir Türk markası bulunmuyor. "Neden bizim de bir markamız olmasın?" diyerek yola çıktık ve bu süreçte kazandığımız tüm sermayeyi dünyadaki altyapımızı kurmaya yatırdık. Dünya ülkelerinin tamamında "Glint" markasının patentlerini ve isim haklarını satın alarak küresel temelini oluşturduk. Bir Türk firmasının yapması gereken, en büyük küresel firmalara karşı kafa tutmak ve durmadan çalışmaktır. Biz bu hayali gerçekleştireceğimize sonuna kadar inanıyoruz.” dedi.
Clint Türkiye’de 140.000 marketin raflarında Clint’in Türkiye’de çok satıldığını ve tercih edildiğini ifade eden Yılmaz; “Türkiye’de halihazırda 140.000 marketin raflarında yer alıyoruz ve kendi kategorisinde en çok satılan ürün konumundayız; bunu dünyada da başarabilmemiz için önümüzde hiçbir engel yok, tek formülümüz çalışmaktır.” dedi.
“Sıkıntımız; mevzuat bizi bitkisel ürün değil, kimyasal deterjanlar sınıfında değerlendirmesi”Huriye Yılmaz; “normal şartlarda mevzuatta ve yönetmeliklerde net bir tanımlama yapılması, bu tanımlamanın sonucuna göre de yaptırım uygulanması gerekir. Ancak bizim geliştirdiğimiz bu inovatif ürünün şu anda mevcut deterjan yönetmeliği bazında hiçbir yasal tanımlaması yoktur; ürün yasal bir boşlukta kalmaktadır. Biz de hukuken bu tanımlama eksikliğini ispat etmeye çalışıyoruz. Basında ve sosyal medyadaki bazı küçük sayfalarda hakkımızda asılsız iddialar içeren viral haberler paylaşıldı. Manisa için çok değerli olan normal bir haber 5.000 izlenirken; Glint, Şahin Tuna Vardar veya Huriye Vardar ismiyle olumsuz bir haber yapıldığında 872.000 izlenmeye ulaşarak hızla yayılıyor. Hukuki süreç devam ettiği için 40 milyon TL'lik cezanın tüm detaylarını şu an paylaşmam doğru olmaz ancak Allah izin verirse haklılığımız tescillendiğinde tüm belgeleri basınla paylaşacağız. Temel sıkıntımız; mevcut mevzuatın bizi bitkisel ürün olarak değil, doğrudan kimyasal deterjanlar sınıfında değerlendirmesidir. Bu boşluktan dolayı incelemeler kilitlenmektedir. Sahibi olduğumuz ve dünya genelinde geçerliliği bulunan Ecocert sertifikasını Bakanlığa sunmamıza rağmen yerel bürokraside engellerle karşılaşıyoruz.” dedi.
Sosyal medyada bu linç kampanyasıÇıkan asılsız haberler nedeniyle çok ciddi paralar ödemek zorunda kaldıklarını ifade eden Huriye Yılmaz; “Hakkımızda bu tür asılsız haberler çıktığında, çalıştığımız ulusal zincir marketler bizden acilen "tüketici güven araştırması" raporları talep ediyor. Biz de bu asılsız haberlerin tüketiciler üzerindeki algısını ölçebilmek adına araştırma şirketlerine 1,5 - 2 milyon TL gibi çok ciddi paralar ödemek ve açıklama raporları hazırlamak zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla cezanın kesilmesi veya ödenmesinden ziyade, henüz kesinleşmemiş iddiaların basına "rekor ceza, kanıtlanamadı" şeklinde yansıması markamıza doğrudan ticari zarar vermektedir. Sosyal medyadaki bu linç kampanyasına karşı noter kanalıyla gerekli ihtarnameleri çekerek tekzip talebinde bulunduk. Ancak konu yargıya yansıdığı için henüz net bir tekzip yayını alamadık, süreçle ilgili tazminat ve ceza davalarımızı açacağız. Dijital dünyada yalan haber çok hızlı yayılıyor; bir kişinin başlattığı yanlış bir haberi arkasından 50 kişi paylaşıyor. Biz asıl kaynağı bulup kaldırılmasını sağlayana kadar ciddi bir zaman harcıyoruz; ilk kaynak içeriği kaldırsa bile diğer 49 kişi o yalanı doğruymuş gibi paylaşmaya devam ediyor.” dedi.
Glint nasıl bir temizlik ürünü?Glint’in özelliklerini ve içeriğini anlatan Huriye Yılmaz; “Ürünümüzün içeriğine, ne işe yaradığına ve üretim kapasitemize gelecek olursak; Glint, deterjan standart kalıplarının ötesinde tamamen yeni ve inovatif bir formüldür. Evet, teknik olarak temizlik sınıfındadır ancak içeriğinin tamamı bitkisel özlerden oluşan bir temizleyicidir. İçeriğinde kesinlikle insan sağlığına zararlı hiçbir kimyasal bulunmamaktadır. Bizler Sağlık veya Tarım Bakanlığı’na değil, deterjan yönetmeliği kapsamında Ticaret Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteriyoruz. Ürünümüzün içinde Ticaret Bakanlığı’nın deterjan yönetmeliğinde yasaklanmış olan tek bir hammadde dahi yoktur. Ürünümüzün tüm bileşenleri uluslararası MSDS (Malzeme Güvenlik Bilgi Formu) raporlarında "sınıflandırılmamış" yani sağlığa ve çevreye zararsız ürünler olarak tescillidir. Formülümüzde; gliserin, çam ağacı reçinesi, annelerimizin eskiden temizlikte kullandığı doğal soda, karbonat ve tuz yer almaktadır. Yasal zorunluluk gereği bu içeriği etiketimizin arkasına da açık ve net bir şekilde yazıyoruz. Biz bu ürüne "bitkisel içerikli" derken bunu sadece kendi beyanımızla değil, elimizdeki dünya çapındaki sertifika ve raporlarla destekliyoruz. Türkiye’de bu kategorinin mevzuatı olmadığı için uydurulamama problemi yaşıyoruz.” dedi.
"Her eve tek ürün" mottosuHuriye Yılmaz; “Glint, yola "Her eve tek ürün" mottosuyla çıktı. Evinizdeki kıyafetlerde, halılarda, perdelerde, mutfakta, yağlı tencerelerde, lavabolarda kısacası tüm ev temizliğinde güvenle kullanılabilen bir üründür. Normal şartlarda 10 farklı temizlik şişesinin yapabileceği tüm işlevleri tek bir şişeyle çözerek aile ekonomisine çok büyük bir destek sağlamaktadır; ürünün bu kadar çok tutulmasının ve pazar payı kapmasının sırrı da budur. Şu anda fabrikamızda vardiya başına 100.000 şişe olmak üzere, günde toplam 300.000 şişe üretim kapasitesiyle aralıksız çalışıyoruz. Türkiye’de raflarında yer almadığımız hiçbir ulusal zincir market bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verdi.
“Avrupa’daki tüm Türk ve helal marketlerin raflarındayız”Glint markasının patentini aldıklarını ifade eden Huriye Yılmaz; “Avrupa’daki tüm Türk ve helal marketlerin raflarındayız; önümüzdeki hafta ise Avrupa’nın ana akım en büyük zincir marketlerinin heyetlerini fabrikamızda ağırlayarak büyük denetim süreçlerini gerçekleştireceğiz. Orta Doğu bölgesine ihracatımız oradaki savaş ortamı sebebiyle bir dönem duraklamış olsa da şu an yeniden hız kazanmış durumdadır. Amerika pazarında da güçlü bir altyapıya sahibiz. Markamızın patentini 1,5 yıl önce resmi olarak tescil ettirdik.” bilgisini verdi.
“Sektörde yeni bir kategori açmanın tüm sancılarını biz çekiyoruz”“Devletin bize ve bu sektöre özel yeni bir yönetmelik yazması gerekmektedir.” diyen Huriye Yılmaz; “Rakiplerimiz bakkal dükkanı olmadığı için, bizim tek bir kelimemiz üzerinden organize şekilde tek bir günde 100 farklı şikayet dilekçesi verdirebiliyorlar. Sektörde yeni bir kategori açmanın tüm sancılarını biz çekiyoruz. Nitekim biz bu pazarı açtıktan sonra, ulusal zincir marketlerden BİM bile bizim arkamızdan kendi markasıyla "bitkisel içerikli temizleyici" ürün çıkarttı; keza Türkiye’deki bir diğer büyük market zinciri de yine bizi taklit ederek benzer bir ürünü piyasaya sürdü. İlk olmanın faturasını biz ödüyoruz ama bu yasal süreci sonuna kadar sürdüreceğiz. Bakanlık yetkilileriyle yaptığımız olumlu görüşmelerde de belirtildiği üzere, devletin bize ve bu sektöre özel yeni bir yönetmelik yazması gerekmektedir. Durum tamamen, tıpkı geçmişte elektrikli araçlar ilk çıktığında veya bankalara ilk siber saldırılar yapıldığında mevzuatın arkadan gelmesi gibi bir virüs-antivirüs ilişkisidir. İnovasyon önden gider, mevzuat arkadan gelir. Avrupa ve Amerika pazarlarında ise bu tarz bürokratik engellerle hiç karşılaşmıyoruz. Aksine, Avrupa’da Ecocert belgemiz çok yüksek bir prestij görüyor ve önümüzdeki hafta yapılacak denetimlerin ardından bu market zincirleriyle aylık, 1 milyon şişelik bir hacimle siparişlere başlayacağız.” dedi.
“Hukuk sistemimize asla küsecek değiliz; hukuka inancımız tamdır”Huriye Yılmaz; “Rakiplerimizin lobileri iç piyasada çok güçlü olabilir, istedikleri gibi dev bütçelerle reklam verip yasal sınırları aşmalarına rağmen ceza almıyor olabilirler. Biz ise Manisa’da ciddi istihdam sağlayan, yerli ve milli bir sanayi üreticisiyiz. Bugün Manisa’da yerli marka denildiğinde Glint ilk 5 firma arasında yer almaktadır. Biz devletimize, hukuk sistemimize asla küsecek değiliz; hukuka inancımız tamdır. Mücadelemizi tamamen yasal ve hukuki yollardan vererek bu engelleri aşacağız. Bu süreçte siz değerli basın mensuplarının objektif ve tarafsız duruşu bizim için çok büyük bir güç kaynağıdır.” diye konuştu.
"Manisa'dan dünyaya" hedefi
Glint'in kurucusu Şahin Tuna Vardar ise şirketin uluslararası marka olma vizyonuyla hareket ettiğini belirtti. Markanın çok sayıda ülkede tescilli olduğunu ifade eden Vardar, Romanya'da üretim yatırımlarının bulunduğunu, ihracat ağının ise sürekli genişlediğini söyledi.
Uluslararası pazarda dünyanın büyük markalarıyla rekabet ettiklerini dile getiren Vardar, şirketin kısa sürede elde ettiği büyümenin, yoğun çalışmanın sonucu olduğu görüşünü savundu.Hayalinin bir dünya markası yaratmak olduğunu ve bu vizyonla yola çıktıklarını kaydeden Glint Marka Kurucusu Şahin Tuna Vardar şunları söyledi: “Glint markasının 186 ülkede marka patentinin de sahibiyim. Biz ‘Manisa’dan dünyaya’ sloganıyla yola çıktık. Manisa’da 4 tane fabrikamız var. İyi şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ve bu süreçte hem Manisa’nın hem de devletimizin desteğini almak istiyoruz. Çünkü dünyada büyük markalar ile kapışıyoruz. Bunlardan sürekli baskı görüyoruz çünkü Türkiye’de en çok satan marka olarak 1. sıradayız. 140 bin markette varız. Bir buçuk senede bunu başardık. Ve büyük markaların Pazar paylarının büyük bölümünü aldık. Almaya da devam ediyoruz. Romanya’da bir fabrikamız var. Amerika’da bayimiz var. Ortadoğu’ya ihracatımız var. İhracatta 35 ülkeyi geçtik. Benim hayalim dünyada bir ödül almak ve konuşma yapmak. Glint markasının her ülkede aldım. Temeli oluşturdum. Şimdi bunu dünyaya anlatma zamanı” diye konuştu.
“300.000 şişelik üretim hacmine reklamlarla değil, ürünün gerçek performansıyla ulaştık”
Reklam stratejilerinden de bahseden Vardar; “Gelecek reklam stratejilerimizi de mevcut hukuki sınırları dikkate alarak tamamen güncelliyoruz. Reklamlarımızda artık doğrudan ürünün bitkisel formülünü, doğallığını ve çevre dostu misyonunu ön plana çıkaracağız. Zaten Glint, kulaktan kulağa yayılan tüketici memnuniyetiyle büyüyen bir markadır. Biz günlük 300.000 şişelik üretim hacmine sadece televizyon reklamlarıyla değil, ürünün mutfaktaki gerçek performansı sayesinde ulaştık. Amerika pazarı çok büyük, katı ve kuralları son derece net olan bir pazardır. Amerika bayimiz İsmail Bey oradaki dağıtım ağımızı ve tüm operasyonel süreçleri son derece profesyonelce yürütmektedir. Amerikalı tüketiciler "organic" ve "plant-based" (bitkisel kökenli) ürün gruplarına çok büyük değer veriyor ve bu kalite için yüksek bedeller ödemeye hazırlar. Biz Türkiye’deki ulaşılabilir ve ekonomik fiyat politikamızı Amerika’da da koruyarak hem yüksek kaliteli hem de uygun fiyatlı bir ürün konumlandırması yaptık. Şu an Amazon Amerika başta olmak üzere, tüm eyaletlerdeki ana akım zincir marketlerin raflarına girmek için gerekli lojistik ve hukuki altyapıyı tamamladık. Avrupa’da ise halihazırda yerel Türk, helal ve etnik marketlerin tamamında raflardayız. Önümüzdeki haftaki büyük denetimin ardından, doğrudan Avrupalı yerel halkın alışveriş yaptığı ana akım süpermarket zincirlerinin raflarında yer alacağız. Amacımız sadece yurt dışındaki gurbetçi vatandaşlarımıza satış yapmak değil; bir Alman’ın, bir Fransız’ın evine de yerli üretimimiz olan Glint’i sokabilmektir. Şahin Tuna Vardar’ın en büyük hayali olan "Dünyada küresel bir Türk markası, bir Müslüman markası konuşulacak" vizyonuna doğru, çok çalışarak her gün bir adım daha yaklaşıyoruz.” diye konuştu.
Glint Manisa Basket yatırımı
Toplantının önemli başlıklarından biri de Glint Manisa Basket'e yapılan yatırım oldu.
Huriye Yılmaz, şirketin önce isim sponsorluğu üstlendiğini, ardından kulübün yönetimini devraldığını belirterek, basketbol yatırımının yalnızca sponsorluk faaliyeti olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Avrupa kupalarında mücadele eden bir takımın hem Manisa'nın tanıtımına hem de şirketin uluslararası ticari hedeflerine önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Yılmaz, kulübün mali yükümlülüklerinin önemli bölümünü üstlendiklerini kaydetti.
"Bu takım Manisa'nın"
Glint yöneticileri, Manisa Basket'in kentin ortak değeri olduğunu vurgulayarak kamuoyuna destek çağrısında bulundu. Yönetim Kurulu Başkanı Huriye Yılmaz, Manisa Basket'in hem Türkiye Basketbol Süper Ligi'nde hem de Avrupa kupalarında mücadele ettiğini hatırlatarak, tribünlerin dolmasının takımın başarısı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Huriye Yılmaz, Manisalılardan maddi değil, manevi destek beklediklerini belirterek, özellikle gençlerin basketbola yönlendirilmesi ve kentte basketbol kültürünün güçlendirilmesini hedeflediklerini ifade etti. Yılmaz; “Kuruluşumuzdan bu yana tüm faaliyetlerimizi; kurumsal yönetim anlayışı, etik değerler, hukuka bağlılık ve sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yürütmekteyiz. Spor yatırımlarımızın temel amacı yalnızca sportif başarı değil; bulunduğumuz şehir için kalıcı değer üretmek, gençlere fırsatlar sunmak ve Türk sporunun gelişimine katkı sağlamaktır. Glint Manisa Basket Kulübünü küme düşmekten kurtararak, yatırım yaparak şampiyonlar ligine taşıdık. Geçen sene biz takımı aldığımızda sondan ikinci sıradaydı. Takım düşme hattındaydı. Önce sponsor olduk, sonrasında toplamda 3 milyon 900 bin dolara takımı satın aldık. Artık takım Manisa'nın, Manisa halkının. Ama Manisa takıma sahip çıkmıyor. Maçlarda istediğimiz desteği, seyirciyi bulamıyoruz. Manisa halkı neden takıma sahip çıkmıyor? Bunu anlamakta zorlanıyoruz. Manisa’nın önde gelenlerinden ve Manisa halkından destek bekliyoruz. Bu başarıyı mutluluğu hep birlikte yaşayalım istiyoruz” dedi.
“Biz hem ticarette hem de sahada sadece adil bir oyun talep ediyoruz”
Şirketin kurucusu Şahin Tuna Vardar üretim yatırımlarıyla birlikte spor yatırımlarını uzun vadeli bir vizyonun parçası olarak gördüklerini belirterek, Manisa Basket'in Avrupa'da elde edeceği başarıların hem şehrin tanıtımına hem de kentin marka değerine katkı sağlayacağını söyledi. Vardar; “Glint Manisa Basket takımına yaptığımız yatırımlar ve takımı Şampiyonlar Ligi’ne taşıma başarımız ise tamamen bu şehre olan vefa borcumuzun bir sonucudur. Manisa Basket takımı küme düşme hattındayken, herkesin ümidini kestiği ve elini eteğini çektiği bir dönemde biz yönetim olarak gövdemizi taşın altına koyduk. Çok ciddi bir finansal bütçe ayırarak gerekli transferleri yaptık. Takım sadece ligde kalmadı, üstün bir başarı göstererek Avrupa arenalarında mücadele etmek üzere Basketbol Şampiyonlar Ligi vizesi aldı. Bu bizim için sıradan bir sponsorluk reklamı değil; bu şehrin gençliğine, sporuna ve enerjisine olan inancımızın bir göstergesidir. Rakiplerimiz bizim enerjimizi Ankara’da bürokrasiyle, tebligatlarla ve şikayetlerle tüketmeye çalışırken; biz yerli bir marka olarak Manisa’nın adını Avrupa salonlarına yazdırıyoruz. Biz hem ticarette hem de sahada sadece adil bir oyun talep ediyoruz.” dedi.

"90 bin satış noktasına ulaştık"
Glint Herbal Clean Kimya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Huriye Yılmaz, şirketin son yıllarda hızlı bir büyüme ivmesi yakaladığını belirterek, ürünlerinin Türkiye genelinde yaklaşık 90 bin satış noktasında yer aldığını söyledi.
Üretimin Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde gerçekleştirildiğini ifade eden Yılmaz, fabrikada kadın istihdam oranının yüzde 84'e ulaştığını belirterek, kadın istihdamını artırmayı öncelikli hedeflerinden biri olarak gördüklerini dile getirdi.
"35 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz"Şirketin uluslararası pazarda da büyümeye devam ettiğini belirten Huriye Yılmaz, Glint ürünlerinin bugün ağırlıklı olarak Avrupa ve Orta Doğu olmak üzere 35 ülkeye ihraç edildiğini söyledi.
Günlük üretim kapasitesinin 300 bin şişeye ulaştığını ifade eden Yılmaz, Avrupa'nın büyük perakende zincirleriyle yeni iş birlikleri için görüşmeler yürüttüklerini kaydetti.
Ürün içeriklerine ilişkin açıklama
Ürünlerin tamamen bitkisel içerikli temizleyiciler olarak geliştirildiğini belirten Yılmaz, kullanılan hammaddelerin sağlık açısından zararlı olarak sınıflandırılmadığını savundu.
Glint ürünlerinin evde birçok farklı alanda kullanılabildiğini ifade eden Yılmaz, tek ürünle farklı temizlik ihtiyaçlarının karşılanmasının tüketiciler açısından ekonomik avantaj sağladığını dile getirdi.
Dev firmalardan baskı ve tehdit !Huriye Yılmaz yaşadıkları zorlu süreci anlattığı konuşmasında; “Dünyadaki ve iç piyasadaki diğer büyük firmalardan ne tür bir tehdit ve baskı gördüğümüze gelirsek; yasal süreçlerimizin tamamını şirket avukatımız Muhammed Akif Alshora ile birlikte yürütüyoruz. Biz Türkiye’de bitkisel temizleyici pazarını ilk defa açan firmayız. Daha öncesinde Türkiye’deki market raflarında bitkisel içerikli temizleyici kategorisinde satılan hiçbir ürün yoktu. Ürünümüz formülasyon gereği gerçekten çok iyi çalıştığı ve yüksek performans gösterdiği için kısa sürede çok ciddi bir büyüme yakaladı.” dedi.
“Türkiye'de hiç olmayanı yaparak yeni bir kategori yarattık”Huriye Yılmaz firmanın gelişim sürecinide anlattı. Yılmaz; “Gelişim sürecimizi verilerle ve belgelerle konuşmak gerekirse; geçen sene ocak ayında bu işe ilk başladığımızda sadece Trendyol platformu üzerinden satış yapıyorduk. Kısa sürede Trendyol’da günde 102.000 kargo çıkartan tek firma olarak platform tarihine geçmeyi başardık. Bu rekor başarımızın ardından Trendyol yönetimi bizi Twin Towers’taki genel merkezlerinde pasta keserek ağırladı ve tüm CEO'larıyla birlikte ayakta alkışladı. Trendyol’da ulaştığımız bu muazzam satış rakamlarının ardından ulusal zincir marketlerin dikkatini çektik ve marketler ürün tedariki için doğrudan kendileri bizden talepte bulundular. Dünyanın kabul ettiği ve market çıkış fişlerini analiz ederek gerçek satış adetlerini raporlayan bağımsız araştırma kurumu Nielsen’in raporuna göre; geçen sene ocak ayında pazarda %0,3 olan pazar payımız, aynı yılın (2025) mayıs ayı itibarıyla %31,5’e yükseldi. Sektördeki toplam satış payının neredeyse üçte birine erişmiş olmamız, doğal olarak 100 yıllık dev rakiplerimizin pazar paylarından aldığımızı göstermektedir. Sektörde başarılı olmak için ya hiç olmayanı yapacaksınız ya da var olanın en iyisini yapacaksınız; biz Türkiye'de hiç olmayanı yaparak yeni bir kategori yarattık.” ifadelerine yer verdi.
“Yasal ve operasyonel zorluklar yaşıyoruz” Karşılarındaki rakiplerin çok güçlü olduğunu, bakkal veya küçük dükkan sahipleri olmadığını dile getiren Huriye Yılmaz; “Ancak bir işi ilk defa yapmanın getirdiği en büyük yasal ve operasyonel zorlukları da ilk yapan olarak biz göğüslüyoruz. Şu anda devletimizin mevzuatında bu yeni kategoriyle ilgili henüz bir yönetmelik dahi bulunmamaktadır. Karşımızdaki rakipler basit bakkal dükkanları değil; bu işin tüm açıklarını, yasal prosedürlerini ve lobiciliğini çok iyi bilen 100 yıllık küresel firmalardır. Bizler formülü bulan, ürünün pazarlamasını üstlenen ve el ele vererek bu noktaya ulaşan üreticileriz.” diye konuştu.
“Olumsuz veya eksik haberler dev rakiplerimizin değirmenine su taşıyor”Huriye Yılmaz; “Basında hakkımızda çıkan olumsuz veya eksik haberler de ne yazık ki bu dev rakiplerimizin değirmenine su taşımış ve onları nemalandırmış oluyor. Bizim buradaki asıl mücadelemiz yerli bir üretici olarak ayakta kalabilmektir.” görüşlerine yer verdi.Hayalleri; tüm dünya genelinde bir Türk markası yaratmakKendilerine gelen tekliflerden ve hayallerinden bahseden Huriye Yılmaz; “Uluslararası firmaların üzerimize çökmeye çalışıp çalışmadığı ya da firmayı kendilerine satmamız yönünde tehditler alıp almadığımız konusuna gelirsek; bu yönde süreçler ve teklifler kapımıza geldi. Türkiye’deki birçok fabrikanın veya bankanın yabancıların eline geçtiğini biliyoruz. Ancak Kurucumuz Şahin Tuna Vardar’ın 13 yıldır, benim ise son 3 yıldır ortak olduğum büyük bir hayalimiz var. Şahin Tuna Bey’in hayali; bir Türk ve Müslüman markası olarak dünyada, özellikle Amerika’da ödüller almak ve tıpkı bir Malcolm X, bir Muhammed Ali gibi tüm dünyaya hitap eden büyük bir konuşma yapmaktır. Çünkü dünyaya baktığınızda temizlik sektöründe hep Alman, İngiliz, Fransız veya Amerikan markalarını görüyorsunuz; küresel ölçekte tanınan bir Türk markası bulunmuyor. "Neden bizim de bir markamız olmasın?" diyerek yola çıktık ve bu süreçte kazandığımız tüm sermayeyi dünyadaki altyapımızı kurmaya yatırdık. Dünya ülkelerinin tamamında "Glint" markasının patentlerini ve isim haklarını satın alarak küresel temelini oluşturduk. Bir Türk firmasının yapması gereken, en büyük küresel firmalara karşı kafa tutmak ve durmadan çalışmaktır. Biz bu hayali gerçekleştireceğimize sonuna kadar inanıyoruz.” dedi.
Clint Türkiye’de 140.000 marketin raflarında Clint’in Türkiye’de çok satıldığını ve tercih edildiğini ifade eden Yılmaz; “Türkiye’de halihazırda 140.000 marketin raflarında yer alıyoruz ve kendi kategorisinde en çok satılan ürün konumundayız; bunu dünyada da başarabilmemiz için önümüzde hiçbir engel yok, tek formülümüz çalışmaktır.” dedi.
“Sıkıntımız; mevzuat bizi bitkisel ürün değil, kimyasal deterjanlar sınıfında değerlendirmesi”Huriye Yılmaz; “normal şartlarda mevzuatta ve yönetmeliklerde net bir tanımlama yapılması, bu tanımlamanın sonucuna göre de yaptırım uygulanması gerekir. Ancak bizim geliştirdiğimiz bu inovatif ürünün şu anda mevcut deterjan yönetmeliği bazında hiçbir yasal tanımlaması yoktur; ürün yasal bir boşlukta kalmaktadır. Biz de hukuken bu tanımlama eksikliğini ispat etmeye çalışıyoruz. Basında ve sosyal medyadaki bazı küçük sayfalarda hakkımızda asılsız iddialar içeren viral haberler paylaşıldı. Manisa için çok değerli olan normal bir haber 5.000 izlenirken; Glint, Şahin Tuna Vardar veya Huriye Vardar ismiyle olumsuz bir haber yapıldığında 872.000 izlenmeye ulaşarak hızla yayılıyor. Hukuki süreç devam ettiği için 40 milyon TL'lik cezanın tüm detaylarını şu an paylaşmam doğru olmaz ancak Allah izin verirse haklılığımız tescillendiğinde tüm belgeleri basınla paylaşacağız. Temel sıkıntımız; mevcut mevzuatın bizi bitkisel ürün olarak değil, doğrudan kimyasal deterjanlar sınıfında değerlendirmesidir. Bu boşluktan dolayı incelemeler kilitlenmektedir. Sahibi olduğumuz ve dünya genelinde geçerliliği bulunan Ecocert sertifikasını Bakanlığa sunmamıza rağmen yerel bürokraside engellerle karşılaşıyoruz.” dedi.
Sosyal medyada bu linç kampanyasıÇıkan asılsız haberler nedeniyle çok ciddi paralar ödemek zorunda kaldıklarını ifade eden Huriye Yılmaz; “Hakkımızda bu tür asılsız haberler çıktığında, çalıştığımız ulusal zincir marketler bizden acilen "tüketici güven araştırması" raporları talep ediyor. Biz de bu asılsız haberlerin tüketiciler üzerindeki algısını ölçebilmek adına araştırma şirketlerine 1,5 - 2 milyon TL gibi çok ciddi paralar ödemek ve açıklama raporları hazırlamak zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla cezanın kesilmesi veya ödenmesinden ziyade, henüz kesinleşmemiş iddiaların basına "rekor ceza, kanıtlanamadı" şeklinde yansıması markamıza doğrudan ticari zarar vermektedir. Sosyal medyadaki bu linç kampanyasına karşı noter kanalıyla gerekli ihtarnameleri çekerek tekzip talebinde bulunduk. Ancak konu yargıya yansıdığı için henüz net bir tekzip yayını alamadık, süreçle ilgili tazminat ve ceza davalarımızı açacağız. Dijital dünyada yalan haber çok hızlı yayılıyor; bir kişinin başlattığı yanlış bir haberi arkasından 50 kişi paylaşıyor. Biz asıl kaynağı bulup kaldırılmasını sağlayana kadar ciddi bir zaman harcıyoruz; ilk kaynak içeriği kaldırsa bile diğer 49 kişi o yalanı doğruymuş gibi paylaşmaya devam ediyor.” dedi.
Glint nasıl bir temizlik ürünü?Glint’in özelliklerini ve içeriğini anlatan Huriye Yılmaz; “Ürünümüzün içeriğine, ne işe yaradığına ve üretim kapasitemize gelecek olursak; Glint, deterjan standart kalıplarının ötesinde tamamen yeni ve inovatif bir formüldür. Evet, teknik olarak temizlik sınıfındadır ancak içeriğinin tamamı bitkisel özlerden oluşan bir temizleyicidir. İçeriğinde kesinlikle insan sağlığına zararlı hiçbir kimyasal bulunmamaktadır. Bizler Sağlık veya Tarım Bakanlığı’na değil, deterjan yönetmeliği kapsamında Ticaret Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteriyoruz. Ürünümüzün içinde Ticaret Bakanlığı’nın deterjan yönetmeliğinde yasaklanmış olan tek bir hammadde dahi yoktur. Ürünümüzün tüm bileşenleri uluslararası MSDS (Malzeme Güvenlik Bilgi Formu) raporlarında "sınıflandırılmamış" yani sağlığa ve çevreye zararsız ürünler olarak tescillidir. Formülümüzde; gliserin, çam ağacı reçinesi, annelerimizin eskiden temizlikte kullandığı doğal soda, karbonat ve tuz yer almaktadır. Yasal zorunluluk gereği bu içeriği etiketimizin arkasına da açık ve net bir şekilde yazıyoruz. Biz bu ürüne "bitkisel içerikli" derken bunu sadece kendi beyanımızla değil, elimizdeki dünya çapındaki sertifika ve raporlarla destekliyoruz. Türkiye’de bu kategorinin mevzuatı olmadığı için uydurulamama problemi yaşıyoruz.” dedi.
"Her eve tek ürün" mottosuHuriye Yılmaz; “Glint, yola "Her eve tek ürün" mottosuyla çıktı. Evinizdeki kıyafetlerde, halılarda, perdelerde, mutfakta, yağlı tencerelerde, lavabolarda kısacası tüm ev temizliğinde güvenle kullanılabilen bir üründür. Normal şartlarda 10 farklı temizlik şişesinin yapabileceği tüm işlevleri tek bir şişeyle çözerek aile ekonomisine çok büyük bir destek sağlamaktadır; ürünün bu kadar çok tutulmasının ve pazar payı kapmasının sırrı da budur. Şu anda fabrikamızda vardiya başına 100.000 şişe olmak üzere, günde toplam 300.000 şişe üretim kapasitesiyle aralıksız çalışıyoruz. Türkiye’de raflarında yer almadığımız hiçbir ulusal zincir market bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verdi.
“Avrupa’daki tüm Türk ve helal marketlerin raflarındayız”Glint markasının patentini aldıklarını ifade eden Huriye Yılmaz; “Avrupa’daki tüm Türk ve helal marketlerin raflarındayız; önümüzdeki hafta ise Avrupa’nın ana akım en büyük zincir marketlerinin heyetlerini fabrikamızda ağırlayarak büyük denetim süreçlerini gerçekleştireceğiz. Orta Doğu bölgesine ihracatımız oradaki savaş ortamı sebebiyle bir dönem duraklamış olsa da şu an yeniden hız kazanmış durumdadır. Amerika pazarında da güçlü bir altyapıya sahibiz. Markamızın patentini 1,5 yıl önce resmi olarak tescil ettirdik.” bilgisini verdi.
“Sektörde yeni bir kategori açmanın tüm sancılarını biz çekiyoruz”“Devletin bize ve bu sektöre özel yeni bir yönetmelik yazması gerekmektedir.” diyen Huriye Yılmaz; “Rakiplerimiz bakkal dükkanı olmadığı için, bizim tek bir kelimemiz üzerinden organize şekilde tek bir günde 100 farklı şikayet dilekçesi verdirebiliyorlar. Sektörde yeni bir kategori açmanın tüm sancılarını biz çekiyoruz. Nitekim biz bu pazarı açtıktan sonra, ulusal zincir marketlerden BİM bile bizim arkamızdan kendi markasıyla "bitkisel içerikli temizleyici" ürün çıkarttı; keza Türkiye’deki bir diğer büyük market zinciri de yine bizi taklit ederek benzer bir ürünü piyasaya sürdü. İlk olmanın faturasını biz ödüyoruz ama bu yasal süreci sonuna kadar sürdüreceğiz. Bakanlık yetkilileriyle yaptığımız olumlu görüşmelerde de belirtildiği üzere, devletin bize ve bu sektöre özel yeni bir yönetmelik yazması gerekmektedir. Durum tamamen, tıpkı geçmişte elektrikli araçlar ilk çıktığında veya bankalara ilk siber saldırılar yapıldığında mevzuatın arkadan gelmesi gibi bir virüs-antivirüs ilişkisidir. İnovasyon önden gider, mevzuat arkadan gelir. Avrupa ve Amerika pazarlarında ise bu tarz bürokratik engellerle hiç karşılaşmıyoruz. Aksine, Avrupa’da Ecocert belgemiz çok yüksek bir prestij görüyor ve önümüzdeki hafta yapılacak denetimlerin ardından bu market zincirleriyle aylık, 1 milyon şişelik bir hacimle siparişlere başlayacağız.” dedi.
“Hukuk sistemimize asla küsecek değiliz; hukuka inancımız tamdır”Huriye Yılmaz; “Rakiplerimizin lobileri iç piyasada çok güçlü olabilir, istedikleri gibi dev bütçelerle reklam verip yasal sınırları aşmalarına rağmen ceza almıyor olabilirler. Biz ise Manisa’da ciddi istihdam sağlayan, yerli ve milli bir sanayi üreticisiyiz. Bugün Manisa’da yerli marka denildiğinde Glint ilk 5 firma arasında yer almaktadır. Biz devletimize, hukuk sistemimize asla küsecek değiliz; hukuka inancımız tamdır. Mücadelemizi tamamen yasal ve hukuki yollardan vererek bu engelleri aşacağız. Bu süreçte siz değerli basın mensuplarının objektif ve tarafsız duruşu bizim için çok büyük bir güç kaynağıdır.” diye konuştu.
"Manisa'dan dünyaya" hedefiGlint'in kurucusu Şahin Tuna Vardar ise şirketin uluslararası marka olma vizyonuyla hareket ettiğini belirtti. Markanın çok sayıda ülkede tescilli olduğunu ifade eden Vardar, Romanya'da üretim yatırımlarının bulunduğunu, ihracat ağının ise sürekli genişlediğini söyledi.
Uluslararası pazarda dünyanın büyük markalarıyla rekabet ettiklerini dile getiren Vardar, şirketin kısa sürede elde ettiği büyümenin, yoğun çalışmanın sonucu olduğu görüşünü savundu.Hayalinin bir dünya markası yaratmak olduğunu ve bu vizyonla yola çıktıklarını kaydeden Glint Marka Kurucusu Şahin Tuna Vardar şunları söyledi: “Glint markasının 186 ülkede marka patentinin de sahibiyim. Biz ‘Manisa’dan dünyaya’ sloganıyla yola çıktık. Manisa’da 4 tane fabrikamız var. İyi şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ve bu süreçte hem Manisa’nın hem de devletimizin desteğini almak istiyoruz. Çünkü dünyada büyük markalar ile kapışıyoruz. Bunlardan sürekli baskı görüyoruz çünkü Türkiye’de en çok satan marka olarak 1. sıradayız. 140 bin markette varız. Bir buçuk senede bunu başardık. Ve büyük markaların Pazar paylarının büyük bölümünü aldık. Almaya da devam ediyoruz. Romanya’da bir fabrikamız var. Amerika’da bayimiz var. Ortadoğu’ya ihracatımız var. İhracatta 35 ülkeyi geçtik. Benim hayalim dünyada bir ödül almak ve konuşma yapmak. Glint markasının her ülkede aldım. Temeli oluşturdum. Şimdi bunu dünyaya anlatma zamanı” diye konuştu.
“300.000 şişelik üretim hacmine reklamlarla değil, ürünün gerçek performansıyla ulaştık”Reklam stratejilerinden de bahseden Vardar; “Gelecek reklam stratejilerimizi de mevcut hukuki sınırları dikkate alarak tamamen güncelliyoruz. Reklamlarımızda artık doğrudan ürünün bitkisel formülünü, doğallığını ve çevre dostu misyonunu ön plana çıkaracağız. Zaten Glint, kulaktan kulağa yayılan tüketici memnuniyetiyle büyüyen bir markadır. Biz günlük 300.000 şişelik üretim hacmine sadece televizyon reklamlarıyla değil, ürünün mutfaktaki gerçek performansı sayesinde ulaştık. Amerika pazarı çok büyük, katı ve kuralları son derece net olan bir pazardır. Amerika bayimiz İsmail Bey oradaki dağıtım ağımızı ve tüm operasyonel süreçleri son derece profesyonelce yürütmektedir. Amerikalı tüketiciler "organic" ve "plant-based" (bitkisel kökenli) ürün gruplarına çok büyük değer veriyor ve bu kalite için yüksek bedeller ödemeye hazırlar. Biz Türkiye’deki ulaşılabilir ve ekonomik fiyat politikamızı Amerika’da da koruyarak hem yüksek kaliteli hem de uygun fiyatlı bir ürün konumlandırması yaptık. Şu an Amazon Amerika başta olmak üzere, tüm eyaletlerdeki ana akım zincir marketlerin raflarına girmek için gerekli lojistik ve hukuki altyapıyı tamamladık. Avrupa’da ise halihazırda yerel Türk, helal ve etnik marketlerin tamamında raflardayız. Önümüzdeki haftaki büyük denetimin ardından, doğrudan Avrupalı yerel halkın alışveriş yaptığı ana akım süpermarket zincirlerinin raflarında yer alacağız. Amacımız sadece yurt dışındaki gurbetçi vatandaşlarımıza satış yapmak değil; bir Alman’ın, bir Fransız’ın evine de yerli üretimimiz olan Glint’i sokabilmektir. Şahin Tuna Vardar’ın en büyük hayali olan "Dünyada küresel bir Türk markası, bir Müslüman markası konuşulacak" vizyonuna doğru, çok çalışarak her gün bir adım daha yaklaşıyoruz.” diye konuştu.
Glint Manisa Basket yatırımıToplantının önemli başlıklarından biri de Glint Manisa Basket'e yapılan yatırım oldu.
Huriye Yılmaz, şirketin önce isim sponsorluğu üstlendiğini, ardından kulübün yönetimini devraldığını belirterek, basketbol yatırımının yalnızca sponsorluk faaliyeti olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Avrupa kupalarında mücadele eden bir takımın hem Manisa'nın tanıtımına hem de şirketin uluslararası ticari hedeflerine önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Yılmaz, kulübün mali yükümlülüklerinin önemli bölümünü üstlendiklerini kaydetti.
"Bu takım Manisa'nın"Glint yöneticileri, Manisa Basket'in kentin ortak değeri olduğunu vurgulayarak kamuoyuna destek çağrısında bulundu. Yönetim Kurulu Başkanı Huriye Yılmaz, Manisa Basket'in hem Türkiye Basketbol Süper Ligi'nde hem de Avrupa kupalarında mücadele ettiğini hatırlatarak, tribünlerin dolmasının takımın başarısı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Huriye Yılmaz, Manisalılardan maddi değil, manevi destek beklediklerini belirterek, özellikle gençlerin basketbola yönlendirilmesi ve kentte basketbol kültürünün güçlendirilmesini hedeflediklerini ifade etti. Yılmaz; “Kuruluşumuzdan bu yana tüm faaliyetlerimizi; kurumsal yönetim anlayışı, etik değerler, hukuka bağlılık ve sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yürütmekteyiz. Spor yatırımlarımızın temel amacı yalnızca sportif başarı değil; bulunduğumuz şehir için kalıcı değer üretmek, gençlere fırsatlar sunmak ve Türk sporunun gelişimine katkı sağlamaktır. Glint Manisa Basket Kulübünü küme düşmekten kurtararak, yatırım yaparak şampiyonlar ligine taşıdık. Geçen sene biz takımı aldığımızda sondan ikinci sıradaydı. Takım düşme hattındaydı. Önce sponsor olduk, sonrasında toplamda 3 milyon 900 bin dolara takımı satın aldık. Artık takım Manisa'nın, Manisa halkının. Ama Manisa takıma sahip çıkmıyor. Maçlarda istediğimiz desteği, seyirciyi bulamıyoruz. Manisa halkı neden takıma sahip çıkmıyor? Bunu anlamakta zorlanıyoruz. Manisa’nın önde gelenlerinden ve Manisa halkından destek bekliyoruz. Bu başarıyı mutluluğu hep birlikte yaşayalım istiyoruz” dedi.
“Biz hem ticarette hem de sahada sadece adil bir oyun talep ediyoruz”Şirketin kurucusu Şahin Tuna Vardar üretim yatırımlarıyla birlikte spor yatırımlarını uzun vadeli bir vizyonun parçası olarak gördüklerini belirterek, Manisa Basket'in Avrupa'da elde edeceği başarıların hem şehrin tanıtımına hem de kentin marka değerine katkı sağlayacağını söyledi. Vardar; “Glint Manisa Basket takımına yaptığımız yatırımlar ve takımı Şampiyonlar Ligi’ne taşıma başarımız ise tamamen bu şehre olan vefa borcumuzun bir sonucudur. Manisa Basket takımı küme düşme hattındayken, herkesin ümidini kestiği ve elini eteğini çektiği bir dönemde biz yönetim olarak gövdemizi taşın altına koyduk. Çok ciddi bir finansal bütçe ayırarak gerekli transferleri yaptık. Takım sadece ligde kalmadı, üstün bir başarı göstererek Avrupa arenalarında mücadele etmek üzere Basketbol Şampiyonlar Ligi vizesi aldı. Bu bizim için sıradan bir sponsorluk reklamı değil; bu şehrin gençliğine, sporuna ve enerjisine olan inancımızın bir göstergesidir. Rakiplerimiz bizim enerjimizi Ankara’da bürokrasiyle, tebligatlarla ve şikayetlerle tüketmeye çalışırken; biz yerli bir marka olarak Manisa’nın adını Avrupa salonlarına yazdırıyoruz. Biz hem ticarette hem de sahada sadece adil bir oyun talep ediyoruz.” dedi.








